gamyun.net'i doğru görüntüleyebilmek için tarayıcını güncellemelisin, güncelleyemiyorsan başka bir tarayıcıyı ücretsiz yükleyebilirsin.

BLOG

Hızlı Değişen Toplumlarda Şiddet Artar

16 Nisan 2026, 22.32
A- A+

Şiddet türü ne olursa olsun, "kadına yönelik şiddet"ten  "sağlıkta şiddet'e kadar hemen hemen hepsinde geçerlidir bu.

Bir yanda acı korkuya karısmış, tedirgin ebeveynler, travmatize olmuş çocuklar... Diğer yanda klişeler, atıp tutmalar, ahkam Kesmeler yani süslenmiş cehalet.

Peki meseleyi nasıl çözümleyeceğiz?
Tabi ki siahlı okul saldırilarında başı çeken ABD örneğine bakacağız. Bu belayla yıllardır boğuşuyor.
Bir neden, bireysel silahlanmanın yasalarca desteklenmesi. Bireysel silahlanma çok yaygındır orda. Faillerin aileleri genellikle silah koleksiyoncusudur. Failler çocukluktan beri silah kullanıyordur.
Köklü bir silah kültürü vardır. Sadece kendini korumak için değil.eğlenme ve hobi amaçlı silah edinme çok yaygındır. Silah tüm kültürlerde erkeklik ile ilişkilidir bildiğimiz gibi. Erkeklik sembolü de diyebiliriz. Erkekliğin ise daima ispatlanması gerekir. Askerlik , milli olma vs. İspat şekilleri de kültürlere göre deĝişiyor.
Akran şiddeti ve zorbalıĝı, kavgalar çeteler vs hep vardı bizde. Liseler arası çeteleşmeler kavgalar çok yaygındı. Bizim okula ara sıra polis gelirdi Endüstri mesleğe gün aşırı...
Okul saldırısı ise çok yeni bir problem bizim için. Bu nedenle mafya-çete odaklı çözümlemeler boşa düşer. Zaten çocuklardan birinin profili bu tanıma uymuyor.
Bilgisayar oyunları tüm ülkelerde var tüm çocuklar oynuyor, şiddete eğilime yol açsa da silahlı okul saldırısı için eksik çözümlemedir. ABD'de 2009'dan bu yana 288 silahlı okul saldırısı gerçekleşmiş ve bu G7 ülkelerinin toplamından 57 kat daha fazla. Ki bunlardan Kanada aynı coğrafyada yer alıyor. Fark ne? Erkeklik Krizi ve bireysel silahlanma ABD'den çok daha az. Toplumsal cinsiyet eşitliği indeksinde tüm ülkeler arasında ilk 30da yer alır, G7'de zirvededir.
Erkeklik krizi dediğimiz de kimlik değişimiyle ilgili. Okul saldırıları genç beyaz erkekler silaha erişimi kolay olan erkekler tarafından gerçekleştirili. Yaş arttıkça yaralanan ve ölen kurban sayısı artıyor. Yani 15 yaşında bir fail 20 yaşında birine göre daha az yaralama ölüme sebebiyet veriyormuş. Genellikle yalnız iletişim kurmakta zorluk çeken yani incell dediğimiz tipler arasından çıkıyor. 
Okul erkeğin sürekli ispatlamaya çalıştığı erkekliği için bir tehdittir. Onu sindiren disipline sokan bir otoritedir. Yukarda belirttiğim gibi okul çeteleşmelerinde zorbalıkta hedef belli kişi ve gruplarken okul saldırısında rastgele ateş açılır, failin kimi öldürdüğü önemli değildir, hedef aslında okuldur.
Ülkemizde 2000'lerden itibaren öğrenci kimliği değişmeye başladı. Eskinin o itaatkar öğrenci kimliği yok artık. ya! Eĝitim politikaları, kurumları ve eğitimciler buna ayak uyduramadı. Buna uygun eşitlikçi kapsayıcı politikalar geliştirilmedi. Eski kafa eğitimciler şimdi nerde o keyfimizce dövdüğümüz öğrenciler diye ağlıyorlar. Kıyamam ya!
Misal İstanbul Sözleşmesi kapsamında yürürlüğe sokulacak toplumsal cinsiyet eşitliği projesi aileyi ve dolayısıyla dini değerleri çözüyor diye rafa kaldırıldı. Buyrun size aile değerleri!
En son Ayşe Kulin'in zırvalığı geziyordu bu olay bağlamında sosyal medyada. Paylaşanlardan biri de Ahmet Altan. Ayşe Kulin kim? Toplumdan kopuk bir burjuva. Yok son 30 yılda her şey kötüye gitmiş de herkes terbiyesizleşmiş de aile dizileri kalmamış da bilmem ne. Eee! Bunun  problemle ilgisi ne?  
Problemin nedenlerini belirleyemezsen problemi  çözemezsin. Bu, bu kadar basit

Bu ülkenin mürekkep yalamış cahillerinden bıktım! Valla da bıktım billa da bıktım.



YORUMLAR

17 Nisan 2026, 09.33
Ne desek boş.
Bir bir kılcal kökler koptu. Ağaç sallanıp dusmeyip napsin. 
Sosyal çürüme var toplumda iktisadi olan sıkıntı elbet giderilir konulu bir paylaşım dönüyor yine Sosyal medyada. İzlediğim en güzeli. Çürüdüm vesselam. 
Sevgiler...
17 Nisan 2026, 10.03
Çürüdüm değil de çurüdük toplumca. Yorumda hatayı duzelteme imkanı olmayınca. :)
17 Nisan 2026, 11.12
Merhaba Lilaa__
Kişisel alma ama "sosyal çürüme"yi ortaya atan prof bunu tam anlamıyla temellendiremedi. Katılmıyorum onun o görüşüne. Çürüme vs ifadeleri aşağılıma gibi değer  bildiren kavramları genel olarak sevmiyorum. Hatta değer bildirdiği için gelişme kavramını bile sevmiyorum, kolonyal bir kavram, neye göre kime göre, fakat bilimsel alanda  kulanılıyor işte. Sekülerleşme dediğimiz değişime muhafazakarlar dinsizleşme diyor misal. Bu bir kavram olamaz çünkü seküler insanlarda da dine inanan ama dünyevi meselelerine karıştırmayan, ayrı tutan insanlar var. Bu da bunu yanlış ve damgalayıcı bir tanım yapıyor. Değişim demeyi tercih ediyorum. Sapma davranışı avcı toplayıcı dönemden beri var hep de olacak. Yanlış politikalar nedeniyle toplumsal eğilim haline de gelebiliyor. Misal Kanada silahlı okul saldırısı ve kadın cinayetlerinden sonra silah edinme konusunda sıkı tedbirler getirdi.  İsviçre'de bireysel silahlanma daha yaygın ama yine çok sıkı tedbir almışlar derinlemesine yapılan psikolojik testleri geçmek gerekiyor. Biliyo musun kısa vadede çok işe yarıyor.
Bu saldırıların yaygınlaşmasından korkuyorum önlem alınmazsa olabilir de... Başladı mı artan  bulaşıcı bir etkisi de var çünkü
Zaman ayırıp okuduğun için teşekkürler. Sevgiler benden.
17 Nisan 2026, 22.07
Kavramlarla kurduğumuz ilişki, dünyayla kurduğumuz ilişkinin aynasıdır. Bu yüzden “sosyal çürüme”
 gibi ifadeler farklı hisler uyandırır.
Haklısın.
Senin itirazın tam da buradan yükseliyor degil mi? Değer yükleyen, yukarıdan bakan, neyin doğru neyin yanlış olduğuna peşinen karar veren bir dil.
 “Gelişme”, “ilerleme”, “çürüme”, “yozlaşma” gibi kelimeler çoğu zaman ölçüyü koyanın dünya 
görüşünü gizlice metnin içine taşır. Kimi için sekülerleşme bir özgürleşme alanıdır, kimi için
 dinsizleşme. Oysa gerçeklik bu ikili karşıtlıklardan çok daha karmaşıktır. Dine inanan ama gündelik 
kararlarını dünyevi ölçütlerle alan insanlar da vardır; inanmayan ama ahlaki tutarlılığı yüksek insanlar 
da. Bu nedenle “değişim” demek, çoğu zaman daha kapsayıcı ve daha dürüst bir tercih gibi görünür.
Ama burada küçük bir ayrım yapma ihtiyacı hissediyorum.
“Değişim” nötr bir kelime olabilir; fakat her değişimin toplum üzerindeki etkisi nötr değildir. Bazı değişimler insanların güvenlik duygusunu zedeler, bazıları toplumsal bağları gevşetir, bazıları ise yeni dayanışma biçimleri üretir. Yani kelimeyi nötr seçsek bile, sonuçların etkisi bazen nötr kalmaz.

Bugün bizi korkutan ve rahatsız eden sey bu davranışların görünürlüğü, taklit edilebilirliği ve hızla
 yayılabilir oluşu. Özellikle okul saldırıları gibi olaylarda “bulaşıcı etki”nin bilimsel olarak da 
tartışıldığını biliyoruz. Bu noktada mesele, değişimin adını koymaktan çok, etkisini yönetebilmek.
Asl olan insanları değil, zemini düzenlemek.
Belki de şu soruda düğümleniyoruz.
Toplumda gözlemlediğimiz bu sert kırılmaları adlandırırken yargılayıcı olmadan nasıl konuşabiliriz?
Dil hem kapsayıcı olmalı, hem de uyarıcı.
Belki de aradığımız kelime “çürüme” değil, “aşınma”.
Belki mesele “yozlaşma” değil, “bağların zayıflaması”.
Belki de en doğrusu, isim vermekten çok, çözüm konuşmak.
Çünkü kavramlar üzerine ne kadar yazarsak yazalim asıl mesele şu:
İnsanların birbirine zarar vermesini nasıl azaltacağız?
Orada buluşabiliyoruz sanırım.
Sevgiler benden de...
18 Nisan 2026, 00.17
İslamiyet ,temiz ahlak için  gelmişti 
Şu anda ,
temiz kalmış ne kaldı?

Kısaca: Balık baştan kokar'' dı koktu işte diyorum.. 
18 Nisan 2026, 13.21
Lila
Elbette hepimizin derdi problemi ćözümlemek.
Güzel bir noktaya temas ettin.  "Bağların çözulmesi"  "bireyselleşme"ye neden oluyor ve bireysellesme de  sandığımız gibi öcü bir kavram değil.  Olumlu ve olumsuz olmak üzere ikiye ayrılır. Olumlu bireyselleşme bireye geleneksel otoriten kopup dorgulama ve bağımsız düşünebilme yeteneği kazandırırken, olumsuz bireysrlleşmede ise  kolektif hareketlere ve dayanışma aĝlarına mesafe, tuketici kimliği öne çıkar. 
Tr'nin yabancı olduğu kavramsal düşünme ve kavramlar, sorunun belirlenmesi ve çözülmesi aćısından ćok önemli. 
Örnek bağlamında vereceğim nAli Nesin'in (Aziz Nesin'in oğlu) zırvası düştü önüme en son. "Pandemiden dahiler ve  seri katiller çıkar" gibi bir şeydi. Yahu seri katil ve silahlı okul saldırganı farkını bile bilmiyor. Evet psikolojik sebepler benzerlik göster se de bu ikisini yaratan sosyolojik koşulların farklı olduğunu bile bilmiyor. Babasının da hataları oluyordur da onun dönemi daha eski tolere edilebilir. Herif  Matematikçi. Bilmediği alanda kuru sıkı sallıyor. Hadi kanıtla bakalım pndemiden sonra kaç dahi çıkmış kaç seri katil çıkmış? Yanlışlayamazsın söylediğini, o da bunu kullanıyor etkileşim kasmak için.
Bazı oyun sitelerine sansür gelmiş. En kolayı bu zaten, sıkıyorsa silahlanmayı denetlesene anlık polis yollayacağına sosyal çalışmacı sosyolog atasana okullara. Ha ama en az maliyetli ve en  popülist olan bu,  çünkü cahil halk da bu olaya oyunların sebep olduğunu düşünüyor. Yani tribünlere oynanıyor.
Güzel bir tartışma oldu, katkın için çok teşekkürler Lila.

Perperike
Seküler düşünen biriyim, dini toplumsal bir kurum olarak tartışırım ama iyifir kötüdür girmem oraya. Dindar iyi derse ateistin kötü deme hakkı oluyor. Bu da verimdiz kısır çatışma yaratıyor maalesef. Okuduğun ve zaman ayırıp yazdığın için teşekkürler.
19 Nisan 2026, 23.37
Sevgili bilgegunes, çocuklar ebeveynlerin elinde şekilleniyor, yani eğer genetik bir bozukluk sonucu sosyopat değillerse!! (Hoş genetik özellikler için de ebeveynlere dönüp bakmak gerekir ama o ayrı konu). Bu nedenle "çocuklar değişti, yeni nesilde çeteleşmeler başladı, zorbalık, akran zorbalığı, siber zorbalık, sosyal linç yaygınlaştı " demek yerine ben dönüp o çocukları kimler ve nasıl yetiştiriyorlar diye bakmaktan yanayım her zaman. Değerli hocam Prof. Dr. Atalay Yörükoğlu'nun sosyal medyada son günlerde çok paylaşılan bir sözünü hatırlatarak bitirmek istiyorum. 
" Ben çocuklarla sadece oynadım ama ebeveynleri tedavi ettim "
20 Nisan 2026, 16.13
Merhaba Ladin06
Kriminolojide  bazıları genetiğe önem atfediyor ama ben pek sevmiyorum. Biyoloji en son bakmamız gereken yerdir.
Dışlanma ve zorbalık tetikleyici bazı unsurlardan ikisi ama tek başına neden değiller. Diğerlerinden zaten bahsetmiştim ve ayrı fikirdeyiz.
Aile evet çocuğun gelişiminde çok önemli fakat çok farklı aile profilleri var bu saldırganlar arasında. Tek başına aileyi suçlarsak  bireyi şekillendiren sistemi ve sosyolojik kurumları göz ardı etmiş oluruz. Bakıyorsun çok sağlıklı bir aile ortamında yetişiyor fakat formel alana dahil olduğunda ki bunu ilk kez okul ile tecrübe ediyoruz, işler çetrefilli hale gelebiliyor. Eskiden kırsalda yaşayan çocuklar özellikle, modernizmle okulda tanışıyorlardı ve bu arada kalma hali büyük bir bocalama ve başarısızlık.getiriyordu. Gelenekle yeniligin çatıştığı travmatik bir alandı okul. Niye eskiden yoktu böyle şeyler? Çünkü otorite karşısında itaat vardı. Artık bu azaldı doğal olarak. Ha Japonya ve Korede hala etkili otorite ama onların toplumsal dinamikleri bizden farklı. Giri denen bir kavram var yükümlülük yükü deniyor. Her çocuk ailesine ve topluma karşi sorumlu sekilde yetiştiriliyor. Ha noluyor okul saldıriları abd'deki gibi  cok olmuyor da basarısiz olan  çocuklar siddeti kendisine yöneltiyor yahut intihar ediyor. 
Bahsettiğin profu tanımıyordum. Söylediği sey şu an Finlandiya eğitim sisteminde uygulanıyor. Zorlayıcı olmayan okul saatleri, esnek ve oyun temelli yaklaşım vs.Arzu ettiğimiz eğitim.sistemi bu.  Sosyal.medyaya baktım biraz, kimdir nedir diye. Olumlu şeyler yanında olumsuz şeyler de söyleniyor hakkında. Mesela her çocuğa üstun zeka teşhisi koyuyormuş. Sen daha iyi taniyorsundur nedir bunun aslı astarı?
Eğer böyleyse çok sıkıntılı. Narsizme davetiye çıkarmak bu. Öğrenme açısından özel durumda olmadıkça bu yapılmamalı. Misal öğrenme zorluğu yaşamak yahut deha dedğimiz bazı çocuklar hariç hepimiz normal zekayız aşagı yukarı. Onlara teshis koyulmasinın gerekliliği de özel eğitim almaları için yoksa damgalamaktan òte bir faydası olmuyor.
22 Nisan 2026, 00.04
Haklısın bilgegunes. Her insan için olumlu da olumsuz da konuşulabilir. Ancak tam da senin yazdığın gibi özel eğitim almayı gerektiren durumlar için konur bu "üstün zekalı" teşhisi. Ancak aileler bunu toplum içinde bir gurur nedeni olarak paylaşırlar. O zaman da suç, bunu anlamadan orada burada söyleyenin değil de  teşhisi koyanın olur. 2004 de kaybettik hocayı. Geçekten çocuk ruh sağlığında çok başarılı bir insandı.
Hemen hemen her  kaynak çocukların kişilik özelliklerinin  bir kısmının genlerle belirlendiğini ifade eder.  Ancak bu başka hiçbir şeyin çocuğun özelliklerine etkili olmadığı anlamına tabii ki gelmez. Sosyo kültürel çevre ( tabii ki okul ve eğitim sistemi de buna dahil) yaşadığı iklimin, hatta yedikleri ve içtiklerinin ve burada sayamadığımız bir çok faktörün etkileşiminin bireyin özellikleri üzerinde etkili olduğu biliniyor. Ancak ailenin tutumunun suça yönelen çocuklarda farklılık gösterdiği,  doğrudan suç davranışını teşvik etmeseler de, aile içi çatışmaların, her türlü şiddetin, ensest ilişkilerin, yeterli maddi, duygusal ve manevi destek sağlamakta başarısız olan   ailelerin  düşük gelir seviyeleri ve sağlıksız aile koşullarının da çocukların davranış özellikleri ve suça eğilimli olma durumlarında önemli bir rol oynadığı araştırmalar tarafından ortaya konmuş.
Google Akademik'de konuya ilişkin sayısız kaynak var. 
Böyle bir konuda blog yazıp hepimizi bu konuda bir kez daha düşünmeye yönelttiğin için teşekkür ederim.

https://journals.academicianstudies.com/axis/article/viewsmile Resmi8
22 Nisan 2026, 15.28
Adresini verdiğim bağlantının son sayılarının neden  hatalı yayınlandığını anlamadım. Bu nedenle tekrar gönderiyorum.

https://journals.academicianstudies.com/axis/article/viewsmile Resmi8
22 Nisan 2026, 22.27
Ladin06
İlla ki etkiliyor hepsi. Bourdieu'nun bir sözü var önce sosyolojiye bakılmalı, nedenini bulamıyorsanız sırasıyla osyal psikoloji- psikoloji-psikiyatri, oralarda da yoksa son çare genetike bakmayı tavsiye ediyor. Benim ilgi alanım sosyal bilimler, felsefe falan. Psikiyatristler nörologlar falan kendi alanlarına dait sebeplere çözümlere değiniyorlar zaten.
Yine açılmıyor, içki emoji kodu giriiyor araya. 42 ya da 43'dü galiba, 41, 45 de dahil hepsini denedim yine olmadı. Bana da çok oluyor burda bu. :(
Asıl ben teşekkür ederim zaman ayırıp ilgilendiğin ve konuya katkı sağladığın için. 

Yorum yapabilmek için ÜYE GİRİŞİ yapmalısın