gamyun.net'i doğru görüntüleyebilmek için tarayıcını güncellemelisin, güncelleyemiyorsan başka bir tarayıcıyı ücretsiz yükleyebilirsin.

BLOG

Kısacık...

21 Eylül 2021, 13.32
A- A+
Şimdi şu an sokağın köşesinden dönüp gitse, karışsa şehrin içindeki o anlamsız tanımsız ve uzak kalabalığa ardından ne bir adım atardı adam ne de içinin gitme diyen çığlığı yapışırdı kadının saçlarına. 
Kimseye duyurmadığı bir ağıt kaplasa da içini O orada öyle mağrur öyle kasvetsiz bir gülümseyişle her akşam ve her gece yaptığı rutinlerin huzuruna çıkardı bıkıp usanmadan. Sonra kelimeler yığılırdı bir ekrana... Acısı üzüntüsü kahrı feryadı...İçini çıkarıp koyardı satırlara ama soran olsa sahipsizdi onda tüm hayaller ve gerçekler ve aslında harflerden ibaretti her göz yaşı. 


Böyle bir adamdı işte sevdiği... Aklının hayatın içine karışmış yanlarıyla kalbinin kalemine düşmüş yanları birbirine küs ikiz kardeşler gibiydiler. Yanyana yol alır ama aynı menzile ulaşamazlardı bir türlü. Kelimeleri rüya şehirleri inşa ederken deniz kokulu hayallerden, dili yıkıp geçerdi köprüleri. Kalbi dokunmaya kıyamayacağınız ipek bir şal gibiydi ama izin vermezdi ellerinin hoyratlığı...
Bu kadar çelişki bir insanın içini nasıl mesken tutar inanamasa da kadın ilk zamanlarda, burnu sürte sürte öğrenmişti bunca yılda bu gerçeği. 

Bilirdi farklı çalışırdı akılları. Gördükleri gün sayısı da farklıydı. Belki de yaratıcı bir ders olsun diye salmıştı O'nu hayatına. 15 yıldır parça parça, yeniden başlaya başlaya, kah uzak geçmişte kah yakın, her seferinde ikmale kaldığı en uzun öğrenciliğiydi belkide bu kadının. Neydi öğrendiği ya da neydi unuttuğu her geçen saniye daha çok karışsa da birbirine, yine de bilirdi kadın içinde taşıdığı volkanı. İzlemesi doyumsuzdu belki ama yoksa cesaretiniz dokunmaya, sadece seyirci olurdu insan O'nun hayatında. Dokununca da yanıp kül olmak kaçınılmaz bir kaderdi. Geçen her yılda sırf O varolsun diye kendi benliğinden eksilttikçe anlamıştı bunu. Aşk buydu belki de. İkiliği kabul etmeyen bir tekillik. Bir dönüşüm bir evrim. 


Şimdi yine bir çelişki yumağının ucundan çekiştirdikçe çekiştiriyordu adam. Hayal olduğu kadar gerçek, gerçek olduğu kadar da hayaldi herşey. Hem sığınak oluyordu kadın hem kaçış. Hem söylenendi hem susulan. Ne vakit keşisse kelimeleri birbiriyle kendi kendini yalanlayan oluyordu adam. Kendi karanlığından saklanan.
Görüyordu kadın. Duyuyor, biliyor, hissediyordu. 


Her eylül yıl dönümüydü adının ve her eylülde ömrüne bir yaş daha eklerken adam, kadın da bir öğreti daha eklerdi O'ndan evrilen kimliğine...
İlk eylülde kendi acılarına susabilen bir adam olduğunu öğrenmişti O'nun. İçinin feryadına sağırlaşabilen...
Sonra yokluğunu öğrenmişti.
Sonra varlığını... O yokluktan bir varlık yaratmayı..
Sonra hasreti
Ama en çok huzuru. 
Ve eklenirken bugün yeni bir yaş daha ömrüne adamın; bir şişenin dibinde gidip gelirken geçmişten bugüne, bir arpa boyu bile yol alamadığını...


21 Eylül 2021 / İSTANBUL


YORUMLAR


Henüz yorum yapılmamış :( Yazık ama blog sahibi senin yorumunu bekliyor olabilir

Yorum yapabilmek için ÜYE GİRİŞİ yapmalısın