gamyun.net'i doğru görüntüleyebilmek için tarayıcını güncellemelisin, güncelleyemiyorsan başka bir tarayıcıyı ücretsiz yükleyebilirsin.

BLOG

NUTUK.

26 Ağustos 2025, 12.37
A- A+
 _DistuRbed_ ile büyüklere masallar:P

Zaman bir zaman, köyün birinde Alaaddin diye bir çocuk yaşarmış. Ama Alaaddin öyle böyle bir çocuk değilmiş! Nerede ottan tezekten iş var, nerede af edersiniz itlik soysuzluk var bu orada. Köylü yaka silkmiş bu veletten. Evlat olsa eldivenle sevilmeyecek, cami avlusuna bıraksan bulana kıyamayacağın içinin cızzzz edeceği, sanki tuvalette ekmek çiğnemişçesine ruhunun güzelliği yüzüne vurmuş ,guguda ve civar köylerdeki at neslinin soyunu getirmiş bir velet!

 Aklı fikri; vay kolay yoldan parayı vurayım, vay cirlop gibi çikirdim gibi manitalar yapayım, vay efendim alemlere akayımdaymış. Bu arada Alaaddin define işininde müptelası imiş. Çalışmak ile kim para kazanmış ki fikrini özümsemiş, benimsemiş, kanıksamış, hayat felsefesi haline getirmiş bir velet için tabiki mantıklı... Bu devirde çalışmakla kim para kazanmış ki fikride mantıklı aslında da, neyse:P

 Kahvede aklında yine bin bir türlü şeytanlık dönerken, yanına ak saçlı aksakallı bir adam yaklaşmış. Buna seslenmiş
-oğlum bir bak hele
Alaaddin de her türlü yol olsa da ilginç bir şekilde ne hikmetse büyüğe saygı varmış
-buyur emmi
-duydum ki define işi ile ilgileniyormuşsun, bende bir harita var
-emmi git yan masayı dolandır istersen, onlar daha müsait gibi
-bak oğlum senin gözler xenon far gibi parlıyor, benim derdimden sen anlarsın
Alaaddin adamı baştan aşağı süzmüş, düşünmüş, düşünmüş, biraz sonra cebinden samsun 216 sigarasını çıkartmış, konuşmaya devam ederken ihtiyara da uzatmış
-sen anlat hele emmi

İhtiyar yavaş yavaş anlatmış. Mağarayı, içindekileri, kendi istediğini ve sair ve sair
Alaaddin dinlemiş en sonunda dayamamış
-sen sadece bir kitap alacaksın, geri kalan bütün hazine benim öylemi?
İhtiyar onaylayarak kafasını sallamış
-Aynen öyle
Bana uyar diyen Allaaddin hazırlıklara başlamış.

İhtiyar adam ile mağaraya gitmişler. Aynen ihtiyarın dediği gibi mağaranın içerinde hazineyi bulmuşlar. İhtiyar adam kitabı alıp gitmiş. Alaaddin ellerini ovuşturmuş. Getirdiği çuvala altınları doldururken birden eline bir lamba takılmış. Layn bu ne falan diye lambayı bızıklarken birden lambanın içinden devasa bir üç harfli çıkmış. Alaaddin’e bakmış, yüzünü ekşitmiş
-hay senin tipini …..
Alaaddin şaşkınlık içinde bakarken cin kendini toplayıp seslenmiş
-Dile benden ne dilersen. Ama 3 tane dile
Alaaddinin gözleri parlamış ama merakla sormuş
-Neden 3 ? neden 4-5 değil
Cin benle pazarlık mı ediyon layn velet diyerek buna şamarı şırankkkk ettirdiği gibi Alaaddin 3 dilek hakkını seve seve kabul etmiş
Cin merakla Alaaddin’e bakarken Alaaddin hesap etmiş kitap etmiş, nasıl olsa hazinem var hesabı parayı pulu şanı şöhreti boş verip yine aklı fırlamalıkta ilk dileğini söylemiş
-Hani şu iktidardaki var ya bildin mi?
-heee bildim evet
-o seçimi kaybetsin
Cin kahkahalar ile gülmüş, hatta gülmekten gözlerinden yaş gelmiş
-oooooooooooo o olmaz o! İmkansız!
-E hani dile benden ne istersendi
-O kadar da değil canım, ona benim gücüm yetmez !
Alaaddin ikinci dileğine geçmiş.
-fenerbahçe şampiyon olsun bari
Cin yine kahkahalar içinde bu seferde yerlerde yuvarlanarak gülmeye başlamış.
Alaaddin bakmış ikinci dilekte boşa gitmiş, yerde altınlar var nasıl olsa hesabı merakla üçüncü dileğini söylemiş
-O ihtiyarın aldığı kitabın adını söyle bari, bu büyük hazineden daha değerli ne olabilir ki?
Cin durmuş, yüzüne ciddi bir ifade takınmış vakur bir ses tonu ile cevap vermiş
Ne mi demiş ?

.............

İdealler, doğru dik dürüst olarak gittiğimiz yol, geçmişimizi doğru olarak bilmek,  geçmişimizden ders almak, hatta üstüne eğitim kültür, ahlaki değerler tüm hazinelerden değerlidir değil mi?

Bak bende kahkahalarla güldüm:)
Bu devirde değil tabii ki ...

 _DistuRbed_ ile büyüklere masallar işte:P

Birde kitabın adına takılmayın, nutuk kutsal bir kitap değil sonuçta ,ama günümüz Türkiye'sinde okunması gereken bir kitap bence

YORUMLAR

28 Ağustos 2025, 15.07
Merhaba Disturbed. Kurgu güzel gidiyordu, ta ki Alaaddin'in: "iktidardaki kişi seçimi kaybetsin" diyene kadar. Karakterize ettiğin Alaaddin ve Alaaddingiller familyasının diğer mensupları sayesinde iktidardaki seçim kaybetmiyor. Belki Alaaddin'i "sümüklü imam"a gönül vermiş biri olarak tasvir etseydin "yatakodası kavgası"ndan dolayı ilk isteğini anlayabilirdim ama şu pozisyonda Alaaddin böyle bir dilekte bulunamaz, otur baştan yaz :)


Geyiğimizi yaptık, ciddileşip Nutuk'a geçelim. İncil'in İbraniler kısmında müthiş bir pasaj vardır: Özetle şöyle der: "Katı yiyecek olgunluk çağına gelmiş yani iyiyi ve kötüyü ayırt edecek duyuları gelişmiş olanlara aittir". Bu metafor, yalnızca dini öğreti için değil, tüm aydınlanma süreci için geçerlidir. Türk eğitim sisteminin köklü hatalarından biri, çocuklara yaşlarına uygun "süt" yerine sindiremeyecekleri "katı yiyecekleri" zorla yedirme çabasıdır. Ben Kafka'nın "Dönüşüm"ünü, Dostoyevski'nin "Suç ve Ceza"sını, Remarque'nin "Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok"unu v.s ortaokul yıllarında okudum. Liseye geldiğimde "klasik" denilen çoğu kitabı bitirmiştim. Ne büyük saçmalık! Erken yaşlarda "maruz kalma" politikası insan zihninde ve ruhunda onulmaz yaralar açar. Daha hayatın elifba'sını bilmeden, pek çok duyguyu deneyimlemeden varoluşsal sorgulamalara giriyorsun. Nutuk da bu yanılgının en trajik örneklerinden biri. 1919-1927 arası Anadolu'nun politik atmosferini bilmeden, Osmanlı İmparatorluğu'nun çöküş dinamiklerini kavramadan, o dönemin uluslararası dengelerini anlamadan Nutuk'u okumanın zerre miskal faydası yoktur. 14-15 yaşındaki biri [ister gerçek yaş, ister tarihi birikim yaşı] bu karmaşık yapıyı nasıl çözümleyebilir? Sadece ezberlemeye çalışır, içselleştiremez. E okuyanların da bileceği üzere ilk bölümlerde sayısız isim vardır, çoğuna da aşina olunmadığı için kitap, evin baş köşesinde süs gibi durur. Bizim toplumumuzda anlaşılmayan, kavranılmayan, bilinmeyen şeylere kutsiyet atfedilir. Özellikle din adamlarının en çok başvurduğu yöntem budur: Arapça bir şeyler geveler, karşısındaki kişi de "ne kadar takva sahibi" diye düşünür. Aynı durum Marksistlerde de vardır. Asla anlaşılır olmak istemezler. Bugün birçok bilim dili neden artık ölü bir dil sayılma mertebesine gelmiş Latincedir? Çünkü insan, her dönemde benzer düşüncelere sahipti. Rönesans ve Reform öncesi özellikle kiliseye "obskürantizm" hakimdi, yani "bilmesincilik". "Bilgi bizim elimizde olsun, halk da bize itaat etsin" İşte kültürel donanımı ya da tarih merakı olmayan ama Atatürk'ü de seven, sevmenin ötesinde saygı gösteren insanlar Nutuk'u eline alıp kısa sürede sıkılınca da kitaba"kutsal metin" muamelesi yaptılar. Kutsallık, eleştirel düşünceyi köreltir. Oysa Nutuk, eleştirel gözle okunduğunda politik realizmin, stratejik düşüncenin ve retorik ustalığın eşsiz bir örneğidir.


Nutuk'un "trajik paradoksu" dilidir. Burada da birkaç defa yazdım: bana göre "harf inkılabı" son derece gerekli ve değerli bir adımdı ancak "dil devrimi" felaket sonuçlar doğurdu. Türkçeyi yabancı sözcüklerden arındırma amacıyla başlatılan bu hareket, absürt sonuçlar üretti. İronik olan şudur: Atatürk dil devrimi yapar ancak konuşma dili ve onun sonucunda yazıya dökülen eser Osmanlı Türkçesi ve terkipleriyle söylendiği/yazıldığı için sonraki nesiller onu ancak çeviri yoluyla okuyabilir. Kaderin ya da tarihsel yanlışın intikamı gibi... Mesela Nutuk'un ilk basımlarında hatta sonrasında da "su-i tevzi" (kötü dağıtım) ifadesini "süt dağıtımı" olarak çevirmişler. Bu, dilin tarihsel bütünlüğünü parçalayan yaklaşımın trajikomik bir örneğidir. Osmanlı Türkçesi bilen, eski kelimelere hakim olanlar için Nutuk, Atatürk'ün döneminin edebiyatçıları kadar ustaca kullandığı dilin muhteşem bir örneğidir. O kelimelere yabancı olanlar içinse sıkıcı ve yorucu bir mesai.


Belki bir sonraki yorumda Nutuk'u kendi bakışımla derinlemesine analiz edebilirim, özellikle eleştirel yaklaşarak. Ama bir kere daha söyleyeyim: Eğitim sistemimiz "herkes okumalı" obsesyonundan kurtulup "kim, ne zaman, nasıl okumalı" sorularını sormalıdır. Klasikleri koruma yolu onları dokunulmaz kılmak değil, doğru zamanda, doğru hazırlıkla sunmaktır. İncil'in dediği gibi: Katı yiyecekler olgun olanlara mahsustur. Nutuk da öyle...
28 Ağustos 2025, 18.20
Merhaba BiradamY seni burada görmek güzel

Alaaddingiller kurgusunda biraz hata olduğu doğrudur, ama malum Alaaddingiller Chamaeleonidae familyasına tabi oldukları için her an renk değiştirebilirler. Altının sarısını görünce belki ‘’ dur bir, bişiii deniyeceğim’’ moduna girmişte olabilir bilemiyorum :P

Yorumunda katıldığım ve kısmen katılmadığım yerler var. Katıldığım yerler yazının sonunda da yazdığım gibi nutuk kutsal bir kitap değil. Ve ayrıca Mustafa Kemal Atatürk te kutsal bir adam değil. Kutsalı dokunulmaz değiştirilemez, eleştirilmez, olduğu gibi kabul edilir ve sair manasında kullanıyorum, öbür türlüsü zaten değil. Ben mantıklı olan fanatizm taşımayan her türlü eleştirinin olması gerektiğini düşünenlerdenim.

Ha bak Mustafa Kemalin başarısızlığına bir örnek vereyim. Mustafa Kemal Atatürk, ulu önder, başkomutan, kurucu lider, ülkeyi esaretten kurtaran adam unvanlarını sonuna kadar hak etse dahi bence asıl özelliği dünyanın gördüğü en büyük devrimcilerden biri belki de en büyüğü olması. Babasının asil soydan gelmesinden dolayı reaya sahibi olan padişahtan, kendilerini yönetecek insanı yine kendileri seçen bir toplumu yaratmaya çalışmak sanırım devrimciliğinin en kısa özeti olabilir. Çalışmak dememin sebebi başaramamasıdır! Çünkü bizim halkımız bunu sevmiyor. Kul olmak (kapı kulluğu manasında) , birilerine tabi olmak sanırım ceddimizin bize kalıtımsal mirası. Ha bu arada senin kadar etimoloji bilgim ilgim olmasa dahi (bkz ekşi sözlük zevkle okuduğum yazıların) reaya kelimesi de kökeninden kibarca ‘’sürü’’ manasına da geliyor diye biliyorum. Hatam var ise düzeltirsin.
 Gelelim kendimce kısmen katılmadığım yerlere. Nutuk 1927 de arapça harflerle yazıldı, 1928 de harf devrimi yapıldıktan sonrada Türkçe olarak yayınlandı. 624 yıl hüküm süren bir imparatorluk ta cumhuriyet öncesi en yüksek okuma oranı yüzde 20 iken birkaç senede bunun yüzde 60-70 olması imkânsızdı. Yani nutuk yazıldığı zamanının değil geleceğin ders alması gereken bir kitap benim fikrimce. Çeviri hatası ve ya zamanın koşullarını bilmeden kavranmadan yorumlanmasının yanıltıcı ve ya faydasız olduğu kısmına pek katılmıyorum. Malumun çocukken Arapça dua ezberlediğimizde aman bir kelime yanlış olmasın dinden çıkarsın tarzı korkutmalar ile büyüdük. Ama kelime değil olayın özünü kavramak lazım düşüncesinde olanlardanım.  Eğitim sistemimizde süt yerine kurabiye verilirken Osmanlı ve hatta Atatürk’ü de dokunulmaz eleştirilemez kabul ettiğimiz için Kanuni Sultan Süleymanın Şehzade Mustafayı öldürmesini ağlayarak muhteşem yüzyıldan öğrenenler var. Sebebinin Hürrem sultan vs olduğu saçmalıklarına değil Mustafa’nın tahta geçmek istemesinin olduğu , Osmanlıda kardeş - oğul-torun katlinin sebebinin güç iktidar hırsı olduğunu anlayamama durumu da cabası. Birazcık araştırmak yeterli gibi.
Vel hâsıl ‘’katı yiyecekler olgunlara mahsustur’’cümlesindeki olgunluk kelimesinin entelektüellik eğitim vs ile ilişkili olarak değilde az bir merağın bile yeterli olacağını bir bilince bağlı olduğunu düşünüyorum. Tik tok yerine tarih araştırılabilir. Dizi izlemeyin ama :P
Bir gecede cahil kalanlar içinde ufak bir video da bırakayım şuraya
https://www.youtube.com/shorts/xC2tDvgoZGQ?si=FHBmbKE7AvoE5S1d

28 Ağustos 2025, 18.57
Ha birde yazacaktım unuttum, kafam dağınık
Ne olacak bu Fenerbahçe'nin hali:)
Yorum yapabilmek için ÜYE GİRİŞİ yapmalısın