NAFAKA
06 Haziran 2026, 15.41 A- A+Nafaka ile ilgili yeni yasal düzenlemeyi duydunuz mu?
"Boşandığı eşinden aldığı nafakayı çıtır sevgilileriyle yiyen eski eş" fantezisinden yeterince tatmin olunduysa hadi şimdi gerçeklere bakalım.
Kadın istihdamı %32
Evlenerek çalışma hayatından kopan kadın oranı ,
%7 yi de çocuk olunca bırakanlar dersek. Evlilik kadını çalışma hayatından koparıyor, der miyiz? Deriz!
"Karımı çalıştırmam" diyen veya bunu onaylamayan erkeklerin oranı %25'tir.
Yaklaşık 3,8 milyon kadının çalışmamasının veya işi bırakmasının nedeni "eş rızası/ailevi baskı ve evliliktir.
İşyerinde taciz-mobinge maruz kaldığı için , eşit işe eşit ücret alamadığı için, "cam tavanlar" yüzünden kariyer yapamadığı için işi bırakanlar eril tahakkümün konusu olmakla beraber bu konumuzun dışında.
Çalışmayan kadın diye bir şey de yok aslında. Görünmeyen ev içi emeğinin karşılığını alamıyor. Bir gün gevşek gevşek "kadınlar eğitim alsalar bile zor geldiği için çalışmak istemiyorlar" diyen bir profa sormuştum. Ev işlerini profesyolnellere yaptırsak ne kadar tutar? diye. "Çok mebla tutar" demişti. Evde çalışan kadın uyuyana kadar koşturur evde. Yaşlı bakımı, çocuğun okulu-ödevi, alışveriş, misafir ağırlama... Tatilde bile hizmet ve bakımdan sorumludur.
Ücret karşılığı çalışmayan kadının sosyal güvencesi eşine bağlıdır. Evli kaldıĝı süre için geçerlidir. Emekli olma gibi bir şansı yoktur. Kariyer zaten yok.
Kadın bunları yaşarken, erkek calışma hayatındaki emeğinin karşılığını alır (burda bir soru işareti var ama bunun sorumlusu kadın deĝil) Belirli çalışma saatleri vardır, bitince evine gider ayaklarını uzatır. Kariyer yapabilir, sosyal güvencesi vardır, emekli olabilir.
"Annelik kutsaldır" zırvalarıyla çocukları da anneye kilitledik. Çocukların velayeti %74,6 oranında anneye veriliyor. Ohh suyundan da... Oturup çocuğa mı baksın, aldığı maaşı bakıcıya mı versin?
Denklemi kurduk mu? Boşanınca ekonomik olarak kimin durumu kötüleşiyor?
"Kadın yoksulluğu" diye bir olgu var. Hatta "yoksulluğun kadınlaşması" da girdi literatüre. Bir bakın derim.
Nafaka bu yoksulluğun giderilmesi amacıyla uygulanıyor. Üç kuşluk nafaka kaybolan onca yılın karşılığı eder mi? O da ayrı bir problem.
Ayrıca yasada cinsiyet ayrımı yoktur. Boşanınca erkek yoksullaşıyorsa ona da nafaka bağlanıyor. Az da olsa örnekleri var.
Şimdi biz "kadınlar neden yoksullaşıyor? " meselesini çözmeden erkeğin ekonomik sorunlarının derdine düştük öyle mi?
Nafaka pratiklerine bakalım.
Erkeklerin %30’u boşanma sonrası nafaka verilmesine karşı çıkıyor. (Marsa yollayalım, kabul edenler?)
Ancak yoksulluk nafakası ve pratik uygulamalarda oran kat kat artıyor.
Nafakayı düzenli ödeyenlerin oranı da %20'lerde. Yani büyük bir oranda ödenmiyor zaten.
"Süresiz nafaka" diye bir şey de yok. Yoksulluk sora erince nafaka ortadan kalıyor.
Cinsiyetler arası roller eşitlenmeden ("karımı çalıştırmam" diyen erkekleri Marsa yollayabiliriz belki bilemedim)
Kadınlara istihdam olanakları yaratmadan,
Kadınlara eşit işe eşit ücret politikasını pratikte uygulamadan.( Maalesef özellikle özel sektörde uygulanmıyor)
İşyerindeki taciz mobing için uzun vadelli çözüm olarak eğitimleri, kısa vadeli çözüm olarak caydırıcı yasal düzenlemeleri uygulamaya koymadan,
Kapsamlı doğum izni projelerini hayata geçirmeden,
Ücretsiz kreş hizmetlerini yaygınlaştırmadan nafaka süresini kısaltmak, kadını ekonomik anlamda bağımlı yapar, istismara ve şiddet içeren evliliklere mahkum eder. Bir şekilde boşanabilenler için kadın yoksulluğunu derinleştirmekten başka bir işe yaramaz.
Tabi bu düzenlemelerin arkasında toplumsal eğilimler var. Uzun zamandır gözlemliyorum, sosyal mefyada ciddi anlamda propagandası yapılıyordu. Meyvesini verdi sonunda. Ben zaten bizim gibi toplumlarda kadınların evlenmesini bir çeşit sömürü olarak görüyorum. Erkekler evlensin ama kadınlar evlenmesin bence. Hadi evlendin bir de çocuk da yaptın diyelim. Boşanırken ver çocuğu babaya, üç kuruş nafakayı da at yüzüne. Biraz da babalık kutsansın.O berbat romanlarla, dizilerle, gündüz kuşağı programlarıyla falan kutsal anne propagandası dayatılıyor, erilin konfor alanını genişletiliyor. Çocuğu için her şeye ve hatta şiddete katlanan anneler falan. Siz kendinizden vazgeçerken, baba haftada bir görmeye gelir, kahraman olur. Rolleri tersine çevirmenin vakti geldi de geçiyor bile.
Herkese iyi boşanmalar.:)
İki blogum panoda üst üste gelmesin diye iki gün bekledim. Hadi yorum yok blog da yazılmıyor yahu, daraldım yeminle. Neyse ne, gamyun blog gene tatile çıkmış belli ki.:)


YORUMLAR
Güçleri vardır ama adaletleri yoktur.
''ezilen dayanışması'' gibi kavramları keşke idrak edebilseler. Keşke, meselenin cinsiyet savaşları
Son olarak, bazı erkekler isterlerse Mars' a, Kars'a falan gidebilirler. Bizim yerimiz, yurdumuz burası. Ve bu dünyada insanca yaşamak istiyoruz.
Ayrıca olayın bir de farklı yönüne bakalım... Birçok kadın da geleceğini garanti altına almak için belki de hiç uyuşmadığı, sevmediği, beğenmediği, bir ömür geçirmeyi asla düşünmediği fakat mal varlığının çokluğuna tav olduğu bir erkek ile evleniyor, üstüne bir de çocuk yapıp, daha sonra boşanıyor ve alacağını düşündüğü nafaka ile bir ömür mutlu, mesut evladımla yaşarım diyor... Bu örnek oldukça azınlıkta gerçe ama, sonuçta bir de bu tarafı var... Kısaca bence bu tazminat olayı araştırılıp, gerçekten verilmesi gereken kadına verilmeli... Ve öyle kıt kanaat geçinecek kadar da değil, gayet huzurlu, rahat ve kimseye muhtaç kalmayacak kadar verilmeli...
Cümle düzenini koruyabilmek için metni sürekli olarak bölüp aşağı inmek zorunda kaldım. Uzaktan bakan, ''şiir mi yazmış, ne''.. der.
Feminizm konusunda gelince, hep çok yakın durdum. Fakat temel sorunun otokrasi hayaletinin üzerine giydirilmiş, sözde demokratik yönetim elbisesi olduğunu düşündüm hep. Bir çok mesele gibi kadın sorununun kalıcı ve gerçek bir çözüme ihtiyacı var, bu da ancak tabandan gelen sınıfsal bir mücadeleile mümkündür. Her şeyden önce, mevcut bozuk düzeni değiştirmek, kadın-erkek birlikte