gamyun.net'i doğru görüntüleyebilmek için tarayıcını güncellemelisin, güncelleyemiyorsan başka bir tarayıcıyı ücretsiz yükleyebilirsin.

BLOG

Türkiye'de Feminist Erkek Var mı?

22 Ekim 2025, 00.44
A- A+
( Başlığı arakladım gene. Hiç beceremiyorum şu başlık secme işinı)

Bir arkadaşım var. 'Naber bağyan' diye takılarak başlar sohbete. Ben de 'vayy neomizojin naber' 'bugün ataerki için ne yaptın mümin kardeşim' falan derim ona. İşte o zaman başlar 'kadın düşmanı değilim' de bilmem ne... İşte 'kızlarım bu ülkede baskı ortamında yaşasın istemem yurt dışına yollamak istiyorum'... "Eşımden habersiz sigara bile almam" falan fesmekan. İnşallah kızların feminist olur, diye beddua ediyorum. Hoşuna gidiyor. Zaten bizden geçti, diyor, ne varsa onlarda...
 Yalan söylediğini düşünmüyorum. Öyle olsa gerek ulu orta gerek özelden onu bu derece eleştiren beni arkadaşlıktan çıkarırdı. Onu da geçtim görür görmez halimi hatrımı sormazdı heralde. Ulu orta, insallah anam beni zengin birinden peydahlamıştır, diyebilecek kadar uzaktır geleneksel ahlak anlayışına. O da validesini sever ama ataerkin dayattığı kutsal annelik vs konularında benzer düşünürüz. Aynı benim gibi yobaz bir çevrede yetişti. Tek fark ben batıda o doğuda. 'Bazıları başka bir şey olamaz' derim ya çevreye koşullara atıfta bulunarak, bu adam az da olsa olmuş bence.
O vakit niye allahın günü feministlerle alay ediyor diye düşünüyordum. Mesela beni görür görmez şöyle bir gönderi paylaştı yakınlarda: "Nerde o eski feministler, linçler, bize ne oldu, dünya nereye gidiyor böyle"
Ne olacak hepsini kaçırdı bir ben kaldım, yılların provokatörüyüm yer miyim, yemem.
İşte o dakka reddit'teki şu yorum geldi aklıma:

"Cishet feminist bir erkek olarak kendi kimliğimin geçerliliği hakkında yorum yapmayacağım, bu forumun benim kendi kıçımı öpeceğim bir yer olduğunu düşünmüyorum. Bu sohbetle alakalı olduğunu düşündüğüm şey şu: Feminist bir erkek olmanın en zor kısmı, bunu erkeklerin olduğu alanlarda açıkça yapmak. Bunu anlamam on yıllarımı aldı ama erkekler diğer erkeklerden korkar. Açıkça cinsiyetçi bir duruma ortak olmak anlamına gelse bile, çoğu zaman diğer erkeklerin onayını ararız.Erkekler birbirlerinden korkarken güçlü ve baskın görünmeye çalışırlar. İroni çok açık."
cishet: kadınlarla ilgilenen hetero erkek anlamında kullanıyor. Elon Musk geçen sene bunu bir hakaret saydı ve X'de yasaklandı. Bir yanlışlık olmasın diye açıkladım.
Ai çevirisi bu. Umarım yanlış değildir. Bu sağlam özelestiriyi bu coğrafyada hiçbir erkek yapmaz yapamaz zaten. Benim arkadaş da böyle onay arıyordu demek ki. Bilhassa ekürisiyle birlikte yapardı cinsiyetçi şakaları. Diğer listedaşlarından (özellikle erkek olanlar) onay devşirmek hoşuna gidiyordu sanırım. Özel sohbetteki o duyarlı adam giderdi yerine tam bir boomer hödük mizahı gelirdi. Maalle baskısı sen nelere kadirsin.
Peki niye hala arkadaşlığı devam ettiriyorum bu insanla? Bir kere kırılgan egosu yok(en sevdiğim), mizojin diye takıldığımda eleştirdiğimde sinirlenip saldırmıyor, yahut küsmüyor. Ne kadar sert yaparsam yapayım eleştiriye açık. Ayrıca kendisi de Kürt olduğu, azınlık haklarını savunduğu halde Kürtleri eleştirsen senle bir olur eleştirir yani. Bazen batırsa da işi gücü mizah. Acaip bir kafa 

https://bianet.org/yazi/turkiye-de-feminist-erkekler-var-mi-271003

Yazıdan bir parça:
Bir şirkette yöneticilik yapan "Male Feminists Europe" platformu kurucularından biri olan, aynı zamanda BM Kadın Birimi tarafından başlatılan HeForShe dayanıma kampanyasının da fahri elçisi olan feminist Robert Franken, "Temelde feminizmin etkili olmak için erkeklere ihtiyacı yok. Mesele, feminizmin erkeklere herhangi bir çağrıda bulunmak zorunda olmasıyla da ilgili değil. Bu bağlamda harekete geçmek bizim sorumluluğumuz: Feminist bağlamları anlamalı ve yaşanmış deneyimleri kabul etmeliyiz" diyor.

Efenim kadın hakları için atıp tutan eğitimli pek çok erkek var ülkemizde. Avrupa'daki gibi 'feministim' diyemezler asla. Kadının meselesi deyip çekilirler kenara. Reddit'teki gibi özeleştiri yapsalar 'sen feministim demesen de olur' diyeceğiz de nerdeeee. Bizimkiler özeleştiri adı altında abuk subuk argümanlarla gene kadınları ve feministleri suçlarlar. Ah azizim 'coğrafya kederdir' diye boşuna dememişler. Hepsini geçtim 'destek ol protestolara katıl' desek 'yapamayız' derler. Kadınlara akıl dağıtmayı 'direnin' demesini bilirler ama. Direnmenin kadınlar için ölmek, yalnızlaşmak, fakirleşmek demek olduğunu bildikleri halde.
Bu tipleri görünce arkama bakmadan koşar adımlarla uzaklaşsam mı diye düşünürken bir bakıyorum eleştiri hazmedemedikleri için zaten küsüp gitmiş oluyorlar.:)
 O vakit Nezihe Muhittin'e selam çakıp 'oh, çok şükür kurtulduk' diyelim mi? Diyelim valla.Şairin de dediği gibi, gölge etme başka ihsan istemez.
Soruya kendi cevabımı da vereyim. Eşitlikçi, kadın haklarına hem teoride hem pratikte duyarlı birkaç erkek tanısam da 'ben feministim' diyen tek bir kişi bile tanımadım. 


Bu gönderiyi belki silerim ilerde. Hadi öptüm şekerler.

YORUMLAR

22 Ekim 2025, 19.13
                   Türkiye de feminist erkek  var mı bilmiyorum... Benim son bir kaç yılda gözlemlediğime göre artık feminizm falan  yurdumda boş işler. Bir tarafta sevgilisini öldürüp parçalayıp bidona koyup üzerine beton döken,  yakan, tarlaya gömen katil erkekler  sürüsü var  diğer tarafta erkeklerin  parasını alıp kaçan sahte gelinler, kocasıyla boşanmadan başka adamdan çocuk yapıp ,iki adamı idare eden, üstüne afiyet bir de kocasına car car bağırıp hesap soran ahlaksız  kadınlar var.  Böyle ah.aks.z kadınlara,  o adamı bırak evine ,,bana dön diye diz çöküp yalvaran kocalar da var..(esra erol 'da ) .Kısaca ahlakın bittiği toplumlarda feminizme falan gerek yok... Artık kadının da erkeğin de edeplisi, namuslusu, temiz ahlaklısı  saygılısı ,öyle olmayan  karşı cins tarafından eziliyor, sömürülüyor hatta öldürülüyor.
                  Feminizm in çok lazım olduğu yıllar çok geride kalmış ,ben ve benim nesil çektik çekeceğimizi. Şimdi yurdumda  ahl.ksızlık başrolde...
                  Eline yüreğine sağlık ...
23 Ekim 2025, 13.17
Merhaba Perperike
Kadına şiddet, taciz, toplumsal cinsiyet eşitsizliği vs bireysel ahlaksızlıkla ilgili değili değil, bunlar, toplumsal kurumlar (din,aile,siyaset) tarafından üretilen toplumsal eğilimlerdir. Örneğin tecavüzcü küfürler eden bir adam ahlaksız olduğu için yapmaz bunu. Kültürel olarak ona bu ayrıcalık verildiği için kendinde bu hakkı gördüğü için yapar bunu. Herkese yapazlar ama misal yaşlı kadınlara saygı duyarlar yahut evli bazı kadınları başka bir adamın malı olarak görüp küfür etmezler. Karşıt ideolojiler yine kadınların hedef alındığı alanlar, mesela İtalya'da kadın hakları diye atıp tutan solcuların Meloni'ye ettiği cinsiyetçi hakaretler. Toplumsal cinsiyet eşitsizliğinde de çok farklı kültürel kodlar var tabi, bu sadece basit bir örnek. Toplumsal Cinsiyet Esitsizliği tüm dünyada ciddi bir sorun. Boş iş dediğin Feminizm sadece bir ideoloji değil, aile, siyaset vs gibi toplumsal yapıları sorgulayan, çözümleyen sosyal bilimsel bir perspektiftir. Aile çalışmalarında bu perspektiften ćok fazla faydalanılır. Dünyanın tanınmış filozoflarından Bourdieu'nun 'Eril Tahakküm' isimli bir kitabı var mesela. Bu boş iş alanında dünyada ne çok çalışan düşünür var bilsek aklımız şaşar. Aslında pek çok Feminist yazar var da feminizm'e boş diyen birine bunları sunmak abesle iştigal olurdu. Bize her şey boş geliyor nedense ne kadar ilginç değil mi? Felsefe mesela, edebiyat, siyaset... Siyaset dediğim kuramsal anlamda tabi ki. Kahvehane siyaseti ve sözcü okuyan dayılar her yerde. İşte bu yüzden bir gıdım bile değişemedigimiz için bir adım bile ilerleyemiyoruz. Ingiltere'de yıllar sonra Süfrajetlere, Emily Davidson gibi aktivistlere itibarları teslim edilirken anıtlar dikilirken bizde boş işler oluyor çünkü Feminist fikirler örgütler Osmanlı'dan bu yana mevcut olsa bile yasaklar yüzünden ancak 1990'larda başladı bu ülkede aktif feminist mücadele. 

 Gözlemlerin gerçeği yansıtmıyor maslesef. İnternetin de etkisiyle feminist, lgbt+, queer kimlikler önem kazandı ve çeşitlenerek daha da artacak bu. Bu örgütler ana akım medyanın aksine temel problemin kişisel olmadığını vurgulayarak ezilenleri egemenler karşısında güçlendirmeyi, onlara farkındalık kazandırmayı hedefliyor. İfşayı politik ve feminist bir mücadele aracı olarak işlevsel kılan da onlar. Kitlelere kalsa özel olan özelde kalırdı. Sanki taciz tenhalarda değil de uluorta yapılıyormuş ve kanıtlamak mümkünmüş gibi. Daha düne kadar 'ne yaptım da siddet gördüm?' diyen kadınlar vardı. Hala daha utanmazca soranlar var 'niye buna müsade ettin' diye. Daha gecen yıl bana tecavüzcü küfürler eden biri 'sen niye buna müsade ettin' diye beni suçladı. Gel de delirme? Bu topraklarda hırsızın suçu yok çünkü. Haklı çıkmak, aklanmak adına her şekil manipülasyon da serbest nasılsa.

Her problemin spesifik çözümleri vardır. Öyle temel mesele şiddettir, ahlaksızlıktır diyerek çözülemez bunlar. 
Ahlaksızlık dediğimiz sorun vicdan eğitimi ve etik ile düzeltilir. Feminizme boş iş diyerek düzeltemezsin. Dersek mantık hatası yaparız.
Kadına şiddet, taciz, tecavüz ise kısa vadede yargı ve emniyet ile uzun vadede temel eğitimden başlayarak sistematik bir şekilde 'toplumsal cinsiyet eşitliği' eğitimi verilerek azalır.

Perperikeciğim o programlara fazla takılma derim. Yerli diziler ve bu programlar çok sakat. Evlilik programları yasaklanınca bazıları kurgu bazıları abartı olan pornografik bu içeriklerle rating topluyorlar. Yufkacı Muammer'e kaçan iki elti ve onların rıza dahilinde yaşadığı ilişkiyi izlemek, masaya yatırıp irdelemek de bence ahlaksızca. Bir çeşit porno bu ve izleyenlere kim daha ahlaklı mastürbasyonu yaptırmaktan öte bir işlevi yok. Pardon da bildiğimiz porno, oyuncular sömürülmediği durumlarda bu programlardan bin kat daha ahlaklı.
 Bizi esas ilgilendiren ezilenler, susturulanlar, eşitsizlikler vs'dir. Sistem bu eşitsizlikleri normalleştirmek için bunlarla mücadele eden ideolojileri ve bilimi yok sayar karalamaya çalışır. Özellikle ana akım medya sol ve feminizm karşıtırdır ki bu konuda ana akım siyaset, iktidar ve muhalefetiyle küçük farklılıklar dışında aynıdır. Bu noktada popülizmden uzak durmanın önemine değinmeme gerek yok heralde.

 Yorum için teşekkürler. Senin de eline sağlık.


23 Ekim 2025, 15.30
   Ben yurdumda ki durumdan söz ettim.Dünya genelini  olarak sadece Kanada yı biliyorum. Orada da ayrıcalık yok, kadın erkek tam anlamıyla  eşit   var tıkır tıkır  işleyen  adalet  var.
  Ben yurdumda ki  30-40 yıl öncesinin kadınları
dan söz etmiyorum. Daha önce yazmıştım ama tekrar edeyim ,bizim tv lerde hiç bir programı izlemiyorum buna haberler dahil. CGTN,ve Japon kanalı izliyorum. İngilizcemi unutmamak için iyi geliyor ve objektif dünya haberlerini hatta bazı bizim haberlerimizi oradan öğreniyorum. Ayrıca  İnstagramdan Yurdumda olan olayların yorumlarını okuyorum. Eskiden erkeklerin ahlaksızlığını vs şikayet ederken maalesef şimdi az da olsa kadınlarında aynı gruba girdiğini görüyoruz diyorum. Anlaşılmayacak bir şey demiyorum.
             Feminizm ci olmak demek kadınlar daima haklıdır demek değildir sanırım.
            Örnek verdiğin tanınmış filozoflar bu gün gelip yurdumdaki ahlaksızları görse ne derlerdi acaba? Ben ki  bir erkek tarafından çok çile çekmiş kadınım ama objektif olmak gerekirse artık bazı kadınlar edepsizlikte ahlaksızlıkta erkeklere yaklaşmış durumda olduğunu da görmek lazım. .Yakındır erkekleri yakıp bidona betonlamaları.. Tek taraflı düşünmeyelim lütfen. Erkekleri mağdur eden kadınların sayısı çoğalıyor.  Tek taraflı düşündüğün için  maalesef  gerçeği göremiyor bana tavsiyelerde bulunuyorsun. Bilgeciğim  tam 73 yaşındayım ömrüm  okumak, araştırmak ,gözlem yapmak, anı biriktirmekle geçti, hafife alma lütfen, karşında yakın tarih var, dinazor da diyebilirsin ... 
  Senin görüşüne de saygı duyarım , ,
  Bu yüzden bir avukat tarafından Erkekleri Koruma Derneği kuruldu. Haberin yoksa, bil isterim... Kadınlardan korkup evlenemeyen erkekler  çoğunlukla ilk üyeleri... 

   Senin görüşüne de saygı duyuyorum,
   Gözlerinden öperim sevgiler.

23 Ekim 2025, 17.11
Perperike, Madem kim olduğunu söyleme ihtiyacı duydun o zaman  hiç sevmediğim halde  ben de sana kim oldugumu söyleyeyim. 
 Mesela ben de dünkü bebe değilim. 18 yaşında hooopp hadi ben feminist oluyom diyen bir yeni yetme hiç değilim. Yıllarca araştirdığım bir alan bu. Sen de bunu hafife alma istersen. Boş işler demeden önce biraz düşün en azından. Kaç yaşında olursan ol benim ićin Perperike'sin, yani eşitimsin. Fark ettiysen ne abla diyorum ne hocam. Fiziksel meksnlarda da böyleyim ben, hekese ismiyle hitap ederim. Valideye de ismiyle hitap ederdim gülerdi.:) Yani 20 yaşında bile olsan seni hafife almazdım. Başka kimim ben bakiim? Heh bak şimdi şöyle: yaştan, meslekten, uzmanlıktan, cinsiyetten, statüden vs doğacak hiçbir hiyerarşiye kendi çevremde izin vermem. Umarım yeterince açık anlatabildim kim olduğumu.

Örnek verdiğim filozofun hayatının bir kısmı Cezayir'de geçti. Kendisi de taşra doğumludur zaten. Kuramları farklı kültürlerde ceşitli ülkelerde alan araştırmalarında kullanılıyor. Burda da bu perspektiften çalışılmış pek çok makale okudum.  Bourdieu sosyolojisinin önemi, farklı kültürlere uyarlanabilir olmasında zaten. Onu da hafife almayalım bence.

Şu yerli redpillere gelirsek. Yurtdışı muadillerini tanıtayım sana: cinsiyetçi sağcı ırkçı trumpçı vs. Argümanları içler acısı zaten. Gördüğüm anda aslında sinirlenmem gerekirken bir  kahkaha patlatıveriyorum.:) Bizimkilerin logosu da horoz. Onu bunu bırakalım da horozların cidden korunmaya ihtiyacı var yumurtlamıyorlar diye cıftliklerden atılıyorlar yahut kesime gidiyorlar. Çok üzücü çok... 
Kadına şiddet  bütun toplumlarda görülen istatistiklerle dogrulanmış bir olgudur. Buna Kanada da dahil. Yani bir gerçekliği var. Kadınlar tarafından hsksızlığa uğrayan bir iki numunelik erkeği önümüze koyup hadi erkekleri koruyalım demek....Bir şey demiyorum. Bu ülkeye önce mantık eğitimi lazım
Normal şartlarda bu argümanla gelen birini ciddiye almam sana saygımdan oturdum cevap yazıyorum. Fikirlerime saygı duygumuyorsun kendimizi kandırmayalım ben de seninkilere saygı duymuyorum. Fikre saygi duyulmaz insana saygı duyulur. Senin bana saygı duyduğunu üslubundan biliyorum ben de sana saygı duyuyorum. Kıracak bir şey soylediysem affola.


23 Ekim 2025, 17.42
Teşekkür ederim.Bu konuda ters düşmemize rağmen seni seviyor ve ben de sana  çok saygı duyuyorum. Selamlar.
24 Ekim 2025, 16.26
Şuna itiraz eder misin bilmiyorum: "Feminizm" kelimesi yalnızca etik bir pozisyonu değil şu an tamamen belirli bir politik-ideolojik paketi temsil eder durumda. Bu da erkek algısında pejoratif bir anlama tekabül ediyor. Hegel'in "an sich" [kendi içinde] ve "für sich" [kendi için] şeklinde bir ayrımı var. Feminizm, erkek dünyasında "sıradan ahlaki sağduyu" ile "politik kimlik" arasındaki gerilim olarak yaşanır. Aslında "bence" birçok erkek "an sich feminist" yani nesnel olarak eşitlikçi değerlere sahip ama "für sich feminist" değil yani bunu bilinçli bir politik kimlik olarak benimsememiş. Mesela kız çocuğu olan -tabii ki akıl sağlığı yerinde olan- bir baba düşünelim. Kızına eşit fırsatlar isteyen bu baba şöyle düşünebilir: "Ben kızımın eşit haklara sahip olmasını isterim ama bu beni o Twitter tartışmalarındaki, üniversitelerdeki, belirli bir jargonla konuşan 'feminist' yapmaz." 

Akademik veya aktivist feminizm, belirli bir teorik dil, referans çerçevesi ve grup dinamiği geliştirir. Senin yukardaki yorumda ismini verdiğin Bourdieu'nün "kültürel sermaye"si kavramı tam olarak bunu işaret ediyor: içeridekiler için bir aidiyet, dışarıdakiler için ise bir yabancılaşma kaynağı. Kızı için iyi bir gelecek, eşit haklar, mutlu, özgür, fırsat eşitliğine sahip bir hayat isteyen baba "ben feministim" demek yerine, "kızının iyiliğini düşünen babayım" der. Çünkü kimlik politikası, kültür sermayesi onun dünyasına ait değildir.

Tabii baba örneğinden devam edersem şöyle bir sorun var: "Benim kızım ayrımcılığa uğramasın" diyen babanın temel amacı "koruma güdüsü" ve "sevgi" olabilir. Feminist bilinç ne diyor: "Hiçbir kız, hiçbir kadın ayrımcılığa uğramamalı, benim kızım olsun ya da olmasın, tanısam ya da tanımasam." Babanın kızı değil de oğlu olsa belki bu konuları hiç düşünmeyecekti.

Şöyle bir kabul vardır: erkeklerin en büyük korkusu "kendisine gülünmesi/alay edilmesi", kadınların en büyük korkusu "öldürülmek"miş. Tıpkı "gizli gay" muhabbeti gibi "gizli feminist" de hayli var ama bunu dile getirmek kolay olmuyor. Ereksiyon sorununa "iktidarsızlık" denilen bir coğrafya sonuçta. Mesela tıp literatüründe Batı'da kabakulağın en ciddi komplikasyonu "sağırlık" olduğu yazılırken
Türkiye'de kabakulağın en ciddi komplikasyonu "kısırlık" olarak tanımlanmıştır. 

Konudan bağımsız olarak başka bir şey merak ediyorum: Feminizm literatürü hep Batı orijinli. Mizojin, queer, patriarşi, womyn v.s Türk feministlerinin kendi oluşturduğu [çeviri yoluyla değil] bir literatür var mı? 
24 Ekim 2025, 19.31
Literatürde kavram olarak yerli ve milli 'essegin .. ' var Hakan'cım. Oldukça tuhaf bir kavram burda açamıyorum haliyle
 Özelden ayar vermişin gene 'gergin yorum yapma' diye, istersen geçen sene yaptığım gibi özelden açıklayayım, ne dersin nonoşum? Sana zibilyon kere dedim ki bana ayar çekme! Az çok tanıyorsun beni, cevaplarımı hazmedebileceksen yorum yaz bir zahmet! Benim üslubum bu, beğenmiyorsan muhatap olmazsın. Hayır sonra bana kızıyorlar sevdiğimiz insanları bezdiriyorsun blogdan diye. Neyse benden günah gitti artık Kadı Efendi.. Geçen sene sana özelden sordugum bazı sorular vardı. Sırf küfür ettim (Sen severdin küfür etmeyi halbusi) diye küstün hepsini yanıtsız bıraktin cık cık cık! Önce onları bir cevapla, ister burdan ister özelden fark etmez. 

Hatta yeni birkaç soru daha sorayım o zaman şeyhülislam efendimize
1.Yazdıklarımı okudugundan emin misin, yahut anladığından?
2. 'Kadınlar güce tapar' gibi rezil bir fikri hala savunuyor musun? Bunu savunan birinin kadın hakları hakkında söylediği her şey ezberden ibarettir bu yüzden asla ciddiye almam. Eh sende de maşallah ansiklopedi gibi bir hafıza olunca.
3. Sen feminist misin? "Evet feministim" "hayır feminist değilim", ikisinden birini seç, uzatmaya gerek yok.
Sorularımı cevaplarsan, eleştirilerimi ciddiye alırsan , 2. sorudaki ifade için özeleştiri yaparsan temiz bir sayfa açabilirim. O zaman tartışmaya başlayabiliriz. Aksi halde hiç kusura bakma üst perdeden gergin olmayan alaycı yorumlarım devam edecek. 

Ay bak Hegel diyince ne geldi aklıma. 'Mansplainig'i açıklayan redditteki şu efsane hikaye. Her okuduğumda gülüyorum. Seversin sen mansplainingi!

Eşimin akademik felsefe kariyeri evliliğimizi mahvediyor

Eşim (35) ve ben (33), ikimiz de akademisyeniz. 6 yıldır birlikteyiz ve 3 yıldır da evliyiz. O, felsefede akademisyen, ben ise bir fizikçiyim. Son zamanlarda bir rahatsızlığını dile getirdi, onun çalışmalarıyla yeterince ilgilenmediğimden şikayet ediyordu. Ben de biraz klasik felsefe okumuş biriyim ama eşimin çalışmalarının daha çok “kıta” geleneğinden olduğunu biliyorum. Maalesef bana gösterdiği her p, bana tamamen deli saçması gibi geliyor. Sorun şu: Çalışmalarında, açıkça, tamamen hatalı bir fizikten bahsediyor. Hem de utanç verici şekilde hatalı! Kabul ediyorum, çok kötü bir insanım, eşimin tezini daha önce hiç okumadım. Okumayı denedim ama kütle sahibi olmak ile “uzam” sahibi olmak arasında zorunlu bir ilişkiden bahsedip duruyor. Ayrıca temel partiküllerin “şekilleri” hakkında konuşuyor. Bu açıkça anlamsız/hatalı: Elektronların bir kütlesi vardır ve nokta parçacıklarıdır (uzayda pek de yer kapmazlar). Tezinde ve bazı makalelerinde yazdıklarına bakarsak eşim kendini “bilimsel” ve “materyalist” olarak tanımlıyor. Ancak bu kelimelerin ne anlama geldiği hakkındaki fikirleri, sanki atomların küçük bilardo topları gibi uzayda süzüldüğünü söyleyen on dokuzuncu yüzyılın demode iddialarına saplanmış gibi. Kibarca ona yardımcı olmayı denedim ve çağdaş fizikle nasıl etkileşime girebileceğini anlatmaya çalıştım (bu konu üzerinde hiçbir kitap okumamış ve kendi tabiriyle “matematiği kötü”dür). Ama bana çok kızdı ve Hegel’in sisteminin varsayımsal ve tüm olası mantıksal düşüncenin temeli olduğunu, bu nedenle de diğer metinleri okumanın gereksiz olduğunu açıklamaya başladı (bunun ne anlama geldiği hakkında hiçbir fikrim yok). “Spekülatif varsayımlar” gibi terimleri ortaya atıp duracaktı ama ben, bunların ne anlama geldiğini sordum ve örnekler vermesini istedim. O da – hiçbir anlam veremediğim – daha anlaşılmaz bir jargonla örnekler vermeye başladı. Her şeyden önce sürekli Almanca sözcükler ve terimler kullanıp duruyordu. Üstelik telaffuzu da (ve kullanım şekli de) hatalı ya da anlamsızdı (benim anadilim Almanca). Dili anladığını iddia ediyor (anlamıyor) ve bana Hegel’in yalnızca “orijinal Almancada” anlaşılabileceğini söylüyordu. Ancak belli ki bu dilde okuyamıyor. Ben Hegel’in metinlerini okumayı denediğimde ise daha da anlaşılmaz geldi.

Tüm bunların ötesinde, Hegel’e saplantısı korkunç bir seviyeye ulaştı. Bir noktada bana direkt şunu söyledi: Tüm diğer çalışmalar ya Hegel ile uyumlu ve doğrudur ya da Hegel’le ayrı düşer ve yanlıştır. Hegel’in çerçevelenmiş bir fotoğrafını yatak odamızda baş ucuna koydu. Aslında telefonunun arka plan görselinde benim fotoğrafım vardı. Onu da Hegel’in fotoğrafıyla değiştirmiş. Kocamın ilgisini çekmek için 200 yaşında bir filozofla yarıştığımı hissediyorum.

Yakın zamanda büyük bir kavga ettik çünkü “karşıtların birliği” kavramına bir örnek oluşturmaya çalışırken (artık ne demekse) sağ ve sol ellerin karşıt ancak özdeş olduğunu savunuyordu. Bunun basitçe yanlış olduğunu, sağ ve sol elin herhangi bir anlamda “özdeş” olmadığını söyledim (kiralite ya da ayna örtüşmezliği, geometride/grup teorisinde temel bir konsepttir: sol ve sağ el üst üste gelemez). Ellerini birleştirip bana ellerinin “özdeş” olduğunu ispatladığını sandı ama sürekli yanıldı (çünkü özdeş değiller) ve sinirlenmeye başladı, evin içinde fırtınalar estirdi. O zamandan beri eşimi görmüyorum (yaklaşık bir gün önce kavga ettik) ve mesajlarıma da yanıt vermiyor.

Ne yapmalıyım dostlar? Oluruna mı bırakayım? Kendi alanımdaki yetkinliğimin bu derece görmezden gelinmesi, ciddiye alınmamak, beni oldukça hüsrana uğrattı. Çalışmalarıyla ilgilenmemi istemişti, ben de öyle yaptım. Ancak bana kibarca bir tepki vermedi. Bana sürekli Hegel’in ampirik bilimi gereksiz kıldığı oldu. Çalışmalarımın yalnızca zaman kaybı olduğunu ima edip bunların yerine Alman idealizmi çalışmam gerektiğini söyledi. “Fichte” ve “Schellin” gibi kişileri okumalıymışım (herhalde Almanya’da çok popüler yazarlar ama ben daha önce adlarını bile duymadım). Onun benim alanıma saldırmasında sorun yok da ben ona hafifçe bir eleştiride bulununca neden kıyametler kopuyor?
Kısaca: Kocamın akademik çalışması yüz kızartıcı biçimde yanlış ve hiçbir eleştiriyi kabul etmiyor.

25 Ekim 2025, 12.21
Alay ettiğim son yoruma ciddili cevap.
İlk olarak daha önceki yazılarımda soylediğim gibi feminizm değil 'çoklu feminizmler' 'çoklu feministlikler' var. Tek bir çerçevesi tek bir marşı olan izci derneği gibi bir oluşum yok karşımızda. O zaman çoklu erkekliklerin de olabileceğini kabul ederiz heralde. 'Erkek dünyası' burda boşa düşüyor.Yani bütün o yazılarımda eleştirdiğim erkeklik temsilleri aslında "o Twitter tartışmalarındaki, üniversitelerdeki, belirli bir jargonla konuşan" feministlerle aynı ideolojik çerçeve, benzer kültürel kodlara sahip.  Eğitimli derken de üniversite okumuş anlamı vs yok. Her seferinde bizzat belirtiyorum feminizm ve kadın hakları vs hakkında bilgi sahibi olan ve bu konularda atıp tutan diye. Pazarda domates satan pazarcıyı, durakta otobüs bekleyen ilkokul mezunu işçiyi zaten kastetmiyorum. Bilmek sorumluluk getirir. Mesela azınlık hakları için mücadele veren feminizmi bilen bir Solcu Ermeni erkek, çevresinde bir sürü de feminist olmasına rağmen cinsiyetçi espriler yapıyorsa, sürekli feministleri eleştiriyorsa, kendi etnisitesi söz konusu olunca kadın haklarını savunup diğerleri olunca duyarsızlaşıyorsa bir zahmet orda örtük bir feminist değil de mizojin arayalım. Nasıl ki azınlıklar için hak ve özgürlük mücadelesi, azınlığı egemen duruma geçirmeye değil eşitlik talebiyle geliyorsa feminizmin hedefinin de bu olduğunu basit bir analojiyle çözebilecek erkekleri eleştiriyorum. İşçi hakları ok, hayvan hakları ok, çocuk hakları ok, azınlık hakları ok, kadın ve lgbt haklarına gelince orda dur, diyorsa durup bir düşünelim derim. Orda muhakkak ayrıcalıklarından vazgeçmek istemeyen bir mizojin vardır. Kültürel sermaye argümanı da burda boşa düşüyor sanırım. Yazdıklarım anlaşıldı mı derken kastettiğim buydu? Bu özeleştiri değil bizzat feministleri eleştiren sorumluluğu onlara yükleyen bir argüman. Diyorum ki feminizmi eleştirecek kadar biliyorlarsa feminizmin anlamını da biliyordur, yahut bilmediği alanda ahkam kesmesinler.
Essegin.. 'ne gelirsek. Bu da ülkemizde genel olarak ihraç edilen bilgi alanlarına bir eleştiridir. Nilufer Göle var misal. Fransız Sosyoloji geleneğine girmeseydi 'modern mahrem' kavramını ve bu alandaki çalışmalarını o yıllarda yapabilir miydi acaba?
Feminizmden bahsediyoruz. Hala feminist olduğunu ilan edemeyen kadınlar var. Tıpkı erkekler gibi onlar da kaybetmekten korkuyor. Ana akım anti-feminist çünkü. Dilbilimci dilci vs olacak, feminist olacak, bunu cesurca söyleyecek sonra feminist literatür icin çalışmalar yapacak da bazı ürünler ortaya çıkacak. Nitelikler için nicelikler lazım. O da maalesef... En azından ben bilmiyorum. Bilen varsa beri gelsin. Bence ciddiyetsiz bir soru bu.Yani bunları bilmiyoruz da mı soruyoruz? Yoksa ne bildiğim mi sınanıyor? Kim neyi bilir neyi bilmez de bilmediği için sorar çok şükür farkedebiliyorum. Beni bilen bilir, gerçekten öğrenme talebiyle gelene oturup saatlerce ciddiyetle  konuyu açıklamaktan gocunmam. Neyse yine de oturdum açıkladım.
Kimse kusura bakmasın ama bu konularda şüpheci ve alaycıyım. Kötü bir özellik farkındayım, herkesin bir kusuru var benimki de bu işte yapacak bir şey yok. 

28 Ekim 2025, 14.49
Ben her türlü ayrımcılığa karşıyım ama feminist erkek varsa bile benden uzak dursun:) Şu hayatta başıma ne geldiyse karşı cinsten ( veya karşı cinse olan zaafimdan) geldi. Bence feminist erkek yoktur ancak her erkeğin karşı cinse bir şekilde zaafı vardır. Bu zaaf illa cinsellik ile alakalı olmayabilir. Ademe o elmayı yediren güç bize neler yaptırmaz;) Çok beğendim blogu . TuRk.. Yaşasın heriflerrrrrr
28 Ekim 2025, 15.51
Turk_38  İnceller seninle gurur duyuyor. Çok rica edicığim tükkanın önünü kapama.
 Sevgili feminist erkekler Turk_38'in baskıları sizi yıldırmasın. Siz feminist olduğunuzu korkmadan ilan edin dış minnoşlarla ben  bizzat ilgilenir dünyayı onlara dar ederim. Yok öyle eskisi gibi bağzı şeyler artık!..
O değil de ne güzel bir hayatın varmış öyle, tek sıkıntın kadınlara zaafınmış. Konum at hangi gezegen galaksi biz de gelelim. Adem'e doğru yolu göstermiş, sorgulamayı öğretmiş, değişimin yolunu açmış. Hiç bu açıdan bakmıyoruz tabi. Ben yine de Lilith'i Havva'dan daha çok severim. Çünkü daha tekinsiz ve yıkıcı. 
Beğenmene sevindim.:)


29 Ekim 2025, 13.54
Feminizm kocayı buluncaya, Komünizm parayı buluncaya, Ateizm uçak sallanıncaya kadarmış :))))
30 Ekim 2025, 11.26
(Önceki yorum hatalı onun yerine bu geçebilirmi lutfen)

Juve. Tabi canım koca bulsak niye feminist olalım zaten. Yaaaa... ama oldu mu şimdi? Hani diğerleri?
Feministler erkek düşmanıdırlar.
Femistler çirkindir. Türkiyedekileri diyorlar yoksa Ukraynalı Femen üyelerini izlerken salyaları akıyor.
Feministler sevişmiyor. Buna bir parantez açmak istiyorum, aslında ülkecek sevişmiyoruz efem, arz ederim.
Feministler bıyıklı ve kıllıdır dolayısıyla erkeksidirler. Tabi canım kadın dediğin bebekler gibi kılsızdır zaten.
Feministler agresif ve şirrettirler. Halbusi kadınlar uysal olmalı. Herhangi bir şeye öfkelenmek tepki vermek erkekletin hakkı.
Feministler mizahtan anlamazlar. Kadın dediğin sadece erkeğin yaptığı mizaha gülebilir ancak. Terbiyesizler! Hem gülmüyorlar hem eleştiriyorlar.
 Bloga neşe kattın Juve, isteğin zaman çık çık gel bloglarıma:)


30 Ekim 2025, 15.34
Konu feminizm veya cinsiyet eşitliği oldu mu şu klişe ve safsata argümanlardan geçilmiyor yine. Bir zahmet mesai ayırın da önce bir öğrenin, sonra yorum yapın. Şu kavram kargaşasından biz bıktık siz bıkmadınız. Evet, Bilge'nin yukarda saydıkları aynen doğru; hatta kendisine bıyıklarına sürsün diye badem yağı kargoladım hediye ettim. Sürer sürer beni hatırlar artık. Feminist erkek vardır, buyrun benim. Varlığıma inanmamak sizin meseleniz. Varlığının ispatı olmayan şeylere son sürat inanmaya devam ama. Eşim de feministtir ve benimle evlendikten sonra 18 sene boyunca da bu değişmedi. Kuzenlerimizden biri komünist bir patrondur, çalışanlarına neredeyse zorla grev yaptıracak kadar ileri gittiği görülmüştür. Bendeniz 15 yaşından beri bir ateist ve sayısız kere uçak, otomobil kazası tehlikesi atlatmış, doğal afetlerin yangınını, depremini, selini birinci elden yaşayıp tecrübe etmiş ve ölümlerden dönmüş bir insandaşınız olarak bir kez dahi herhangi bir yaradana sığındığımı hatırlamam. Bunlar münferit değildir, gerekirse örnekleri çoğaltırım. Varsa başka enteresan argümanınız, onları da tartışmaya hazır ve nazırım. Bir kere de ciddi bir konunun tartışıldığı bloga goygoy yapılmadığını görsem keşke. Keşke çok bilmişlik taslayarak yapılan sayfalar dolusu laf salatalarıyla böyle önemli sosyal olgular manipule edilmeye çalışılmasa. Keşke okuduğumuzu anlayabilsek, daha iyi düşünebilsek, öğrenmekten vazgeçmesek, empati kurabilsek, sistemi sorgulayabilsek vs.. liste sabaha kadar sürer.. Ama en önemlisi keşke ben eşitsizliğe karşıyım derken bunu lafta bırakmasak da acilen uygulamaya soksak. 

Keşkelerden bir demet... 

30 Ekim 2025, 16.51
 apospeiritis, burda hep içime içime gülerdim sesli güldüm resmen.:D
Aslında yazıyı okuduktan sonra  bana biraz atarlanmıştın, ben lise yıllarımdan beri feministim, diye. Onca sohbet ettiğimiz o kadar tartıştığımız halde feminist olduğunu fark edemediğim için çok mahcubum, bu vesile ile tanıdığım tek feminist erkeğe sevgilerimi yolluyorum. Ay dur kuru kuru sevgiyle kalmasın. Ben de o çok güzel  upuzun lülüklü saçların icin argan yağı göndercem sana. 
Bu arada hatırlatırım bir iki ay önce mesengerdan canlı canlı şahit olduğum yangından kurtulursam  Zeus'a ay pardon Dias diyordun sen,heh ona adak adayacam demedin mi? Ben de bırak o uçkur düşkününü Artemis'e şey et demedim mi? Cık cık cık!  :caponbalıgısmile:
30 Ekim 2025, 17.29
argan yağı candır, teşekkürlerimi sunarım.. mahçup olmana gerek yok, aşkolsun yani ayrıca.. neyse şu adak konusunu unuttuydum ben, bir ara hallederim onu, bakire mi kesiyoduk napıyoduk? ahahah benden de bol bol sevgiler :)
30 Ekim 2025, 19.55
Valla Yunanistan'da dana mı kesiyorlar ne kesiyorlar orasını ben bilmem. Anadolu'da Kybele'ye sunulan adaklar, ucundan acık kesmek suretiyle gerçeleşiyor.:)
Bknz. Attis söylencesi.

 Bu arada cesaretin için sana teşekkür etmek istiyorum. Yorumun gercekten çok kıymetli.  Çok şükür eksiğiyle gediğiyle aklımız fikrimiz bize yetiyor fakat değişim için kadın ve çocuklar için -ki çocuk istismari konusundaki hassasiyetini de biliyorum- örnek teşkil edecek, ayrıcalıklarından vazgecmiş cesur eşitlikçi erkekler lazım bu coğrafyaya. 

Yorum yapabilmek için ÜYE GİRİŞİ yapmalısın