"Az tamah çok ziyan getirir." Ala Ala nolurdu sanki ödeme yapmadan giden müşteriyi takip etmeseydi, can alıcı kuşlar gibi ensesine tünemeseydi.
Hayır az kaldı zaten bir "higmilos" çıkışı bu sahneler yaşanacak Cezbem, nedir canım bu doymazlık..
Dönüşür bebeğim dönüşür, kuşlar kurda, insanlar canavara dönüşür. Ha eserinin çıkış noktası bu değil muhtemelen ben de noktayı dönüştürüyorum işte :)))))
Kalemine sağlık, senin de beyninin kıvrımlarına sağlık canım benim. :)))
Mucukkkkkkkkkkk mucukkkkkkkkkkkkkkkk muccuuukkkkkkkkkkkkkk :)) Bi de sigara
bi de çay
Sevgili
Cafocum :) ciddi ciddi güzelleme yapmışsın bana ha, aferin
Eksiklerle ilgili dediklerinde yerden göğe haklısın, spoilerimsi bu yazdığım.p Ben başka bir yazı yazmıştım gayet sanatsal .p sonra uykum geldi, uyur uyanık yazdığıma kenar süsü yapayım derken bu çıktı. Yani sonu var ama araları totomdan uydurmam lazım artık. İkinci uyduruşumda, bunun eksiklerini tamamlarım, değiştiririm filan. Oturmaktan sıkılmasam neler yazıcam ben .p
Babettem higmilos ne, o kim, beni aydınlat. Bir de bi şiir yazmıştın, şairini ilk kez duydum. Dedim bu benim şahanem, neler neler biliyor yav! Her kuşun eti yenmez, gibi bir çıkarım da yapılırdı bak senin yazından, şimdi aklıma geldi. Bu yazdığımın nerden çıktığının detayını, şimdilik ben bileyim, hala akıl erdiremiyorum zaten .p Öperim Babettemi
Ahh
Gri ahh, ne oluyorsa bu final merakından oluyor zaten. Terlemeden sevişilir mi hiç! Kitabın sonunu okumak da nedir! Yıkıl! :) Sen sitem ağacı mısın Gri? Ben hepimize söyledim o lafları. Git bak bakiiim en son ne yazmışım ben. En baba çaresiz aşk benim son yazıda di mi, kuşburnunun faydalarını mı yazmışım yoksa .ppp Ben sıkılıyorum Gricim, hele hele bu pandeminin içinde iyice bi sıkıntılı oldum. Rutine karşı çıkan anarşik bi yapım var .p Bu yüzden yazma öyle sitemli sitemli bana. Hangi diziymiş onu da söyle, ben bulamıyorum bi şey izleyecek. Gerçi şu sıralar sörvayvır var neyse ki :) Sıkılmazsam onu izliyorum.ppp Uydurucam inşallah çabucak yazıcam söz :)
Cafo'nun çiçeğini unutmuşum
Ağlar mağlar
Sonraki yazıyı ben size yazayım hemen
Başlık : Dava Dosyası: 2537-A Durum: Hala Açık
İçerik: Aynı yazının copy+paste'i ama sonuna video eklenmiş hali, bi de yaratık diye adlandırılanın temsili çiziktirilmiş resmi. Ondan sonra, gelsin 1. celse, 2. celse, yok işte tanıklar çağrılsın, tanıklar gelmedi, derdest edilip getirilmesi kararları. 17. duruşma (yani 17.yazı) da savcının istediği ceza, sonra itirazlar filan derken, 9 sene sürre bu yazı, demedi demeyin.Yorumlara da sevişme filan diye göndermeler yapıldı ki, seyirci merakla beklesin, acaba ne çıkacak altından diye.
Silah var, ölüm var, din yani 3 harfliler var, e yorumlarda da sevişme var, Temel'in meşhur fıkrası gibi; "Allah Allah Bu kontesi kim sevdi". İlgi çekici, gel gelli giriş yapılmış, kanmayın bu yazara benden demesi.
Huni evet. En mühimi huni
Cafo. Huniler gibi olduk zaten, spontane olarak hem de. Evde kal Türkiye'm, covid var. Evden çık Türkiye'm deprem oluyor. Camları aç Türkiye'm içerisi havalansın, dur dur Türkiye'm Afrika'dan çöl tozu geliyor açma camları. Türkiye'm damlara tırman, sel geliyor, Türkiye'm in aşşaaa ordan düşeceksin
Ama çiçek de mühim tabii, her şeye rağmen
Biraz felsefe yapalım
Gri, yazıyı takip etmek isteyenlerde 'boş beleş yazı değil, bak içinde felsefe de olacakmış' algısı uyandırmak istiyorum
Şimdi Gricim; sence sonuca odaklı olmak tek başına bir yanlış değil midir? Yani sen, hikayenin finalini makul ölçülerde merak ederek kitabı okuyan birinin, detaylara vakıf olamayacağını söylüyorsun, ki bence çok yanlış. Sevişmekle ilgili örnek vermeyeceğim çünkü bu konuda hassas bünyeler var; kırkbin satırın içinden, 'sevişmek' kelimesini buluyorlar itinayla .p Evet ne diyordum; bildiğin bir sona doğru yol olmak ne kadar heyecan verici hem? Hikayenin sonunu bilmen; yolda olanları senin için önemsizleştirmiyor mu, heyecanından, problem çözme arzundan ve hatta hayalinden çalmıyor mu? Anın tadını çıkarmak her zaman iyidir, finalde ne olduğu/olacağı çok da önemli değil. Bir şey beklemezsen, hayal kırıklığı da yaşamazsın. Mutluluk anahtarlarından biri bence bu. Çok güzel bir kitabı okusan ve son sayfalarını asla bulamasan, okurken aldığın hazdan eksilir misin?
Gmsnn; nasıl bi haylaz kişiliksin sen bilmiyorum. Benle uğraşacağına kamuoyunu aydınlat bu videolarla ilgili. Ne güzel takip ediyorduk videoları. Kim aşık, kim küstü, kim kime ne mesaj veriyor filan festek eğleniyorduk. Bi de diyor ki; son bölümlerin altına video ekleyecekmişim, sanki ekleyebiliyormuşuz gibi. Külliyen laf
Yok 9 yıl sürermiş de, yok bana kanmayacaklarmış da, yok cinmiş periymiş de, yok bu kontesi kim sevmiş de (ayıp ayıp!) Pis işte, var mı ötesi! Al sana da çiçek, ye
Şimdi özellikle kızlar size bir profil çağrıştırmaktadır istiyorum. Çocukluğunuza dönün, 1. 2. Sınıf. Anneniz özenle saçlarınızı taramış, kurdelenizi kocaman bir fiyonk yapmış atkuyruğunuzun üstüne. Formalar, önlükler ütülü, yakalar kolalı. Çiçek gibi kız çocuğu bildiğiniz işte. Kitabını, defterini güzelce sırasına koymuş öğretmenini dinliyor. Bir de sınıfın en yaramaz oğlan çocukları var. Yüzleri sürekli kırmızı ve terli olur onların hani, sürekli koşturup, azıp kudurduklarından, bir türlü o yüz normal rengini alamaz. Teneffüsten birbirleriyle boğuşarak gelir, gürültüyle yerlerine otururlar. Anneleri onları da özenle hazırlamıştır ama ne çare ki 20 dakika içinde yaka bir yanda, paça bir yanda hırpaniye dönüşürler. Kah gelip saçımıza yapışırlar, kurdelemizi çekiştirirler, kah eteğimizi açmaya çalışır, kah sıramıza sakız yapıştırırlar. Bildiniz di mi kız çocukları bu profili. Şimdi bakın bakalım benzer tipler var mı aramızda
Makine “çağrıştırmak” kelimesini yeterli bulmamış. Çağrıştırmaktadır, daha zengin göründüyse demek...
Örtmenim cezbe konuşuyoo, dersi anlayamıyorum
Cezbem bilirim o kız çocuklarını:)) Her sınıfta olduğu gibi bizim sınıfta da vardı onlardan. Ama ben hiç onlardan olmadım. :))
Hayatımın hiçbir döneminde yeterince kibar bir insan olmadım, çocukluğum da bunu dahil. Bildiğin eşkiya, çok keyifliydi ama. Kavgaların içinde, genellikle erkek çocuklarıyla olmayı seven bir tiptim. Saçlarım da genelde kısaydı bu yüzden.
Fırfırlı elbisemin eteklerini savururken ( ki fazla savurmuşum) komşu ninenin ayıp ayıp demesiyle de pantolon çocuğu olmuştum zaten. Fıtratıma da uygundu hani. Uzun saçlı, düzenli kızlar da zaman zaman hedef kitlem olurdu haliyle. Saçlarını çekmişliğim var yani.
Bak ya :)) Birinde hedefi şaşırıp öğretmenin üstüne zıplamıştım kavga esnasında. Kulağımdan çekip yerime götürdüğünde baya bi kızardığımı hatırlıyorum.
O yüzden, bahsettiğin o haşarı çocuğa kızmam mümkün değil.
Bi ara yazıya döneceğim tekrar, dava dosyasına bi gözattım da :)))) Açık yani :))))
Daha neler anlatasım var benim, neden böyle oldu acaba.....
Kocamannnnn muccucuuuuuukkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkk bi de çiçek
Ööörtmen: Sus Gmsnn! Cezbe yapmaz öyle şey. Arkadaşlarını da konuşturuyorsun, işiniz gücünüz ders kaynatmak. Velini çağıracağım Pazartesi günü!
Maksat muhabbet olsun
Gricim :) Herkes kendince okur kitabı da, hayatı da. Konuşuyoruz işte :)
Babettem; senin bu sıralarda bi işlerin var. Kurtlarla, kuşlarla uğraşıyorsun. Higmilos nedir yazmamışsın bak .p
Ben bildim senin kategorini. Bu haylaz yaramazların yanlarında, mutlaka yancı kızlar da olurdu. Sen onlardandın demek :) Ben usluydum valla, küçükken yani... Ne olduysa sonradan oldu .p Gerçi biraz büyüyünce, o zamanlardaki gibi kızmadık o kırmızı yüzlü oğlan çocuklarına; biz onları, onlar da bizi sevdi :)
Ya ben bu smiley şeysilerinin numaralarını bir türlü tutturamıyorum. Ne o öyle ağzı bi karış açık bi şi çıkmış püfff!!! Şu kolları açık olandan olacak, hani sarılıyor gibi 27 miydi neydi yapiim bakiim
:)
"Kitabın sonunu okumak da nedir! Yıkıl!" demiş sınıfın çok bilmiş, çift örgü saçlı kızı, hele hele. Bu kafa
Pulp Fiction'ı da;
"bu ne ya, sonunu başında göstermişler, böyle filmin içine tükürürüm" de demiştir, şimdi inkar eder ama öyle bir şey demedim ben diye.
"Hikayenin sonunu bilmen; yolda olanları senin için önemsizleştirmiyor mu, heyecanından, problem çözme arzundan ve hatta hayalinden çalmıyor mu?"Tarantino, 6.633 km uzakta bir ülkede yaşayan ve bu cümleyi kuran birinin, filmini izleme ihtimali olduğunu bilse, filmi çekeceği kameraları kırardı, yazdığı senaryoya benzin döküp yakardı, kör olmayı ister, bu yorumu okumak istemezdi.
Allahtan 1994'de Gamyun yoktu, internet henüz topluma yayılmamıştı da, bu kirli ve sığ düşünceler, orada burada paylaşılamadı. Hasılı, Ucuz Roman, ucuz kurtulmuş
Ben Cezbe'yi vurayım, Cafo ile babette de kuyuyu doldursun.
Taş kuyuda kalsın, dosya da kapansın... ;)
Ama bu ne ya, bana da günah! Beni vurup kuyuya atacakmış, Babettemle Cafo da üzerimi taşla kapatacakmış.
Ben de sanıyorum ki; Mavi beni sever. Sanırım sakalından ötürü içine cani kaçmış. Yine de ben alttan alıp “Amman avcııı vurma beenii ben bu dağın ay balam” türküsüyle mukabele edeyim.
Ama kalbim kırıldı hagaten
Neyse, tıp çalışmalarıma döneyim
Way Cezbe hanım yorumu yanlış anlamış, çok nadir bir durum. Durun durun duvara bir çöp sokayım :)
Cafo ve babette ne seni kuyuya atıyorlar ne de üzerini taşla kapatıyorlar. Üzeri kapatılan kuyu - köyün delisi!! olarak- senin taşı attığın kuyu. Üzerini kapıyorlar ki, bir başka deli daha gelip bir taş daha atmasın, gamyun ahalisi de o kimdi, cinni miydi, Dr. Lecter miydi yoksa eski karısı mıydı falan filan diye kafa yorup yorulmasın. :)
Öte yandan vurulma kısmın doğru. Deli görünce sopamı saklayamıyorum ne yapayım. :)
Sevme kısmına gelince, blue Cezbe'yi sever. Çok hem de... ;)
İki cümle yazıyor yüz anlam çıkıyor. Üç paragraf yazmadan yanıtlayamıyoruz. Ellere acımasın biliriz de bize acı bari ay balam... :))
Eee şeyy :) ben anladım tabii de ay balam .p senin anlatma kapasiteni ölçeyim bir diye anlamazdan geldim
Cidden yanlış anladım Mavi, şu sıralar yürüttüğüm tıp araştırmalarım yüzünden oluyor, arada devreleri kapıyorum sanırım. Aklıma hemen o atasözü gelmesine rağmen, deli-kuyu-taş eşleşmesi yapamadım, rezilim! :) Sever sever Blue Cezbe'yi, Cezbe de Blue'yu sever, çok hem de... :)
YORUMLAR
Hayır az kaldı zaten bir "higmilos" çıkışı bu sahneler yaşanacak Cezbem, nedir canım bu doymazlık..
Dönüşür bebeğim dönüşür, kuşlar kurda, insanlar canavara dönüşür. Ha eserinin çıkış noktası bu değil muhtemelen ben de noktayı dönüştürüyorum işte :)))))
Kalemine sağlık, senin de beyninin kıvrımlarına sağlık canım benim. :)))
Mucukkkkkkkkkkk mucukkkkkkkkkkkkkkkk muccuuukkkkkkkkkkkkkk :)) Bi de sigara bi de çay
Hayatımın hiçbir döneminde yeterince kibar bir insan olmadım, çocukluğum da bunu dahil. Bildiğin eşkiya, çok keyifliydi ama. Kavgaların içinde, genellikle erkek çocuklarıyla olmayı seven bir tiptim. Saçlarım da genelde kısaydı bu yüzden.
Fırfırlı elbisemin eteklerini savururken ( ki fazla savurmuşum) komşu ninenin ayıp ayıp demesiyle de pantolon çocuğu olmuştum zaten. Fıtratıma da uygundu hani. Uzun saçlı, düzenli kızlar da zaman zaman hedef kitlem olurdu haliyle. Saçlarını çekmişliğim var yani.
Bak ya :)) Birinde hedefi şaşırıp öğretmenin üstüne zıplamıştım kavga esnasında. Kulağımdan çekip yerime götürdüğünde baya bi kızardığımı hatırlıyorum.
O yüzden, bahsettiğin o haşarı çocuğa kızmam mümkün değil.
Bi ara yazıya döneceğim tekrar, dava dosyasına bi gözattım da :)))) Açık yani :))))
Daha neler anlatasım var benim, neden böyle oldu acaba.....
Kocamannnnn muccucuuuuuukkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkk bi de çiçek