Bir anıya hapsolmak
24 Şubat 2026, 04.01 A- A+
Birimiz 11 birimiz 13 yaşındaydık iki kız kardeştik hepi topu bu dünyaya sığmayan...
Biliyor musunuz beni müzik kursuna göndereceklerdi enstrüman çalmam için. Bu ilk yarım kalanı tüm hikayemizin. Onbir yaşında bir çocuğun pembeden başka bir renk yoktur hayatında tüm hayat tek renk. Elbette siyahla tanışıncaya dek.
Deniz kenarında yapılan bir piknik ayaklarımın altında kalan kum taneleri ve babamın gitarına asılı kalan son nağmeleri o son güzel gecemizden hatırımda kalanlar... Bir kaza oldu o akşam Önce annemi sonra babamı getirdiler ama getirdikleri annemle babama hiç benzemiyordu. Annem öğretmendir benim babam da memur...
Bizim evde o gün bugün yarı yolda kalmanın çetelesi tutulur.
Abla kardeş ve dört duvar.
Kalan hayatımızın tam özeti budur...
Size öyle bir yokluk anlatırım ki dünyanın geri kalanı yoksulluğundan utanır.
Bugün bunun anlatılabilir bir acı olmasının sebebi abla kardeş yalnızlığımızla arşınladığımız yıllardır. Karşılaştığımız muameleleri anlatacak değilim geldi geçti ama bilesiniz ki dönüp arkamıza baktığımız şey geçmiş diye adlandırılan bir ömür eskizi...
Önümüze bakıyor yarına yürüyor gibi görünsekte her adımımızın ardında kalan bir önceki adımımızın izi...
Ben bir anne değilim henüz ama çok küçük yaşta baba olmuşluğum var işin İronik yanı kucağımda kocaman bir baba boşluğum var.
Elbette hayatta şükredecek de bir sürü şey var Ablam doktor oldu mesela Bense artık diplomalı bir reklamcıyım hatta çok iyi bir reklamcıyım inanmıyorsanız eğer verin bana Mutluluğu onu yeniden tüm hikayelerde bir numara yapayım...
Yirmialtı yılı bir tek an'a sıkışınca insanın iddialı oluyor insan. Çok güçlüyümdür mesela ben. Saçlarımı görseniz güneşten çekip aldım sanırsınız, Hem ben güçlü olmasam bunu nasıl anlatırdım siz nasıl anlardınız...


YORUMLAR