gamyun.net'i doğru görüntüleyebilmek için tarayıcını güncellemelisin, güncelleyemiyorsan başka bir tarayıcıyı ücretsiz yükleyebilirsin.

BLOG

Nostalji

29 Mayıs 2026, 00.20
A- A+

Sevmiyorum, diyerek gireyim konuya ki nostalji sevdalıları için bir ters köşe olmasın. "Nerde o eski bayramlar" tadında bir blog olmayacak.
Etimolojisine de girelim ki neden sevmediğimi daha iyi anlatabileyim.

Sosyal medyadan kopileyip yapıştırdım bunu:
"Nostos, eve dönmektir. Algos ise acı anlamına gelir. İkisi bir araya gelince nostalgia (nostalji) olur.Nostalji eve dönememenin acısıdır.Dünyanın en güzel hissi eve dönmektir derler. Öyle olsa gerek, zira evden uzak düşmek hasta eder.Arapçada buna dâüssıla, denmiştir. Dâ, hastalık; sıla, ulaşma demek. Dâüssıla ise ulaşamamanın hastalığıdır.İlginçtir ki gurbet ve garibanlık da aynı kökten gelir. Doğasından kopan her canlı dâüssılaya tutulur. Ağaç bile söküldüğü topraktan uzağa düşünce kurur.İnsan da öyle, evim dediği her neresiyse veya her kimse, ondan uzaklaştığında solar."

Yaşadığım döneme ait hiçbir şeye sıcak bir özlem duymadım. Kasetler, CRT televizyonlar, walkman, atari, bilhassa sürekli oynadığım street fighter oyunu :)
Ve tabi vatkalı ceketler. Nşa'da ceket de giymem, hiç ceketim yoktur, Kurt Cobain gibi hırkacıyımdır da o vatkalar, ah o vatkalar... Gerçi vatkayı kimse sevmiyor. Ve o saçlar, fosforlu pembe rujlar, bilhassa fosforlu renkler. Gümüş metalik renk el feneri mesela, Anlatırken bile ürperdim. Soğuk, çok soğuk, bu hissi tarif etmesi çok zor. "sıkıntılı bir soğuk" ile belki anlatabilirim. Bir de belki bu, sözlerden ziyade müzik kısmı...
Şimdi bunları duyunca yaşım çıkacak ortaya sanmayın biz fakirdik bize her şey geç geldi, 25'imden gün alıyorum ayol :caponbalıgısmile:
İşin geyiği bir yana, teknolojiye önyargılı olmamamın, ayak uydurmakta zorluk çekmememin bir nedeni de bu belki.
Durum böyleyken tarihi mekanlara, tarihi kostümlere, eski sanat eserlerine olan merakım nedeniyle nostalji sevdiğim nostaljik biri olduğum yanılgısına kapılıyor çoğu insan. Ben olsam beni sadece "değişim" ve "yeni deneyimlere açıklık' ile tanımlardım.
Yaşamadığım bir tarihe ait kostümleri hiç giymediğim için, o dönemin müziklerini hiç dinlemediğim için bunlar bana yeni deneyim imkanları veriyor. Sevdiğim dönemlerden biri 70'ler, bol pantolonlar, taş plaklar, hippi kültürü...60'lar, 50'ler, 40'lar falan da severim. En sevdiğim dönemse 1900'lerdir. Tekrar söylüyorum, bu sevgi "ay ne kadar modernmişiz", "ne güzel yıllardı" klişeleriyle beslenmiyor. Yukarda açıkladığım gibi bu dönemler benim için tecrübe edilmemiş dönemler olduğundan.
Ajda Pekkan'nın "Yaz yaz" şarkısı benim için nostaljiktir fakat ilk kez 2006'da bir blogda arka planda çalan arya... Günlerce arayıp sonunda buldduğum o arya... Beniamino Gigli'den Nadir's Aria... Bunu youtubda 1931 kayıtlı plaktan cızırtılı bir sesle dinlemek benim için çok yeni bir tecrübeydi. Hayran olmuştum. Öyle ki, hastalık derecesinde bir takıntı ile günlerce sadece bu aryayı dinledim. O cızırtıların da aslında müziğe dahil olduğunu o yıllarda bilmiyordum tabi (bknz."Sound of Noise, 2010". 
Birkaç yıl sonra Kraus'tan Fransızcasını dinlediğimde bu kez farklı bir yorum ve dil girdi işin içine ve farklı duygular.
Bugün tekrar dinlediğimde 1931'in o hiç içinde olmadığım atmosferine, 2006'da hamam böceklerinin cirit attığı ahşap eski evin atmosferi karışıyor. Gramofonun cızırtılı sesi bir ateş gibi çıtırdarken, ahşap evdeki pc'nin fan sesi dondurucu bir rüzgar gibi esiyor hafızamda. O soğuk duygu yeni tecrübenin heyecanlı sıcaklığıyla harmanlanıyor, karmaşık ve çok katmanlı duygular içine giriyorum. Bir tarafta bir zamanlar yaşadığım mekana ait düşunceler diğer tarafta dijital dünyanın bilmediğim bir dönemden koparıp getirdiği bir kaydın yaşattığı hisler.
Gelelim dâüssılaya, ev insanın güvende hissettiği yerdir şüphesiz benim gibiler içinse zorunluluk.Yaşadığım coğrafya sağolsun kök salmak ne mümkün! Ben mesela hiçbir zaman buraya ait hissetmedim. Muhtemelen başka bir coğrafyada yabancılık çekmezdim herhalde.
Bir zaman sonra mutlu yahut mutsuz olunan bir yere tekrar dönülmemesi gerektiğini anlıyor insan. Kötü anıların oldugu yerde şüphesiz ki kırıldığın yerden daha şiddetli bir şekilde tekrar kırılıyorsun. Güzel anıların olduğu yerse artık başka bir yerdir. Ne ırmak aynıdır ne sen... Geriye kalan sadece ve yine soğuk bir hüzün.  Hafızamı canlı tutabilmek için ara sıra geri dönüşlerim oluyor ve olacak elbette. Hem illa sevdiğimiz şeyleri yapmak zorunda mıyız canım? Belki  bizi silkeleyen bazı geçmiş yaşantılarla, mekanlarla, ve duygularla  karşılaşmak da gerekiyordur.

Blogu bitirirken sözü o muhteşem eserlere bırakıyorum.
Hadi nostaljik olsun bir tanesi de. Bu benim ilkokuldaki ilk dansıma eşlik eden müzikti. O dönemden fazla vatkaya maruz kalmayacağımız tek klip. Allam yareppim neler yapmışlar! :caponbalığısmile: Biz unumuzu eleyip eleğimizi astık çok şükür, genşler için yeni bir deneyim olabildiyse ne mutlu bana.:başındaharelimeleksmile:
Beniamino Gigli. Youtube'da bulduktan sonra dinlediğim kayıt, Roger York koleksiyonundan, 2007 yayın tarihliydi. Video kullanılamıyordu. Bu ikisi aynı kayıt sanırım
Bu da mavişimden

YORUMLAR


Henüz yorum yapılmamış :( Yazık ama blog sahibi senin yorumunu bekliyor olabilir

Yorum yapabilmek için ÜYE GİRİŞİ yapmalısın