gamyun.net'i doğru görüntüleyebilmek için tarayıcını güncellemelisin, güncelleyemiyorsan başka bir tarayıcıyı ücretsiz yükleyebilirsin.

BLOG

DEĞİŞEN NE?

16 Mart 2021, 23.07
A- A+

Sene 1989 sanırım

İlkokul 4 ya da 5 e gidiyorum. Antalya Ahmet Bileydi İlkokulu. Önlüklerin simsiyah, yakalarının bembeyaz olduğu zamanlar. Seneler hepsini yavaş yavaş tersi yönde değiştirse bile o zamanlar zeki çevik ve ahlaklıyım. Şimdiki halimle kıyaslayınca şaşırtıcı olsa da sınıf öğretmenimiz Ayşe Çetin hocamın en gözde öğrencilerinden biriyim. Üzerinden 32 sene geçmiş ama bir 32 sene daha geçse yine unutmam, yine saygıyla anarım. Bende emeği çoktur sağ olsun.


İki tane kızı var, sarı kafalısmile Resmi Sarı kafa dediğime bakmayın, o zaman saç boyası bu kadar popüler olmadığından sarışın kadın nüfusu daha evrimini tamamlamamış, tek tük anca. Ondan dolayı biz hep, sarışın değil sarı kafa derdik . Bütün sınıf erkekleri aşığız Filiz ve Fidan’a. Suratlarını hatırlayamayacak kadar yaşlandım ama isimleri unutmak zor. İsimlerin güzelliğine bakar mısın; Filiz-Fidan. Derste haylazlıklar, teneffüslerde futbol maçları ki gol krallığımız vardı ve sol ayağım bana bir çok kez kazandırmıştı bu onurusmile Resmi falanlar filanlar. Neşeli güzel hatıralar vesselam.


Bir gün Ayşe hocam elime ‘’ezberle bunu Cafer’’ diye bir kâğıt tutuşturdu. Çocukça bir gururla öğretmenim ezberimde var zaten desem de evde de çalış ezberle su gibi ezberle diye ısrar etti. Akşam heyecandan uyuyamadım. Ertesi sabah okulun öğretmenler odası tarafında heyecanla bekliyorum. Sahneye çıkmayı bekleyen assolist hesabısmile Resmi Hatta heyecandan kolonya şişesi kırmıştım, onun orada ne işi vardı, neydi ne değildi detayını hatırlayamasam da...


Koca bir okulun tüm öğrencileri sınıf sınıf sıraya girmiş, Atatürk büstünün yanındayım, gurur var heyecan var ve çocuk aklımla biraz korku da var. Ama yanlış okursam bana kızarlar falan değil, layıkıyla yapamazsam, elime yüzüme bulaştırırsam diye. Annem ilkokul, babam rahmetli ortaokul mezunuydu. Bizim evde de o zamanlar her evde ilk öğretilenler gibi din, vatan ve Atatürk gelirdi. Aç parantez şimdiki duruma bakınca maalesef biz öyle biliyormuşuz diye düzeltebilirim. Hani bir takım şarlatanların putlaştırdınız dedikleri gibi değil, saygı sevgi ve minnetle anlattılar bana ve kardeşlerime Atatürk’ü. Hem esaretten hürriyete giden yolda önderlik eden bir adamı neden sevmeyeceksin, neden saygı duymayacaksın ki?


Uzun lafın kısası, büstün kenarında gururla avazım çıktığınca bağırarak okudum

Türküm, doğruyum, çalışkanım.
 Yasam, küçüklerimi korumak,
büyüklerimi saymak, yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir.
Ülküm yükselmek, ileri gitmektir.
Varlığım Türk varlığına armağan olsun.
Ey bu günümüzü sağlayan, Ulu Atatürk: açtığın yolda,
kurduğun ülküde, gösterdiğin amaçta hiç durmadan yürüyeceğime ant içerim.
Ne mutlu Türküm diyene.


1997 de biraz değişti ama bizim zamanımızda bu şekildeydi. Ve ben ne o zaman okunan hali ne şimdiki (okunamayan) halinde rahatsızlık verecek tek kelime hissetmedim.

Yanlış olan şeyleri değiştirebilirsiniz kaldırabilirsiniz ama sizce andımızda rahatsız edici ve ya yanlış olan bir şey var mı?
Tamam, platformumuz ve kuralları falan belli. Ama yine de biri yazar mı diye bekledim. Ses gelmeyince sorasım sorgulayasım geldi.
Bizi biz yapan değerlerimize sahip çıkmamız umudumla…


Dip not: Dünyada Amerika, Meksika, Filipinler, Hindistan, Singapur ve Vietnam da ülke andları okunuyor. Okunmayan ülke sayısı? Geri kalan bütün ülkeler… Asıl mühim olan çok araştırmadım ama 1933 den beri okunan andını yasaklayan (yasaklamaya çalışan) bizden başka bir ülke var mıdır?  Bilmiyorum...

YORUMLAR

17 Mart 2021, 11.36
1) El sanatlarımız 2) Tarihimiz 3) Dilimiz 4) Dinimiz 5) Bayrağımız, vatanımız, ülkemizin sınırları, 6) Örf ve adetlerimiz, 7) Milli sporcularımız, yazarlarımız, sanatçılarımız,  8) Birlik, beraberlik içinde kutladığımız milli ve dini bayramlarımız.

Bunlar bir ülkenin milli değerler sıralaması. Şimdi inceleyelim el sanatları ne durumda? Aynen devam ediyor diyebilecek kaç kişi var? Gittikçe kaybolmak da değil mi, haklısınız. Tarih ne durumda peki? Okullarda öğretilen tarihi bir incelerseniz. Yeni nesle pekte alışık olmadıgımız bir tarih anlatılmakta, gittikçe geçmişin gerçek tarihi yok edilerek hemde  bunda hemfikirmiyiz? Tamam...

Gelelim dil konusuna, gittikçe yozlaşan bir dil söz konusu ne yazık ki ve ne acı. Din? Bunu geçelim hassas konu... 4. şık hepimiz vatanımızı severiz, bu vatan bir çok etnik grubu tek bayrak altında toplar ve adı Türkiye Cumhuriyetidir. Andımız ne yapar? Bunu perçinler ve çocuklara bir bayrak altında birliktelik aşılar. Yanlış neresindedir? Okunduğunda görülür ki hiç bir yerinde. Ama amaç milli değerlere bir yara vermekse at onu da bir kenara.

Gelelim örf ve adetlere. Geçmişten günümüze degişen toplumla birlikte o da yara aldı değil mi? Geçelim... 7. şık ne demiş yazarlar sanatçılar. Sustur onlarıda kalmasın konuşan kimse işlem tamam... Ya birlik beraberlik içinde yapılan kutlamalar... Son şık ne durumda, göz atalım. Dini bayramlar yerli yerinde güzel... Ya milli bayramlar? Kar yağdı, fırtına çıktı vs vs at onlarıda bir kenara. Peki sonuç? Bir toplumu yok etmek istiyorsan milli değerlerini yok edeceksin önce denmiş, söyleyeceklerim bu kadar.... 

Elinize sağlık cafo...
17 Mart 2021, 14.57
"Hem esaretten hürriyete giden yolda önderlik eden bir adamı neden sevmeyeceksin, neden saygı duymayacaksın ki?". Bunu aslında bir soru olarak sormadığını biliyorum. 


Yazarlıkta, bilgelikte, komutanlıkta, cesarette, fedakarlıkta, akılda ve ferasette, insanlık tarihçesinde bir daha asla böyle bir kahramanlığa tanıklık edilmeyecek. Böyle bir Ata bir Türk olarak dünya sahnesine ebed müddet sürecek bir mühür vurmuş ve adı doğal olarak Atatürk olmuşken, O'na hâlâ ve hâlâ Atatürk demek yerine Gazi Mustafa Kemal diyenleri gördükçe düşünür dururum bu nasıl bir komplekstir, bu neyin gocunmasıdır. Ayıp yahu. Ve O insanın ulusa emanet ettiği, hayatının sadece kısa bir özeti olan bir andı hangi gizli ajandayla yasakladıklarını her insanın düşünmesi gerekmekte. 


Cafo bu konuyu işlemeyi tabi ki ben de istedim ama böyle soğukkanlı yazamayacağımı bildiğim için kesinlikle red yiyecekti :) Sağ ol eksik olma yazmışsın tercüman olmuşsun bizlere. Değiştirilmemiş halini soğukta veya sıcak altında okurken hava şartları umurumuzda olmazdı. Şimdi ise bu andı okumayı faşizm algısına büründürenleri gördükçe cidden midem kalkıyor. 

Gri, sen de farklı başlıklarda hislerime tercüman olmuşsun sağ ol eksik olma. 
17 Mart 2021, 15.13
Shilem diyeceğime Gri demişim. Affola. 
17 Mart 2021, 15.43
Çok mutlu oldum bunları senin kaleminden okuduğuma Cafo smile Resmi Bu konuya ben de kafayı takıp yazmıştım bir şey ama sertti biraz, onay almadı. Bakiim ona bi eklicem yazının altına uygun hale getirebilirsem. Konudaki fikrimi içeren toptan bir yorum olur. Bu arada, cümlelerdeki özen gözümden kaçmadı smile Resmi
17 Mart 2021, 21.07
Şehir efsanesi ya da gerçek, dönemin başbakanı Turgut Özal ile japon diplomatlar arasında geçen diyaloğu hepiniz duymuşsunuzdur. Uzun uzadıya yazmayayım, Japonların Hiroşima'dan çıkarttığı dersler, eğitim sistemindeki milli ruh tan söz edilir. Japonlar bizim bir Hiroşima mız yok diyen bürokrata Çanakkale'nin 10 Hiroşima edeceği şeklinde ağır bir ders verir.
Milli ruh derken faşizan bir şeyden değil ecdat a geçmişine sahip çıkmaktan bahsediyorum.
Peki biz Çanakkale'ye ne kadar sahip çıkmışız ? 
Ha ama Atatürk'ü ecdat kabul etmeyen zibidi tayfası vardı değil mi? Kanuni Sultan Süleyman'ı, Bağdat fatihi 4.Murat hanı, Osmanlı İmparatorluğunun kuruluşunu dizilerden öğrenen insanlardan bahsediyorum. Z kuşağı muhabbeti değil bu, genel olarak... Yolda 30 yaş üstü 10 kişi çevirip sorun Osmanlının kaç padişahı var diye. Bilmeden bildiğini sanmak, bir tık öteye geçip bildiğini sandıklarıyla insanları yargılamak emin olun cehaletten fazlasıdır. Evet shilem maalesef hızla asimile oluyoruz

galactic_pac yazdıklarına kelimesi kelimesine katılıyorum. Atatürk diyemeyen insanların olması...Trajikomik kelimesinin tam karşılığı sanırım. Tabi kibar hali olabilir, yoksa tam açıklamasını yazsam tdk dan çıkıp argo sözlüğe hatta bir iki tık ötesine geçmem lazım ki yorum onaylanmaz:) Keşke Yunan galip gelseydi diyebilen şarlatanı büyük hoca! diye alkışlayan insanlardan bahsediyoruz...

ve cezbe seninde yorumunu (yumuşatılmış halini) okumayı bekliyoru(m)z. Aman diyeyim özenli kelimeler seç sende. Çünkü malum anayasanın 26. maddesi değişti (sanırım ):P

Velhasıl kelam arkadaşlar ben bu blogu tepki olarak yazdım ama karşıt fikirde mantıklı açıklama yapacak herkesi dinlemeye açığım. Bu, şşşşşşttttt ses çıkarmayın gelsin de araya alıp döveriz şeklinde de değil. Çünkü bu yaşananları gerçekten benim mantığım almıyor, benim kaçırdığım bir nokta,mantıklı bir açıklama var ise şayet duymak isterim.


18 Mart 2021, 02.26
İsimler unutulmuyor demişsiniz. Gerçi ben ne ilkokul öğretmenimin adını ne de yüzünü unuttum ama konumuz bu değil tabii...

Sınıfta bir kız vardı. Adı Sevilay'dı. Ve nedendir bilmem bu kıza takmıştım. Beslenme saatinde yemek bile yedirmezdim. Yemeyeceksin ben öyle istiyorum derdim. :D  

Ve bu yüzden çok dayak yedim öğretmenden. Ama durmadım. Hep yaptım hep de dayak yedim...

Sanırım bu olay öğretmenin ilgisizliğinden önce aileden kaynaklanan bir durumdu. 

"NEDEN BÖYLESİN". Tek denilen bu. Bilsem zaten öyle olmazdım...

O yıllara gittim. Siyah önlük beyaz yaka. Konuyla alakasız olsa da okuduklarım bana bu yaşadıklarımı hatırlattı. Ellerinize sağlık.

18 Mart 2021, 11.07
  Bilmeden bildiğini sanmak, bir tık öteye geçip bildiğini sandıklarıyla insanları yargılamak emin olun cehaletten fazlasıdır yazmışım, kendi söylediğime ters düşmek istemem. Ne tarih, ne siyaset  benim hobim ve ya üstüne düşüp araştırdığım bir konular değil. Yanlışım varsa muhakkak düzeltin ki bu çok önemli bir rica benim için.
  Şeyh Sait isyanı(1925) öncelikle yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devletinde ki Kürt kökenli vatandaşların hak talep isyanı şeklinde değil laikliğe karşı şeriat yandaşı yani din başlangıçlı diye biliyorum. Sonra şekli değişmiştir başka yöne çekilip başka algılara yöneltilmiştir, ilerleyen zamanla milad kabul edilip daha da farklı kullanılmıştır... cidden yorum yapamam. Ama yine diyorum yeni kurulan bir devletin temel taşlarından biri olan laikliğe karşı şeriat isteği temelli bir isyandı ve bastırıldı diye biliyorum.
  Andımız azınlıkları bastırmak Türk kimliğini kabul ettirmek için düşünülen bir şey midir ? Bu da yoruma bağlı. Ben yeni kurulan bir devletin  milli kimliğini oluşturmak adına derim , ama başkası hayır der altında şu sebepler var. 
Ben yazıyı yazarken etnik kimliği Kürt olan Türk vatandaşları iğnelemek , irdelemek için yazmadım. onca sene okunan andımız ne oldu ne değişti de yasaklanmaya çalışıyor diye yazdım. Ben bunun altında daha çok Atatürk'e olan saygısızlık var diye düşünüyorum, hissediyorum. Çünkü bu devlet kurulduğundan beri kürt kardeşlerimizle bu topraklarda beraber yaşıyoruz. Zamanlama manidardır! Globalleşen dünya milliyetsiz devletler ve saire o konuda da anlatılacak olan varsa, devir bu devir diye açıklama yazacak birileri varsa yine dinlerim.

  Başka bir bakışla yorumlayacak olursam işin içine etnik köken girdiği zaman çok hassas bir konu, herkesin rahatsız olabileceği kızabileceği kırılabileceği kadar hassas. Ama bir devletin içerisinde herhangi bir azınlık bu devletin vatandaşı olduğunu kabul etmiyor, kendisini öyle görmüyor, bu devletin vatandışıyım demek istemiyorsa emin olun önce devletin yaklaşımı sorgulanmalıdır. Neden bu insanlar bizim devletimizin, milletimizin toplumumuzun bir parçası olduğunu kabul etmiyor, biz devlet olarak üzerimize düşeni yaptık mı yapmadık mı diyerek...

Üstüne basa basa tekrar belirteyim, iğneleme irdeleme ve sair tarzı bir yazı değildi, umarım yazdığım iki yorumda da yanlış anlaşılacak bir durum oluşmamıştır. Bunlar benim şahsi fikrimdir, konu hakkında bilgim bir siyaset bilimci, tarihçi kadar büyük değildir. 

Eeee bir bok  bilmiyon neden yazıyon!!! diye çemkiren olursa salon beyefendiliğimi bırakır ağzının ortasına kürekle müdahil olurumsmile Resmismile Resmismile Resmi 
Andımızın kaldırılmasına tepki yazımdır. Yanlışım varsa affola
  
  

18 Mart 2021, 11.35
Ve aryafiruze evet, yakından yakınmadan eğitimin olduğu güzel zamanlardı...
Yorumlar için teşekkürler 
18 Mart 2021, 13.52
Hem bu kadar duyarlı olduğum bir konuda ses çıkartmamak olmazdı. Hem de iddia ettiğim iyi niyetimi deklare edecek iyi  bir yol olduğunu düşünerek, " konuya ilişkin olarak aynı hassasiyetlere sahip olduğumu" ifade etmek istiyorum. 
"Ah Danıştay ah!!  Aldığın karar sakıncalıdır ey Danıştay !! Aşkolsun amaaaa.." 
Kargalar güler bu mesajlara değil mi? Erk için, andımızdaki "Türk kelimesi midir ağır gelen?" Doğru olmak, çalışkan olmak mı?, Büyüğüne saygı mı?, Küçüğünü korumak mı? Yoksa yükselip ileriye gitmek midir  sakıncalı görülen?" Bunun cevabını herkesin bildiğine inanıyorum.. Türklüğe gelince  Ulu önder açık seçik  tanımlamış, "Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran Türkiye halkına Türk Milleti denir” Yani "Türk"  kelimesi ile, iddia edildiği gibi bir etnik köken değil "anayasal bir vatandaşlık hakkı" kastedilmektedir. Daha nasıl ifade edilebilir ki? Ama karşındaki anlamamakta diretiyorsa ağzınla kuş tutsan nafile!!  elinize emeğinize sağlık..
18 Mart 2021, 16.58
Allaaaah ben yorumu yazana kadar içerik zenginleşmiş, değişmiş smile Resmi smile Resmi Grimin yazdıklarını sonra okuyayım bari. Şimdilik bu yorumu pıtırdatayım bi.


Ya Cafocum; Gri'nin yorumuna cevaben yazdıkların, accayip keyiflendirdi beni. Tarih, yalnızca olaylar bazında değerlendirildiğinde; Atatürk kalibresinde bir lideri "diktatör" ilan etmeye kadar bile götürebiliyor sınırlı kapasite beyinleri. Neden-sonuç ilişkisi, konjonktür, varılmak istenen sonuca ulaşılmakta büyük engel taşıyabileceği düşünülen ama hangi koşulda olursa olsun kesinlikle bertaraf edilmesi gereken söz ettiğiniz şeriat riski gibi durumlar (ki bu yüzden makyavelist yaftası da yapıştırılır) ve o liderin bütünsel olarak analizi. Tüm bunlar, vakadan ayrı düşünüldüğünde, ileride gerek düşünme kısırlarının kendini gömüp inandığı veya inandırıldığı, gerek bin bir değişik niyetli çevrelerin pis amaçlarına hizmet eden, her tartışmada ısıtılıp ısıtılıp ortaya sürülen, sözde eleştiri malzemelerine dönüşüyor. Tarihten ömrü billah hazzetmemiş biri olarak, depolama alanımı fazlaca işgal ettiğini söyleyemem ben de. Zaten tek başına hiçbir kitabi bilgi, senin okuyup, anlayıp, anlamlandırıp süzdüklerin kadar doğruyu göstermez bence. Süzgecine sağlık güzel insan .d


Yalnız böyle tam havaya girmişken; ""Eeee bir bok  bilmiyon neden yazıyon!!! diye çemkiren olursa salon beyefendiliğimi bırakır ağzının ortasına kürekle müdahil olurum /otuz iki diş gülenx3"" ifaden beni benden aldı, başka bir yerlere götürdü. Şimdilik ordan dönemiyorum .dddddddddddddddddd  Ben ayrıca Ne Mutlu Türküm Diyene! mevzusunu yazmıştım taa o zaman, bu nickte değilmiş. Gerçi hiç fark etmiyor. Rahatsız olunan, birilerinin bir yerlerine batan mevzular aynı. Daha yazıcam ben bi'çok. Her türlü seriye bağlıyorum bu sıra malum, seri yorum yapıcam .p


Tüm yorumları çok değerli buldum arkadaşlar, çok mutluyum böyle bir kalabalık içinde olduğumdan smile Resmi
18 Mart 2021, 17.12
Buldum buldum :) O kadar da sert değilmiş yazı; haksızlık etmişler smile Resmi Yazıyı aynen kopyalıyorum, sonra yine gelicem ben :)

Tek Hücreli Değiliz ki; Bölünerek Çoğalalım

Bölünüp parçalanan, güçsüz olur. Bu yüzden emperyalizm; insanları birbirlerinden ayrıştıracak, düşmanlaştıracak her ne varsa kullanır. O canavara, sadece ufacık bir çatlak gereklidir emellerine ulaşabilmesi için. Sonra, o çatlaktan içeri sızar ve insanları birbirlerine kırdırır. Ülkeler böyle bölünür, böyle güçsüzleştirilir.


Suni ayrışmalar üretiliyor benim ülkemde. Mütemadiyen yapılıyor bu. Bir bakıyorsun, millet domatesin kaç lira olduğunu unutmuş, eve et girmediğini filan düşünmüyor. Neymiş efendim mevzu; andımız okunmalı mıymış, okunmamalı mıymış. Bunun üzerinden taraflar oluşuyor. Koskocaaa akıllı(!) insanlar bunu tartışıyor.


"Ne mutlu Türküm diyene!" Ne zormuş telaffuz etmek, ne zormuş ve ne zilletmiş meğerse! Türkiye'de yaşayan tüm insanların, Türk olduklarını kabul edemiyor muyuz? Kabul edilemeyen nedir? Türk olmak, ikinci bir aidiyet başlığını taşımaya engel mi? Neden insanlar hem Türk; hem de Kürt, Laz, Çerkez olamasın? Neden??? İnsan vatanından, vatandaşı olduğu ülkeden ve bu aidiyetin ifadesi olan "Türk olmaktan" utanabilir mi? Az akıllı olunsa olmaz mı? Gaza gelmesek olmaz mı? Çatlaktan, içimize zehir akıtıyorlar, farkında değil miyiz?


Bir de; bir ayrıcalık olarak ortaya sunulması var. "Ne mutlu Türküm diyene", demek; bu ülkede yaşayan herkesin hakkıdır. Yedi göbek Türk olunması gerekmiyor. Yıllarca kız alıp verilmiş bu ülkede, sizler neyin şovenizmini yapıyorsunuz ki!  Başka bir etnik kökeni olmadan Türk olmanın, etnik kökeni olandan hiçbir üstünlüğü yoktur. Çünkü bu vatan çatısı, hiçbir şartı olmadan hepimizi örter, örtmelidir.


Bu ülkede, kimse kökeninden ötürü ayrı muameleye tabi tutulmuyorsa, kimsenin de Türk olduğunu inkar etmek gibi bir ihanete bulaşmaması gerekir. "İhanet" ağır bir kelime gibi gelmemeli, bu yapılanın karşılığı bildiğiniz ihanettir çünkü. Geçmişte yapılan ve bu çatlağı oluşturan yanlışları sorgulamak, yargılamak ve bazı noktalarda asmak zorunda oluşumuz; geleceğimizi, bu düşmanlığı bileyerek berbat etmemizi gerektirmiyor.


18 Mart 2021, 18.19
Türkiye'de bazı mekanizma ve topluluklarda anlamlandıramadığım davranış bozuklukları var. Örnek vereyim: içlerinde eğitim düzeyi, dünya görüşü ortalamanın çok üzerinde olan Fenerbahçeli arkadaşlarımla bilim, sanat, felsefe, siyaset konuştuğumuzda birbirimizden ziyadesiyle istifade edebiliyoruz. Ama konu spor ve özellikle Fenerbahçe olunca o az önceki son derece bilinçli insan gidiyor ve ilkokul zekasında biri ortaya çıkıyor. Hayır, eğitimle falan da alakalı değil bu durum. Her hafta pazar alışverişi yaptığım tezgahtaki Mehmet de, sigaramı aldığım tekel bayinin sahibi Hüseyin Abi de, üniversite yıllarındaki ev arkadaşım Mert de v.s hep aynı şekilde(ydi). Bu durumun aynısı siyasiler için de geçerli. İçlerinde siyaset öncesi hayatında son derece başarılı kişiler mevcut. Mesela rahmetli Erdal İnönü. Bırakın Türkiye'yi, dünyanın sayılı fizik profesörlerinden biriydi. Aynı şekilde Erbakan, çok büyük bir zekaydı. Daha eskilere gidelim: bugün tarihçi denilince ilk akla gelen isimler İlber Ortaylı, Halil İnalcık, Osman Turan gibi isimlerin hocası, Harvard'ın tam da Harvard olduğu dönemlerde ısrarla ders vermesi için teklifte bulunduğu, kendisi için özel kürsünün hazırlandığı Fuat Köprülü. Hocaların hocası Demokrat Parti'nin dört kurucusundan biriydi ve Demokrat Parti'nin saçmasapan politikalarının altında imzası vardı. Hatta duruma hayıflanan öğrencileri o dönem şöyle diyordu: "Politikacı Fuat Köprülü, büyük alim, Hoca Köprülüzade Mehmet Fuat'ı öldürdü"... Yani bir insan normalde ne kadar zeki, bilgili, faydalı olursa olsun siyasete girdiğinde zeka kaybına uğruyor. O Meclis'te ne yedirip ne içiriyorlarsa artık, işte şu an dün HDP'li Ömer Faruk Gergerlioğlu'nun vekilliğinin düşmesiyle Meclis'te bulunan 584 vekile IQ testi yapsak Türkiye ortalamasının çok altında çıkacaktır. Aynı kişilere siyaseti bıraktırıp test yap, ülke ortalamasının çok üzerinde çıkar. Bizler de gerçek anlamda bu akl-ı evvellerin söyledikleriyle birbirimizi yiyoruz. Halbuki şu yaşıma geldim, Cumhuriyet'in kurulduğundan bugüne kadar gelen siyasi tarihin hemen her şeyini bildiğime inanıyorum ve şunu tüm yüreğimle söylüyorum ki bugüne kadar kurulmuş, iktidar olmuş, muhalif olmuş hiçbir parti yoktur ki Türkiye'nin geleceği ve gelişimi için yaptığı, düşündüğü iyi şeyler, kötü şeylerden fazla olsun... Bu ülkenin hala ayakta duruyor olmasını hiçbir bilim açıklayamaz, ateistler de açıklayamaz :) Bu kadar bilimden, ilimden, dünya gerçeklerinden uzak, çapsız insanların yönettiği, yönetmeye aday olduğu ülke nasıl olur da hala yıkılmaz? [Kendimce cevabım son paragrafta]


İşte bu "andımız" da bu siyasilerin kendi dünya görüşünü dünyanın en masum varlıkları olan çocuklar üzerinden hayata adapte ettiği bir şey. Varlığının da, kaldırılmasının da pedogoji üzerinden tartışması hiç yapılmadı. Nasıl bir saçmalık bu ya hu, "çocuklar şunu okuyacak", "hayır okumayacak", "kız çocukları okumalı", "hayır okumamalı", "kız çocuğunun başı kapatılmalı", "hayır kapatılmamalı", "din dersi zorunlu olmalı", "ne münasebet, olmamalı"... Öğrenci andı dönemin Milli Eğitim Bakanı Reşit Galip tarafından yazılıp okullarda okutulmaya başlanmış. O dönemi düşünelim: İmparatorluklar yıkılmış, ulus devletlere geçilmiş ve dünyada Milliyetçilik hakim. Her ülkede buna benzer uygulamalar yapılıyor. Bu arada "andımız"ın ilk metninde "Ne Mutlu Türküm Diyene" de yok, "Ey Atatürk"lü kısım da. [Yani o günkü şekilde okunuyor olsa eminim mevcut hükümet kaldırılması için bu kadar uğraşmazdı. Çünkü adamların derdi "Ey Atatürk"] Her neyse, 2. Dünya Savaşı yaşanmış, dünyanın çehresi değişmiş, milyonlar ölmüş, ölümleri yaşayan özellikle Avrupa halkı "milliyetçiliğiniz batsın" demiş ve bu tarz "andımız" v.s gibi şeyleri çöp kutusuna yollamış. Biz ise o kanlı savaşın hiçbir aşamasında olmadığımız halde darbelerle, askeri vesayet ile hayatımıza devam etmişiz. 12 Mart Muhtırası sonrası hükümet değişmiş ve askerlerin onayıyla Van'da aşiret reisliği yapan bir ailenin çocuğu ve aslen Kürt olan Ferit Melen Başbakanlığa getirilmiş. Milli Eğitim Bakanı Sabahattin Özbek olmuş. Bakın bu isim de enteresan, bu abimiz önce Milli Eğitim Bakanı olmuş, bir sonraki hükümette Ulaştırma Bakanı olmuş, bir sonraki hükümette İçişleri Bakanı ve sonraki hükümette Tarım ve Orman Bakanı. Alın size siyaset. Allahım abimizi Bakan olsun diye yaratmış :) Neyse bu Ferit Melen Hükümeti muhtemelen orduya yaranacağım diye "Andımız"ı daha da geliştirip Ne Mutlu Türküm Diyene ve Atatürklü kısımları ekletmiş. E Kürt kökenli birinin Hükümet ettiği dönemde böyle bir genişleme çok sinsice. Kürtler o yüzden sevmez Ferit Melen'i, işbirlikçi olarak görürler. Türkçülüğün Esasları'nı yazan Ziya Gökalp'in Kürt olması gibi bir durum...


Sonrasında metin üzerinde ufak oynamalarla Akp dönemine kadar gelmiş. Akp "açılım" ile her dönem ordunun karşısında olmuş Barzani ile kol kola sermest bir şekilde "megri megri" diye çığlıklar atmış, kendisini akp kongresine davet etmiş ve "Türkiye seninle gurur duyuyor" diye [yani bu bile yapıldı] tezahüratlar yapılmıştı. Kimdir Barzani, pkk'ya yıllarca destek vermiş bir adam [Osman Pamukoğlu'nun "Unutulanlar Dışında Yeni Bir Şey Yok" eserinde ne zaman örgütün adamlarını kıstırsalar Barzani'nin karakollarında çıktığından bahseder. Barış Pınarı Harekatı'na karşı çıktığı için de akp ile Barzani'nin arası bozulmuştu. ] Aynı dönemlerde Emine Erdoğan, Hdp milletvekili Sırrı Süreyya Önder'e: "Siz nerelisiniz" diye sorduğunda Sırrı Süreyya Önder: "Adıyamanlıyım, çok afedersiniz Türküm, tedavi oluyorum" cevabı karşısında Tayyip Erdoğan ile birlikte keh keh güleceklerdir. Yani çok da yorum yapmaya gerek yok, Akp kuruluşundan beri "Türk" ile "Türklük" ile ve Atatürk ile problemi olan bir partidir. Kendi uydurdukları "yerli ve milli" olan şeyde Türklük falan yok, başka bir şey vardır. Yoksa Öcalan'ın kardeşini devlet televizyonuna çıkarmayı açıklayacak bir kişi olabilir mi? O yüzden de Cumhuriyet döneminin bütün kazanımlarını iyisini de kötüsünü de yok etmek için yıllarca uğraşıp durdular ve işte "andımız" da son noktası oldu.


Bu ufak ve hepimizin bildiği tarihi süreci şunun için anlattım: 1933'den itibaren "andımız" üzerinde alınan hiçbir kararda çocuklar düşünülmemiştir. Her öğrenci gibi benim de okuduğum bu anttan geriye kalan iki hatıra: havalar güzel olduğunda hoş, havalar soğuk olduğunda işkence olan bir ritüel olmasından maada bir şey değil. Çünkü çocuğuz ya hu, ne anlarız "varlığım Türk varlığına armağan olsun" cümlesinden? O yüzden benim için kaldırılmasında herhangi bir sorun yok. Sorun, kaldırılma şekli, kaldırılmak için bu kadar uğraşılması ve kaldıran adamların titri.


Yorumlarda da geçmiş, günün anlam ve önemine ait de birkaç kelam edeyim: Çanakkale Savaşı benim açımdan asla bir "zafer" değil, bilakis çok büyük "kayıp"tır. Bunun hakkında belki yazarım bir gün ama sadece şu kadarını söyleyeyim, Çanakkale Savaşı'nda maalesef kaybettiğimiz çoğu şehidimiz mektepliydi. Birçok okul mezun vermedi. Yeni Türkiye'nin o bilinçli gençlere çok fazla ihtiyacı vardı. Çanakkale'yi kazanmakla ülkenin işgalini zaten durdurmadık, sadece ertelenmiş oldu. Bizim hem şansımız hem de şanssızlığımız coğrafi konumdur. O yüzden "iyi" hale gelinmesi de "parçalanması" da tüm devletlerin zararınadır. Ne yıkılırız, ne dik dururuz. Namazdaki rüku pozisyonu gibi devam edeceğiz kıyamete kadar.


Yazı için teşekkürler cafo...
18 Mart 2021, 20.54
Ben yine geldim gördüğünüz gibi .p Bu defa da Biradam yazılardan duvar inşa etmiş. Nedense onu okumak istemiyorum, illa ki beni delirtebilecek şeyler yazmıştır çünkü, hep öyle olur:) Bu yorumu yazmadan önce, iki nickin bu yazının altında mutlak olacağını biliyordum; biri Biradam diğeri Hymatlos. Hymatlos görmemiş olabilir henüz, görse derhal gelirdi .ddd


Gri beni yanlış anlayabilir düşüncesiyle, bir iki kelam etmek istedim asıl.  Tarih konusunda yetkin insanların, olayları tüm detay ve çıplaklığıyla düşünmeleri, tartışmaları büyük gereklilik en doğruyu yorumlayabilmek adına. Bu yüzden Grim sana çok çok hak veriyorum, sorgulayıcı ve detaycı düşünme biçimin için. Ama konu özellikle Atatürk olduğunda, bu sorgulayıcı tavrın, hele ki Atatürk ve Cumhuriyet karşıtlığının körüklendiği dönemlerde, uluorta sergilenmemesi gerektiği gibi bir düşüncem var. Senin için söylemiyorum, genel fikrim. Belki kısır bir düşünce biçimi, lakin ısrarla böyle düşünmekteyim. Çünkü bir kesim tarafından yanlış anlaşıldığı gibi; diğer bir lanet kesimin de ekmeğine yağ sürmekte.Tam karşılığı olmasa da aşıyla ilgili aklımızda oluşan kaostan örnekleyeyim demek istediğimi. Bilim insanlarının kendi aralarında tartışmaları gereken konular, yani ancak o düzeyde ve yetkinlikte insanların vakıf olabileceği bilgiyi ve bilgi alışverişini içerenler; bize, yani uzman olmayan insanlara yansıdığında; onların kendi aralarındaki anlaşmazlıklar, bilim insanı duyarlılığıyla "sıfır hata, sıfır risk" erişkinliğine gelmeden herhangi bir çözüme okey vermemeleri, bizi büyük kafa karışıklığına sürükledi. Buna benzer bir şey demek istiyorum .p Bu arada 5 satırdan oluşan bir cümle kurmuşum, şahaneyim smile Resmi Başı sonu tutuyordur inşallah .p


Bir siyasi tarafı kaldı galiba fikrimi belirtmediğim. Gri'nin son yorumunun, son paragrafını gayet rahat kopyala-yapıştır yapabilirim. Aynen; al birini, vur ötekine! Birinin ötekini eleştirecek yüzü yok. Bildiğin, vatandaşlık hakkım olan seçme hakkım, elimden alınmış gibi hissediyorum seçeneksizlikten ötürü. Son olarak ben o videodaki şirini yerim, yanaklarını ısırırım. Hem söyledikleri hem kendisi ne kadar da güzel. Söylenilenin neden o şekilde söylendiği, Atatürk'ü ve ilkelerini kavramış biri için, tartışılacak bir konu değil. Nokta.
18 Mart 2021, 22.00
Türklük güzeldir. Türk milleti içinde var olan her etnik grup için de güzeldir. Ama öncesinde de insanlık güzeldir. Hem insanlığı layıkıyla taşıyıp, bu insanlığa Türklük üniforması giyildiğinde bu daha da güzelleşir. Bir Fransız da, bir İngiliz de kendileri için aynısını düşünür. Hıı, Ne Mutlu Türküm demek bana güzel gelir, diğerine çok şık gelmez falan. Andımı beğenmeyenlere, kendilerine uygun bir andı vücuda getirmeleri için yeni yerleşim yerlerini yurt edinmelerinde kendilerine başarılar dileriz. Ama sırf başarı diledik diye de kolonyal ülkelerin dizlerine oturup butik yurtlar edinmelerini de istemeyiz elbette.  


Bir de şöyle bir bakış açısı daha var sanırım. Ant okunduğu esnada, Ne Mutlu Türküm Diyene'deki Türküm yerine herkes kendisini hangi olguya etniğe yakın görüyorsa onu diyebilmeli. Dünyanın sonu gelmiş olmayacak yani. İnsanlara sevdiği şeyler hakkında mutlu olduklarını ifade etme imkanı tanındığında kıyamet kopmaz. Haa bunu suistimal edecekler çıkacaktır elbette. Kontrollerini sağlarsın önlemini alırsın. Konuya gelelim. Zorla güzellik olmaz sonuçta di mi. Herkes kendi aidiyeti ile mutlu olabilmeli. Annesini babasını sevdiğini ifade etmesi gibi kolay uygulanabilirliği olan bir pratikten öte değil bence. Hatta kendi ismini bile diyebilir. Mesela Ne Mutlu Erkanım Diye. Çok abartılacak bir şey değil. 


Bu ant hiç çıkmasaydı ben yine Türklüğümle övünürdüm, yine mutlu olurdum. Demokrasiyi bu tür konularda çeşitlendirmemiz gerekiyor. Zooorla dayatmalar yapıla yapıla bugünlere gelmedik mi zaten. Ne yani Ne Mutlu Türküm yerine Ne Mutlu falanım filanım dediğinde ülkemizi dört koldan işgal etmeyeceklerine göre? Millet kuyruklu yıldızlardan nadir elementler topluyor, biz haaala hebele hubele sen ille bu olacaksın diye bişeyler bişeyler. Yeni dünyada böyle tartışmaların devri kapandı. Bir insanın özlerine kültürüne ne kadar saygı duyulursa o oranda yaşadığı ülkesini benimser kollar gözetir. Senden dileyeceği eman için gidip de atlantik ötesi aktörlere sığınmaz.  


Baktık işin içinden çıkamıyoruz, -niye çıkamadığımızı çok bilmek isterim :) - ant okunmaz mesele kalmaz. Daha acil gündemlerimize yer açılır ne biliyim aklım bu kadar kesiyor. Önce çok çalışalım, çok dürüst olalım, ailesiyle siyasetiyle sanatıyla endüstrisiyle sanayisiyle her konusuyla birlik olalım, andın ülkülerini yerine getirelim ondan sonra şekilcilik otomatikman ortadan kalkar zaten. Topraklarımızı el birliğiyle koruyalım gözetelim gerisi çorap söküğü. İnsanlar için değil ama bir ülke için coğrafya gerçekten kaderdir. Kaderimizi şekillendirmeye çalışan it kopuk takımını görmemeyi seçemeyeceğimize göre? Kaderini beğenmeyen gider bahamalarda havaide evini alır oturur aşağıya. Kalanlar da artık bir hal çaresini bulur. Bulmalıyız artık yani. Bu nereye kadar sürecek. Avrasyacı arabcı doğucu batıcı zartcı zurtcu falan bunlar sürdürülebilir delilikler değil. Tamam her milletin veya kıtanın 50 60 senelik deli aptal yaşama lüksü vardı. Ama millet o defterleri kapadı kaybettikleri zamanı kazanmanın derdine düştüler. Biz haaaala müzmin deliler gibi hobiliğe çevirmekten sıkılmadık bu kayıplarımızı.   
18 Mart 2021, 23.46
Yazdım yazdım sildim iyimi...
Gri yine bazı konularda anlaşamıyoruz, ama bunu sana burada değil de sonra mesaj olarak atmak, orada tartışmak fikrini almak şu an daha mantıklı geliyor bana. Çünkü konuya uygulanan Kürt politikası gözüyle  bakılınca, birazda geçmişi irdelemeye yönelince  dediğim gibi benim yazma amacımın çok dışına taşıyor, bambaşka bir şekle bürünüyor. Yani bilemiyorum Altan bilemiyorumsmile Resmi
  BirAdam seni hiç sevmediğimi söylemişmiydim!!! Hani nasıl desem kendi mesleğimden örnekleyebilirim, gecekondu yapıyorsun yanına rezidans dikiyorlar, hiç hoş bişi değil.....Lütfen, rica ediyorum hem bu kadar bilgili hem bu kadar mütevazi olmak zorunda değilsinsmile Resmi Yönetime rica ediyorum biradam blog ortamında yazmasın, yazma hevesimizi kırıyorsmile Resmi (imza: hevesimiz kırılıyor diyip diyip hunharca yazan adam)
 Şaka bir yana okuyucu olarak ricam hep yaz çok yaz lütfen. Bilgine, tanımamama rağmen buradaki davranışlarından kişiliğine ciddi saygım var.(Seni burada okudukça artan şekilde)  Ama seninle de fikir ayrılığın düştüğüm konu ''çoğu şehidimiz mektepliydi'' kısmı. Bu biraz şov vari bir anlaşmazlık, hani nasıl desem  bir daha kurtuluş savaşı yaşamasın bu ülke ama verilen şehidin okumuşu okumamışı bence aynı kayıp, aynı üzüntü. Kastettiğini anlıyorum ama yine de ilk okuduğumda bana his ettirdiğini yazayım dedim:) Ve yine andımızı çocuklar üzerinden değerlendirmen mantıklı olsa dahi  liseden önce andımız okunmasın deselerdi ne olacaktı. İlkokulda da matematik dersi var üniversitede de. Ama temeli ilkokulda 1+1 =2 den almıyor muyuz?
Birebir aynı fikirde olduğum ladin ve cezbe  size bir şey demiyorum. Ne diyimsmile Resmi Galatasaray ın lokaline girip içerdeki Galatasaray lılara iyiki Galatasaraylıyız demek gibi olacak smile Resmi

Bir adamın yorumunda fark ettim bu ülkede Fenerbahçe diye bir takımda vardı dimismile Resmismile Resmismile Resmi Allah sabır versin taraftarlarınasmile Resmi
Yorumlar için altın gününde ev sahipliği yapan elinde kısır tepsisiyle dolaşan teyze samimiyetinde teşekkür ediyorum. Fikir altından değerli malumunuz...


19 Mart 2021, 13.13
Birileri sizin değerlerinize bilinçli bir şekilde yok etmek ve ülkeyi bölmek üzere saldırıyorsa, kimsenin bu konuyu pedagolojik açıdan değerlendirmek veya insani özgürlükler bazında düşünmek lüksü yoktur kanaatindeyim.

Rahatsızlık duyulan Atatürk ve Türklük. Buna karşı durmanın, futbol fanatizmi veya insanların özgürlüğünü kısıtlayan bir vaka olarak algılamak nasıl bir manasızlık anlamadım. Türk şovenistliği yapmak adına andımızı savunmuyorum andımızı. Bu söylemin amacındaki birleştiriciliğin tam aksine amacından uzaklaştırılıp, bilakis Kürt-Türk düşmanlığı yaratmak, ülkeyi bölmek ve Atatürk adını yok etmek adına, suni gündemlerle tartışma konusu haline getirildiğini  düşünüyorum. İşte tam da bu yüzden, normal şartlarda olmadığımızı, benim ve benim gibi düşünen insanların takındığı tavrın, Türk şovenizmi veya Atatürk'ü tabulaştırmak olarak değil; karşında olanca açıklığıyla duran pis niyetler görüldüğü için, bu pis niyetleri görüp amiyane tabirle "yememek" olduğunu hatırlatırım güzel arkadaşlarıma :)
20 Mart 2021, 16.54
Çanakkale şehitlerimizi de anıyorum, minnetle... Hiçbirinin kanı boşa dökülmemiştir. Hepsinin ruhu şad olsun. Bir milletin bekası sorun olduğunda, o ülkü içilen dökülen her şehidin kanı son damlasına kadar helal; Kurtuluş Savaşı diye nitelediğimiz destanın içinde, o ülküye giden her savaş da sonucu her ne olursa olsun bir zaferdir.

Bu da şurada dursun.
22 Mart 2021, 09.20
Değişik bir ülke bizimkisi.  
Kadını da erkeğide farkı. İstanbul sözleşmesi olayı kafama takıldı bugünde . Uğraşıp inceltip onaydan geçecek hale getirme kısmı yoracak.buradan yazayım dedim.Kadına ve aile içi şiddete karşı düzenlenen bir sözleşme.kabul edilmemesinin sebebi  Lgbt ye bağlanmış.Türk aile yapısına ters denilmiş vs vs. Neyse o kısmını es geçtim. 
Ama bu sözleşmenin kabul edilmediği için mutlu olan kadınlar var!!! İstanbul sözleşmesi kabul edilmedi( ki farz ettim haklı sebeplerden ) devlet kadını koruyan yeni kanunlar koysun yeni düzenlemeler yapılsın vs diye yine hakkını ara. Türkiyede kadın cinayetleri aile içi şiddet hızla artıyor. Çocuklara taciz tecavüz artıyor. Bir kereden bir şey olmaz diyecek bir aile bakanı vardı bu ülkede, tüü sana diye biraz ayıplamaktan öte tepki vermediğimiz bir kadın! bakan.
Ne mutlu istanbul sözleşmesi kabul edilmedi diye köşe yazısı yazan kadın,şeriat gelsin diye yolda belde bağıran kadın,cumhuriyet rejimine karşı gelen istemeyen kadın... Ecdad Osmanlı da kadın hakkı varmıydı, varsa neydi nereye kadardı araştırdınmı hiç? Yok...Gerçekten tıp çaresiz kelimeler kıyafetsiz kalıyor bazen.

Kadını erkeği genci yaşlısı.Yani bu kadar mı kutup bu kadar mı ayrıyız ki birimizin ak dediğine öteki hiç düşünmeden bok diyebiliyor.

Neyse ben bu ara neden böyle oldum ki. Ben masal dı geyikti devam edecem. Yoksa sinir hastası olmak için 2 saat yandaş olmayan tarafsız bir kanalı izlemek, tarafsız bir gazete okumak,bunca saçmalığa  insanların tepkisini gözlemlemek yeterli.

22 Mart 2021, 12.47
Cafo, tartışmaların ilk çıkış tarihinde nedir ne değildir diye sözleşmeye göz gezdirmiştim. 

Sözleşmede "Kadının beyanı esastır" diye bir ibare olduğunu fark ettiğimde bunu yadırgamıştım. Delil mantık gözetmeksizin adaletin tek beyan ile gerçekleşe geldiği başka bir konu var mı bilmiyorum. İnsanlar sanırım biraz da o maddeden ötürü çekinceli yaklaşıyorlar. 

İnsan hayatını korumak için -direkt olarak kadın hayatını korumak için demek sığlık olurdu- vakti zamanında imza atılan bir sözleşmeden çekilip yeni dönemlere ait daha uyumlu normlar içeren yeni düzenlemeler geliştiren bir sürü ülke var. Biliyorum ki bu konuda ne kadar yıkıcısızlık bir yapıcılık ile önerme getirirsem getireyim mutlak bir defans olarak algılanacak, konunun satır aralarını örtüp güya ya istiklal ya ölüm modunda popülerlik sağmaya çalışanları takip edenler tarafından. 

Tabulaştırıyoruz. Hayat değişiyor. Değişim yeni kurallar dayatır. Ha bir de şu var: Hem sözleşmeyi fesh edip, hem de yerine daha kavi bir alternatif getirmeyeceklerse ciddi sorunlar bizi bekliyor demektir. 

Erkekler kadınlar yaşlılar çocuklar hayvanlar ormanlar denizler ve dahi gökyüzü bile aynı birim zalimlikle bu ülkede öldürülüyorlarken, nefes alan her varlığı mutlak kapsayıcılığı olan panoramatist uygulamarı düşünmemiz gerekiyor. Türkiye gibi, ülkenin bütününe ilişkin yapısallıklarda sokak bireyliği bazında yol yordam uzlaşı oluşturmakta hayli zorlanan ülkelerde konuya bütüüün her değeri dahil ederek şiş de kebapta yanmasın nev'inden bakılmalı. 

İhtiyacımız olan şey, her değeri eş zamanlı 'popüler' yapmak. Biz de insanız. Düşündükçe gelişebildiklerini gördüğümüz o 'kahrolası' insanlardan olma amacını taşımak zorunda olan insanlardanız. Varlığın her halkası özel kişiliktir. Ama o halkaların çembere alıp koruduğu yapı tüzel kişiliktir. Az daha uzatıcam. 

Mesela kutuplar. Antarktika. Antarktika tüzel bir kişiliktir/habitattır. İçinde barınan buz, ayı, fok, penguen, su vb bireyleri ise özeldir. Halkalarından biri hiç şüphesiz diğerini tutuyor. Tüzelin ekosundan bir halka zayıflarsa diğerlerindeki popülasyon ya yıkıcı olarak artarak ya da yine yıkıcı olarak azalarak devam eder. Neymiş orada araştırma yapılması lazım mış, evrenin oluşumuna ait ait kanıtların bulunması gerekiyormuş muş, at yalanı .... inananı. Del gitsin dipleri çıkar madenleri enerjileri oooh kebap. 

Ülkelerde de durum böyledir. Genç kadınlar yaşlı kadınlar küçük kız ve erkek çocukları babalar anneler nineler dedeler abiler ablalar küçük bitkiler ormanlar dereler nehirler göller denizler serçeler kumrular güvercinler kediler gökyüzüler ve dağlar ve üzerlerindeki habitatlar. Bunların hepsi özel kişiliktir/halkadır. Ülkenin kendisi ise tüzel kişiliktir/sistemin ta kendisidir. Bu halkalardan hiçbirisinin diğerinden ayrıştırılmak üzere bir özerkliğe oturtulma hakları yoktur. Herhangi birisinin lehine atfedilecek abartılı bir güç/değer, ve/veya acziyet, peşi sıra onu tutan halkada ve sonrasındakinde 'mutasyona' sebebiyet verir. Ülkenin ekosistemi sürekliliğini yitirir, gayri nizami ucube rutinlerin oluşumu tetiklenir. 

Hâl böyleyken, panoramatist bir açıyı yakalamamız gerekiyor. Bunu başaran ülkelere teeek tek güzellemeler yapmaktan bıktım usandım. Sabah erkenden kalkanın müdür olduğu ülkemizde, keyfe keder magazin pornografisiyle tık almak retweet almak uğruna burunların hâââlâ dikine dikine gidilme şehveti günü kurtarıcı ereksiyonlar sağlıyor. Ama hepsi bu hani. 

Ne biliyim anlat anlat dur, ortak yaşama ortada olan her aktörü dahil etmeksizin tartışılan her dakika bize düşmanlık yapacak diğer dakikaları üretiyor. Konuyu böyle ele almak zorundaydım. Oluru bu. Raflarda olan bunlar. Yoksa lafı mı olur, dükkan senin :) 
22 Mart 2021, 18.30

Entel birikimlerimiz ve vasfımız gereği ya da sadece bir üye olarak, birbirimize düşüncelerimizi tuşluyoruz burada. Ancak kimin ne niyetle okuduğunu ve hangi yorumun hangi kısmından faydalanıp nereye nasıl taşıdığını pek hesap etmiyoruz anlaşılan. Bunun adına şey deniliyor, sanalda sıkça karşılaşılan troll'lerin ekmeğine yağ sürmek. Bilerek ya da bilmeyerek.

İnternet ortamı da dahil, internetin dışarısı bilgiden ibaret altı boş kafalarla dolu. Bu kafalar yaşadıkları ülkenin nimetlerinden faydalanıp, yine nimeti kötüleyen, nimete pis diyen kafalardır. Ağzı iyi laf yapan kandırıkçı kafalar. Eşittir yobaz, çomar. Bilgilisi de aynı, cahili de... O yüzden, siyasi değişiklikler ve yasaklarla ilgili; düşünce ve fikir aktarırken dikkat etmeli, ayrıca siyasi değerlerimizi daha iyi anlamalı ve korumak zorundayız.

Artık bu genel yorum onaylanır mı? Yoksa onaylanana kadar ezberletmeye devam mı

Yorum yapabilmek için ÜYE GİRİŞİ yapmalısın