Sevgili babam, bu mektubum sana…
22 Şubat 2026, 13.48 A- A+
Bu mektubu yazmak için çok bekledim. Ne zaman başına otursam kelimeler yarım kaldı. Ellerim durdu, boğazım düğümlendi. Bazı cümleleri yazmak cok zor geliyor baba. En çok da seni anlatırken susmak istiyorum ama bu sefer susmuyacagim...
Zaman zaman sana kızıyorum. Bunu itiraf etmem gerekiyor. Gidişine kızıyorum. Bu kadar ani, bu kadar sessiz oluşuna. Beni hazırlıksız yakalayışına. Sonra bu kızgınlıktan utanıyorum. Çünkü sen gitmeyi bilen bir adam değildin. Gitmek senin tarzın değildi.
Biliyor musun, hala telefonumda sesin duruyor. Gönderdiğin mesajlar. Kızdığın, uyardığın, bazen sertleştiğin o sesli mesajlar. Silmeye elim gitmedi. Çünkü artık bana seslenen tek yer orası kaldı.
Bak oğlum, değişin var ya…
Bu cümleyi duymak için nelerimi vermezdim şimdi. Kimse artık bana o cümleyi söyleyemeyecek. Ben bir cümlenin yetim kalacağını hiç böyle düşünmemiştim.
Bazen soruyorum baba…
Neredesin şimdi?
Gittiğin yerde her şey yolunda mı?
Aç mısın, susuz musun, üşüyor musun?
Ne yapıyorsun?
Kim var yanında?
Bizi özlüyor musun?
O kadar çok soru varki aklımda yazsam sayfalar kelimeler yetmez...
Biz seni çok özledik baba.
Öyle böyle değil.
Merak etme, geride bıraktıklarına gözüm gibi bakıyorum. Bana emanet ettiklerini sahipsiz bırakmamak için elimden geleni yapıyorum. Yokluğunu onlara aratmamak için uğraşıyorum. Ama olmuyor be baba… Ne yaparsam yapayım senin yerini tutmuyor. Sen olmayınca her şey eksik.
Gidişinin bu kadar ağır olacağını hiç düşünmemiştim. İnsan üzülür sanıyor. Oysa bu başka bir şeymiş. Bu, içinden bir parçanın sessizce çekilip alınmasıymış.
Bazen geçmişe gidiyorum. Saçımı okşardın arada. Ama neden hiç uzun uzun sarılıp öpüp koklamazdın baba? Büyüdük diye mi? Güçlü olalım diye mi?
Keşke büyümemiş olsaydım.
Keşke bir sabah seni kahvaltıya kaldırırken yanına girip sana sarılıp kokunu içime çeke çeke bir saat uyusaydım yanında.
Bazen durup dururken içim daralıyor baba. Sonra anlıyorum… Sebep sensin. Daha doğrusu yokluğun. İnsan yokluğa alışır diyorlar, onunla yaşamayı öğrenir diyorlar. Sonra durup bunu söyleyenlere kızıyorum.
Hala bazen telefonum çalacakmış gibi geliyor. Sen arayacaksın, kısa kısa konuşacaksın, dikkat et diyeceksin. Bazı alışkanlıkları kaybettikten sonra anlıyorum Ne kadar zor olduğunu.
Senden sonra bazı kelimeler eksildi hayatımdan. Kimse senin gibi kızmıyor. Kimse senin gibi sustuğum yerden sadece gözlerime bakarak anlamıyor. İnsan babasını kaybedince bir dili de kaybediyormuş.
Bazen düşünüyorum… Sana yeterince söyledim mi sevdiğimi? Erkekler çok söylemez derdin belki ama içimde kaldı baba. Çok şey içimde kaldı. Bu mektup biraz da onun için.
Eğer bir yerden beni görüyorsan bilmeni istiyorum
Ayaktayım.
Zorlanıyorum ama yıkılmıyorum.
Senin öğrettiğin gibi duruyorum.
Ama yine de…
Ne olurdu biraz daha kalsaydın be baba.
Ellerinden saygıyla öpüyorum baba.


YORUMLAR