gamyun.net'i doğru görüntüleyebilmek için tarayıcını güncellemelisin, güncelleyemiyorsan başka bir tarayıcıyı ücretsiz yükleyebilirsin.

BLOG

Mabetler

16 Nisan 2020, 18.53
A- A+
Mabetler
1. Eyüp Sultan Camisi
Henüz ilkokula başlamamıştım. O zamanlar Karaağaç Köyü ' ünde yaşıyorduk. Halam ' lar İstanbul ' da oturuyorlardı. Bekir Dede 'm le onlara misafirliğe gittik. Bir cuma günü dedem beni Eyüp Sultan Camisi ' ne götürdü. Namazdan sonra bir mevlit okunmaya başladı. Giden gitti; kalanlarla birlikte biz de mevlit'i dinlemeye başladık. Bu arada mevlit'i okutanlar kağıt külahlar içinde şekerleri sessizce dinleyen cemaatin yanlarına bırakmaya başladılar. Ben külahı aldım açmaya çalışıyorum... Sessizlikte kağıt hışırtısı sanki kubbeden yankılanıyordu. Dedem bana yan gözle baktı. Hatamı anladım ama, iş işten geçmişti. Çok utandım. Eyüp Sultan Camisi ile ilgili ilk anım budur.
Sonradan bu semte ve bu camiye çok gittim. Ortaokula giderken bu caminin avlusundan geçer, türbenin önündeki sokaktan mezarlığın, yanındaki caddeye çıkar,okula varırdım.
İstanbul ' un Fethi ' inden sonra Fatih Sultan Mehmet, hocası Ak Şemsettin ' den ; İslam ordularının İstanbul ' u almak için yaptıkları kuşatmalardan birinde; şehit düşen, Hz. Muhammed ' in bayraktarlığını yapmış Halid bin Eba Eyyub el Ensari ' nin mezarını bulmasını istemiş. Ak Şemseddin surların yakınında mezarı bulmuş. Fatih buraya bir türbe ve bir cami yapılmasını emretmiş. Sonradan cami ve türbe bir ziyaret yeri haline gelmiş.Ziyarete gelenler bu çevrede yerleşmeye başlamışlar. Giderek bir semt oluşmuş. Adına "Eyüp Sultan - kısaca Eyüp - denilmiş. Bugün hala özellikle cuma günleri binlerce kişi camiyi ve türbeyi ziyaret eder. Hacca gidecek olanlar önce Eyüp Sultan Camisi 'ne gider; sonra hac kafilesine katılır.
2. Süleymaniye Camisi
Kanuni Sultan Süleyman adına Mimar Sinan tarafından inşa edilmiştir. Mimar Sinan ' ın " Kalfalık eserim" dediği cami önemli camilerden biridir.Çevresinde oluşan semte de "Süleymaniye" denilmiş. Camiyle ilgili iki anekdot... Mimar Sinan kubbenin tam altına oturmuş nargile içiyormuş. Kanuni tam o sıra da içeri girmiş ( Çekemeyenlerden birinin ispiyonlaması çok muhtemeldir ) "Mimar başı! Niye benim camim ile meşgul olmaz oturmuş nargile içersin? " Diye Sinan' a çıkışmış. İkinci söylence şöyle: Bir çocuk bir gün caminin minarelerine bakmış, bakmış; " A a ! Minarenin biri eğri." demiş.Mimar Sinan çocuğu çağırmış. Eğri olan minareyi göster bakayım çocuğum." demiş. Çocuk minarelerden birini göstermiş. Sinan, ustabaşıya, " Hemen uzun sağlam halatlar getirin." demiş getirmişler. "Minareye bağlayın."demiş bağlamışlar. "Çekin" demiş. Çekmişler. Sinan çocuğa: " Minareye şimdi bak bakalım doğrulmuş mu?" diye sormuş. Çocuk bakmış bakmış: "Doğrulmuş!" demiş.
Ustabaşı, ustalar, izleyenler... " Mimar Başı! Hiç halatla çekmekle minare doğrulur mu? " diye şaşkınlıklarını belirtince, Sinan "Minarenin eğri olmadığını, çekerek de doğrulmayacağını elbette bilirim; ama şimdi bu olay duyulur, her bakan ' Gerçekten minare eğriymiş.' diye söylerse; bir şeyin şuyu' u vuku ' undan beterdir bundan sonra minarenin adı ' eğri minare, caminin adı da eğri minareli cami ' olarak kalır." der.
Camiler hakkında söylenecek daha çok sözümüz var ama bugünlük burada bırakalım.
AliÇ.

YORUMLAR

19 Nisan 2020, 16.06


Sevgili Ali Abi...Farklı bır blogla karşımızdasın yeniden. Yazan eline, yazdıran yüreğine sağlık. Kimimiz aşkı yazıyoruz, kimimiz bizi terkeden sevgiliye sesleniyoruz, kimimiz 2 aşk arasında kalıp kalemimizi konuşturuyoruz, çok nadir de olsa sosyal konulara değiniyoruz. Sizin yazılarınızda eğitimci olmanızın etkisi var. Öğretiyorsunuz da, bilgilendiriyorsunuz da katkı koyarken blog köşesine. Ben kendi adıma çok seviyorum yazılarınızı. Yaşınızla(her zaman vurguluyorsunuz bunu) eğitiminizle, tecrübelerinizle, daha da dogru bir ifadeyle yaşanmışlıklarınızla her daim bu platformda olmanızı diliyorum....

Sağlıcakla kalın.....
19 Nisan 2020, 16.14
Ekleyecektim unuttum:))))

Camilerimiz yani biz müslümanların mabetleri. (Çoğu birer sanat eseri) .Uzun yıllar önce biri söylemişti. Doğruluk değerini bilmiyorum ama, büyük olasılıkla sadece bir tesadüftür diye düşünüyorum. Cami ismi 4 büyük meleğin baş harflerınin birleştirilmesinden oluşmuş demişti.

CEBRAİL
AZRAİL
MİKAİL
İSRAFİL

Bunu da yazmadan  edemedim:)))))))

22 Nisan 2020, 06.14
Sevgili zeRRya yazılarıma  "Mabetler" adını vermemin nedeni, uzun soluklu bir yazı dizisi oluşturmayı; camilerle başlayıp diğer dinlerin ibadethaneleriyle sürdürmeyi düşünmemdendir. Başladım ama, bu işin üstesinden gelebileceğimden emin değilim. Sadece camiler bile çok zamanımı alacak. Ben, öyle "kes - yapıştır" yapmayı bilmem de, istemem de. Kendi üslubumu, kendi naifliğimi, kendi mizahımı yazılarıma katmalıyım. Yoksa o yazı benim yazım olmaz. Cami adının dört büyük meleğin adlarının baş harflerinden oluştuğuna gelince, ilk defa" duyuyorum" desem olmaz, görüyorum, okuyorum! Bence uydurmadır. "cami" "cem" yani "toplanma" kökünden türemiş "cem olunan" "toplanılan" yer anlamında bir sözcüktür. Keza "cuma" da aynı kökten "toplanma günü" anlamındadır.Dört büyük meleğin adlarının baş harflerinden oluşması rastlantıdır. Ben öyle düşünüyorum. Sevgi ve selamlarımla...
23 Nisan 2020, 03.25
Epey zamandır Osmanlı tarihini okuyorum 600 yıllık tarih dikkat çeken şaşırtan çok olaylar var elbet bir tanesi de Mimar Sinan'ın titizliği, arazinin zorluğundan zorluğundan dolayı camiinin yapımı epey uzun sürer bu sırada da dedikodu yayılır ki kimi Sinan'ın işi gevşek tuttuğunu konuşur kimileri başarılı olamadığını İran şahı Tahmasb'a ise Osmanlı'nın hazinesinde para kalmadığı olarak ulaşır bu dedikodu  değerli taşlardan oluşan bir mücevher sandiği hazırlatır ve caminin tamamlanmasında kullanılması emriyle elçileriyle gönderir. Sultan Süleyman çok sinirlenir duruma lakin düşmanda olsa gelen hediye geri gönderilmez adabından dolayı geri göndermez madem camimin inşaası için göndermiş o halde bizde öyle değerlendirelim der ve tüm mücevheratı havanda un ufak ettirir inşaası devam etmekte olan minarenin harcına karıştırtır bu gün dahi güneşin keskin vurduğu anlarda ışıldayan minare cevahir minare ismiyle anılır... ( Henüz gidip görme şansım olmadı emeklilik günlerimizde gezi rehberim olması amaçlı notlar alıyorum ilklerden biri Süleymaniye camidir umarım güneşli bir güne denk gelirim bende görebilirim cevahirin ışıltısını..
25 Nisan 2020, 19.49
Sevgili aMan BeYaa rumuzunuzdan anladığım kadarıyla bizlerden yani Trakyalısınız! Evet Sinan tüm eserlerinde olduğu gibi, Süleymaniye, olsun Selimiye olsun bu başyapıtların temelinden son taşına kadar büyük titizlik göstermiştir, öyle olması da gayet doğaldır. Temeli attıktan sora oturması için uzunca bir süre bekler ondan sonra duvarların inşasına başlarmış. Gecikme bu yüzden oluyormuş. Aslında gecikme değil yapılan işin bir gereği. İran hükümdarının gönderdiği mücevherler konusunu ben de duydum. Söylencelere pek değer vermem. Diyelim ki havanda dövülüp mücevherler harca karıştırıldı, güneşte parlamaları nasıl mümkün olacak? Kaç yüz kilo mücevherden söz ediyoruz? Tıpkı minarenin eğriliği gibi, bu da bir söylentinin yayılmasından ibaret! Sağlıcakla kal!
Yorum yapabilmek için ÜYE GİRİŞİ yapmalısın