gamyun.net'i doğru görüntüleyebilmek için tarayıcını güncellemelisin, güncelleyemiyorsan başka bir tarayıcıyı ücretsiz yükleyebilirsin.

BLOG

Canım senden rica ediyorum. İyi uyu ve yürüyüşe çık ..

13 Ocak 2026, 00.20
A- A+

Arada özlü sözler okurum ve bu çok hoşuma gider. Geçenlerde bir söz çok ilğimi çekti. "Canım senden rica ediyorum. İyi uyu ve yürüyüşe çık" .

Belki bu bir çoğunuz için bu söz , sıradan bir temenni. Bir istek gibi gelebilir. Bana öyle gelmedi. Franz Kafka bu cümleleri söylerken aslında çok Kafkaca bir şey yapıyor.
“Canım, senden rica ediyorum. İyi uyu ve yürüyüşe çık.”
Bu, yüzeyde basit bir öğüt gibi duruyor ama altında şunlar var gibi ,
1. Zihnin çok dolu, dur biraz
Kafka için uyku ve yürüyüş, kaçış değil, zihni susturmanın yolları sanki. 
Yani ,daha fazla düşünme, kendini yorma.
2. Hayatın ağırlığını çözmeye çalışma
Kafka dünyayı zaten anlaşılmaz, boğucu ve yorucu görür.
Bu yüzden çözüm aramaz, hayatta kalacak kadar sadeleş der.
3. Sevgi ,müdahale etmeden korumak
şunu yap, bunu düzelt demiyor.Sadece bedenine iyi davranmanı istiyor.
Bu çok narin bir şefkat.
Dünya zaten karmaşık.Sen kendine yük olma.Nefes al, hareket et, yarına kal diyor aslında.

Franz Kafka, bunu Milena Jesenska'ya söylüyor.Kafka ile Milena’nın ilişkisi
 büyük ölçüde mektuplardan oluşuyor, yoğun, derin, kırılgan ama bir o kadar da imkansız.
Kafka, Milena’yı çok seviyor. Ama aynı zamanda şunu da biliyor.
Kendisi karanlık, hasta, kaygılı, ağır biri.Milena ise canlı, güçlü ama hassas.
O yüzden şunları söylüyor aslında.
Seni düşüncelerimle boğmak istemiyorum.
Kafka farkında.Kendi zihni bir labirent.
Milena’yı oraya çekmek istemiyor.Seni kurtaramam ama kendini koru.
Bu cümle bir çözüm değil,bir siper.
Ben her şeyi düzeltemem, ama sen en azından iyi uyu.
Sana olan sevgim kontrol etmek değil.
Ne yapacağına karışmıyor.Sadece en temel iki şeyi söylüyor.
Uyu ve yürü yani yaşa!
Bence bu cümle şunun itirafı, Dünya ağır, ben ağır,ama sen hafif kal.
Franz Kafka ile Milena Jesenska nın bağı
bedenlerden çok mektuplarda yaşayan bir bağ.Kafka ağır hasta (verem), kendini sürekli bir yük gibi hissediyor.
Evlenmekten, bağlanmaktan korkuyor.Kafka, sevdiği şeyi yaklaşmadan sevmeyi seçiyor.
En acısı da şu,
Kafka Milena’yı seviyor ama onu kendi karanlığına çekmekten daha çok korkuyor.
O yüzden kavuşmamak, onun gözünde ,bir terk ediş değil..
bir koruma biçimi.
Şöyle bir cümle bırakıyor hayata aslında,
Seni çok seviyorum ama sana daha iyi bir hayat borçluyum ! 
Ve bu yüzden o cümlesi daha da acıtıyor insanın içini…
Çünkü bu,
Yanında olamıyorum ama yaşamanı istiyorum demek..
Milena Jesenska ,Franz Kafka öldükten sonra onun için şunu söylüyor
“Kafka’yı tanıyan herkes, onun bir aziz olduğunu da bilirdi.”
Bu cümle kısa ama çok ağır.Milena burada “aziz” derken kutsallıktan değil şundan bahsediyor gibi 
Kafka’nın kimseye zarar vermemek için ,kendinden vazgeçen biri olmasından.
Devamında Kafka yı şöyle anlatıyor ,
 son derece kırılgan ,son derece dürüst , sevgisini bile incitmemek için geri çeken ama ruhu fazlasıyla derin biri.
Kafka’yı hayattayken herkes zor , karamsar,uyumsuz sanıyor…
Ama o öldükten sonra insanlar anlıyor ki,adam karanlık değil, fazla hassasmış...
Kafka Milena’ya yaklaşsaydı belki mutlu olurdu ama Milena’nın yükünü artıracağını düşündü.
Milena bekleseydi belki kavuşurlardı ama Kafka’nın kendini yok edişini izlemek zorunda kalacaktı.
Yani onlar kavuşmadı ama birbirlerini kırmadılar.
Bazı aşklar sarılmadan yaşanır. Kafka ile Milena’nınki tam olarak öyle bir aşk ! 
Ve çıkarılacak belkide en güzel ders ,

Az yük.
Az drama.
Çok nefes...!

YORUMLAR


Henüz yorum yapılmamış :( Yazık ama blog sahibi senin yorumunu bekliyor olabilir

Yorum yapabilmek için ÜYE GİRİŞİ yapmalısın