gamyun.net'i doğru görüntüleyebilmek için tarayıcını güncellemelisin, güncelleyemiyorsan başka bir tarayıcıyı ücretsiz yükleyebilirsin.

BLOG

Eski Defterleri Açtık Bir Defa...

07 Şubat 2026, 11.29
A- A+

Yatılı okulda okuduğumdan mıdır nedir bilmem ,yakın zamana kadar aileme hiç toz konduramadım . hala da kondurmam ama bazı eksikleri artık görüyorum en azından .Yatılı okulda biz hiç kavga etmeden hiç kıskançlık ,şikayet nedir bilmeden okuduk .Hasretten olsa gerek ailelerimizi çok sevdik. Şimdilerde gençlerin çocukların isteklerine cevap veremeyen ailelerine davranışlarını gördükçe şaşırıyorum
.Biz mi saf salaktık bu yeni nesil mi çok akıllı artık bilemiyorum...
Son üç yılda aklıma gelenler.
Yedi sekiz yaşındayım, henüz kardeşim doğmamış .Bir akşam yer sofrasındayız ablam annem babam yemek yiyoruz. babam karpuz kesiyor .Derken ne oldu bilmiyorum annem bir şeye kızdı bana elindeki bıçağı fırlattı. Bıçak ayağımın altına topuğuma girdi .Babam çekti aldı bıçağı. Anneme ,- ne yaptın sen çocuğa diye epey sert söylendi .Ben ,babamın anneme hiç alışık olmadığımız şekilde ,benim için kızmasından ,ayağımız acısını falan duymamıştım. Hatta biraz sevinmiştim bile sanki:))düşünüyorum da sekiz yaşlarında bir çocuk sofrada yemek sırasında ,annesini o kadar kızdıracak ne yapmış olabilirdim acaba ..önceden hatırlasam babam sağken ona sorardım belki hatırlardı .Hafızası iyiydi,( babama çekmişim bende şükürler olsun.
Madem eski defterleri açtık sıra babama da gelsin bakalım...
Annem çok genç yaşta hastalanıp vefat edince biz babamla yaşadık hep Tam yirmi üç yıl, babama yemeğini götürmeden ağzımdan lokma geçmedi. Çocukluğumdan beri babamla aramda başka bir bağ vardı. Sanki doğmadan önce de babamı tanıyormuş gibi hissederdim. Küçükken çok hareketliymişim .Annem de babama şikayet ederdi. Böyle bir günde babam bana -- Bak kızım ben kundaktayken babam savaşta şehit olmuş, hiç baba diyemedim, yüzünü bile göremedim ,babasızlığı çok acı yaşadım .O yüzden ben size bağırıp kızamıyorum ,beni üzmeyin vs diye öğütlerken ben o sırada öksüz babama üzülüp ağlamaya başlamıştım bile...
Neyse o yirmi üç yılı mutlu mesut yaşadık .Doktoru, ilacı ,kiracılarla sorunu ne sıkıntısı olsa ben eşim çocuklarım dağ gibi yanında olduk. geziye ,pikniğe ve benzeri bir eğlenceye gideceğiz ,rahatsız etmeyim siz gidin derdi ,biz yalvar yakar razı eder, birlikte giderdik.
Son zamanlarda sokağa ,kahveye pek çıkamaz olmuştu dizlerinden dolayı...okuldan geldiğim her gün önce babamın kapısını açar evdeyse hatırını sorar ne isteyip istemediğini falan sorar kendi evime yemek yapmaya öyle çıkardım.. Yine öyle bir okul dönüşü dış kapıdan girdim aaa babamın sesi duyuluyor, Baktım kendi kapısı aralık telefonda ablamla konuşuyor , kapıya da arkası dönük.. Seslenmedim. Konuşması bozulmasın diye .Önceleri anlamadım ne söylediğini ,sonra ,:; yapmaz mı çok güzel yapıyor ama geçenlerde et pişirmiş et çok yağlıydı pek sevemeden yedim(( oysa yağlı dediği eti kendisi almıştı :daha sonra-- hafta sonu kızı geldi artık bir kaç gün yüzünü göremeyiz ,uğramaz bana diyor:)))Kızım eşiyle hafta sonraları gelir önce dedelerinde bir kaç saat oturur sonra bize yukarı çıkardı. Ayrıca kızımla damadım geliyor evde bayram yemekleri pişer kızım koşarak dedesine götürürdü .İhmalimiz olmadığı gibi daha özenli olurduk .Kışkırtıcı soru sorulduğuna artık eminim.
İşte ailemi övmekten ,örtmekten ben bunları iki üç yıl önce yetmişime yaklaşınca aniden hatırlayıverdim. Beni de dürten ana babasına isyankar davranan bazı zamane çocukları haberleri oldu sanırım..
.Keşke hem annem hem babam daha yaşasalar da baş köşemde otursalardı. Ama ALLAH bana annem değilse bile babamla yaşamayı ona hizmet etmeyi nasip etti.ne kadar şükretsem azdır.
Babam vefat edene kadar bizi de yanına alıp her bayram annemi ziyarete götürür dualarımızı birlikte ederdik.
Buna rağmen ben yirmi üç senedir babamın kabrine gitmiyorum gidemiyorum. Çocuklarım gidiyor .Gitmek istiyorum ama benim ayaklarım gitmiyor. .Haftada bir kaç defa kabristan yakınında dualarımı ediyorum .Psikolojik açıklaması var mıdır bilmiyorum .Ama ,babam kahveden .çarşıdan dönüverecekmiş gibi beynime yazmışım, silemiyorum .Onun kara toprağın altında olmasını hayal bile edemiyorum..bu güne kadar ,babasının ölümünü reddedip kabrine gidemeyen sadece iki kişi duydum. Biri ünlü adli tıp uzmanı dr hanım, biri yurt dışında...
Annem, babam ,kardeşim ,ve tüm ölmüşlerimizin. sizlerin de vefat edenlerinizin mekanı cennet olsun inşallah.

YORUMLAR

07 Şubat 2026, 12.23
Lale abla, yazdıkların çok içten, çok duygu yüklü. Geçmişe duyduğun özlemi ve babanla arandaki bagı çok güzel anlatmışsın.Babanın mezarına gidemiyorsun,çünkü onu hala kaybetmediğine inanarak yaşayabiliyorsun. Ve bazen insanı hayatta tutan sey tam da budur abla.Bazı baglar mezar taşına sıgmaz. Bazı insanlar için veda etmek, sevmekten daha agır gelir sanırım.Duaların kabristanın yanında da olsa, aynı yerden yükseldiğine inanmak istiyor insan.Şunu da özellikle söylemek isterim ki; sen bir evlat olarak görevini hakkıyla yerine getirmişsin. Boşuna dememişler kız çocukları babaya çok tutkundur  diye. Bunun en güzel örneğini yazdıklarınla göstermişsin.Mekanları cennet olsun.
07 Şubat 2026, 17.48
Hocam selamlar,
Bende zamanında babam hakkında çok yazdım. Ama sizinki gibi acı tatlı gülümseten güzel anılar değil, kızgınlıklarım daha çoktu. Rabbim bana evladımı nasip ettiğinden beri daha iyi anlıyorum baba olmanın ne demek olduğunu. Vel hasıl aşağıdaki videoda anlattığı gibi ''bütün evlerin en güzel hatasıdır baba''
youtube.com/shorts/xjQhovugCSk?si=0TbWqodwbtyO8VqQ

Allah mekanlarını cennet eylesin.

Yorum yapabilmek için ÜYE GİRİŞİ yapmalısın