gamyun.net'i doğru görüntüleyebilmek için tarayıcını güncellemelisin, güncelleyemiyorsan başka bir tarayıcıyı ücretsiz yükleyebilirsin.

BLOG

Eskiden o yoktu bu yoktu ...

22 Ağustos 2025, 14.45
A- A+

                    Bizden önce şu yoktu, bu yoktu falan diye övünenler var ya, ben de bu akıma katılıp eskiden terbiye vardı, saygı vardı ,ayrımcılık yoktu, temiz ahlaklı insanlar çoğunluktu diye devam edesim var . (içinde kinaye var :)))  İnanır mısınız bilmem ama çocukluğumda bizim kapılar hep açıktı .İl dışına falan gidilecekse ancak o zaman kilitlenirdi. Hiç bir zarar görmezdik.
                    Tüm ülkede  arada sırada bir kaç azılı hırsız, katil yakalanır ,günlerce gazetelerde yayınlanan mahkemeler de gereken cezayı alırlardı. Tepkinin çok olması caydırıcı oluyordu muhtemelen .
                    Sade vatandaş bizler, evde ailemizin verdiği terbiyede ,sağınızdaki  solunuzdaki melekler attığınız adımı bile kaydediyor, sakın yanlış  bir şey yapmayın ,Allah sizi her yerden görüyor diye tembihli olduğumuzdan yolda beş kuruş bulsak sahibi yoksa kaldırımın kenarına bırakırdık. Hemen hemen o yılların çocukları bizler tamamımız böyleydik. Biz böyleydik te bizden çok öncekiler  edepte saygıda bizden daha fena -mışlar. Her ramazan ayını bizde geçiren uzak akrabadan bir ninemizin anlattığı masallar öyleydi...

                  örneğin :

                   Çok çok  eskiden, köyün birinde  yeni gelin inek sağıyorken affedersiniz  pırt  diye ses (gaz ) çıkarmış .Eli ayağı titremiş ,inek duydu rezil oldum ben şimdi ne yapacağım derken, ineğin yanına gitmiş, canım inek sesi duydun mu demiş, inek ne bilsin Mööö demiş. Yeni gelin bunu duydum tabi diye  yorumlamış. Gelin hemen gitmiş altın bileziklerini takılarını getirmiş, ineğin boynuzuna hepsini takmış.. gene sormuş ,inek gene Mööö deyince gelin şimdi kaynanama ,kocama söylerse ben ne yaparım diye kara kara düşünürken ,kaynanası inek damına gelmesin mi? Gelmiş. İneği öyle şıngır mıngır altınlı süslü görünce şaşırmış .Hayrola gelin bu ne hal demiş. Gelin suç üstü yakalanınca yapacak bir şey yok deyip ,böyleyken böyle oldu ,susup söylemesin diye altınlarımı verdim gene mööö diyor ,ben şimdi ne yapacağım, kocam duyarsa beni boşar diye ağlamaya başlamış. Kaynana acımış üzülme demiş, benim de sakladığım altınlarım var, bindallım var demiş. O da onları getirip ineğin üstüne koymuş. En son ipek halıyı ineğin üstüne örterken oğlu gelmesin mi:?))) , ineği görmüş.. Gelin kaynana mecburen anlatmışlar böyleyken böyle oldu ,gelin kız çok utandı ondan böyle oldu vs ...Oğlan ,ne yapacağını şaşırmış. Ben alıp başımı gidiyorum ne haliniz varsa görün demiş ve hem karısını hem annesini  terk etmiş. Tv yok gündüz programları yok ,kimse gidip kime anlatsın...Yürüye yürüye uzaklarda bir köye yaklaşmış ,bir ağacın altına oturmuş yaşadıklarını düşünmeye başlamışken, karlı evin önünde bir kalabalık görmüş. Dört beş kişi küçük bir danayı tutmuşlar evin üstündeki otları yesin diye evin üstüne tutuyorlarmış. Arada dana tepişince ,danayı tutanların hepsi yerlere seriliyormuş. Bir iki üç böyle devam edince bizimki dayanamamış yanlarına gitmiş ,ne yapıyorsunuz ,neden yapıyorsunuz diye sormuş . Evin üstünde çok güzel otlar var ,dana yesin diye yapıyoruz cevabını alınca bir gayret deyip evin üstüne atlamış, hızla otları yolup aşağı atmış. Dana da iştahla yemiş. İnsanlar dualar etmişler adama ...O köyden çıkmış gene yürüye yürüye uzakta başka köye gelmiş ,gene oturmuş bir ağaç dibine dinleneyim derken ,bu defa bir evin kapısından bir adam elinde tepsiyle çıkıp çıkıp içeri giriyormuş. Dayanamamış gidip sormuş, Ne yapıyorsun diye. İçerde hastamız var ,güneş ışığı iyi gelir dediler, içeri tepsiyle güneş ışığı taşıyorum demiş. Bizim ki hemen güneşin yönüne göre çabucak bir pencere açmış, güneş ışığı hastanın tam yüzüne denk getirmiş. Oradan da dualar alarak uzaklaşmış...
daha bir kaç köye de uğramış benzer durumlar görmüş....( çok uzun olmasın diye atladım)
ve demiş ki benim annem ,karım saf temiz kalpliler ama hiç olmazsa  utanmaları da var. Ben en iyisi evime döneyim demiş ve evine dönmüş .Annesi ,karısı ve inekleri ile hala  mesut mutlu yaşıyorlarmış....(Eskiden masalların sonu böyle biterdi)
Not ; Benim masalları sakın küçümsemeyin ,tüm yapay zekalar bir araya gelse benim masalları bilemezler:))

YORUMLAR

23 Ağustos 2025, 11.48
Büyüklerimize saygı, küçüklerimize sevgi ile büyüdük biz... Teknolojiden uzak, dostluğun, arkadaşlığın, kardeşliğin, sevginin, yediğimiz içtiğimizin kısacası herşeyin en gerçeğini, en organiğini tattık... Tartışmalarımız hatta kavgalarımız bile uzun sürmezdi, bir kaç dakika sonra hemen barışırdık... Evin kapıları açık olduğu gibi, insanlar bi yere gideceği zaman çocuklarını komşularına emanet edebilecek kadar etraf iyi insanlarla doluydu... Hastalıklar desen şimdiki gibi hijyenle alakalı pek değildi... Aynı tabaktan yemek yenir, aynı bardaktan su içilirdi... Veya sokakta isek komşulardan birinin verdiği bir şişe suyu herkes kafasına dikip içerdi... Şimdi düşündüğünde tuhaf geliyor ama o zamanlar bu gayet doğal birşeydi... Oyuncaklarımız öyle süslü püslü değildi, gazoz kapağı, futbolcu kartları veya toprak alanda misket oynardık, bizler en basit şeylerle mutlu olabilen çocuklardık... Hey gidi günler hey... 
Ve bizden önce şu yoktu bu yoktu diyenlere: Şimdi herşeyin var belki, ama huzurun, sağlığın, mutluluğun, neşen yok...

Kaleminize, yüreğinize sağlık...
23 Ağustos 2025, 20.14
                  Sevgili mikrop, eskiden yaşadığımız ve benim unuttuğum güzellikleri eklemişsin çok sevindim ..O eski güzel günlere daldım gittim ...
Komşuluk kardeşlikten bile  öteydi evet .

                 Komşu ağabeyler mahallenin resmi olmayan bekçileri gibiydiler. Mahalle kızlarını öz kardeş gibi korur kollarlardı...Çocuklar için tüm sokaklar oyun bahçesi gibiydi...Koskoca 20 yıllık çocukluk ve gençliğimde sadece İstanbul' da bir kız çocuğu kaybolmuş aramalara rağmen bulunamamıştı.. Başka bir olay hatırlamıyorum .Şimdilerde bırakın çocukları her gün onlarca çocuk, genç kız, genç erkek, hatta yaşlı insanlar kayboluyor, kimi  ölü kimi diri bulunuyor. Hiç bulunamayanlar da oluyor tabi.
                 Eskiden olup şimdilerde olmayan bir adetimiz de , yalnız yaşayan yaşlı kadınların  ramazan ayı boyunca bizim gibi   ailelerde misafir edilmeleriydi. Bunu zengin fakir bir çok aile yapardı. Evlere bolluk bereket getirdiğine sevabına inanılırdı. Cenaze çıkan eve bir hafta on gün komşular yemek götürürlerdi.  Öyle şimdiki gibi pide lahmacun faslı yoktu...
Daha çok güzelliklerimiz vardı aklımıza geldikçe yazalım da ,eskiyi bilmeyen gençliğe bir bilgi aktarmış olalım...
                  Eline yüreğine sağlık mikrop , Yorum için  teşekkür ederim .Selamlar
 
25 Ağustos 2025, 10.26
Aaaaaaaa gerçekten çok iyi hatırlattınız, rahmetli annemle arka sokağımızda bir teyze vardı gecekonduda yalnız yaşardı, ona hep giderdik... Dediğiniz gibi cenazaler ve arkasından gelen mevlüd vs. de hep komşular yeme içme vs. işlerine bakarlardı... Komşularının yedi sülalesini tanıyacak kadar içli dışlı idi insanlar, şimdi yan dairende oturanın ismini bilmezsin... 
Mahallenin gençleri genelde sokağın köşesinde takılırlardı, yabancı biri aynı sokaktan ikinci kez geçtiğinde muhakkak çevirir kim olduğunu, ne istediğini vs. sorarlardı... Hele ki bangır bangır müziğin açık olduğu yabancı bir araba asla ikinci kez geçemezdi... Geriye dönüp baktığınızda hatırlanacak çok çok çok güzel şeyler var... 

Tam sonlandırıyordum aklıma geldi yabancı pembe diziler çok revaçtaydı o dönemler... Zenginlerde Ağlar, Marianna, Güzel ve Çirkin, Cesur ve Güzel, benim unutulmazım olan "Yıldıza Ulaşmak (Eduardo Capatillo ve Lorena Gayta oynardı, okul kitaplarım onların posterleriyle kaplıydı)..." ve Voltran, Şeker Kız Candy, Tom ve Jerry, Kaptan Mağara Adamı, Varyemez, Clementine, Heidi gibi harika çizgi filmler... Haaaa unutmadan bir de Ziyaretçiler diye bir dizi vardı, oradaki bi sahne hala gözümün önündedir, Kız ve Erkek şık bir masada yemek yiyorlar (yedikleri yemek fare idi) :)))

Sevgi ve saygılarımla... 
Yorum yapabilmek için ÜYE GİRİŞİ yapmalısın