gamyun.net'i doğru görüntüleyebilmek için tarayıcını güncellemelisin, güncelleyemiyorsan başka bir tarayıcıyı ücretsiz yükleyebilirsin.

BLOG

Kalp Gerçekten Kimi Hatırlar?

07 Mart 2026, 22.08
A- A+
Hayatına biri girer. O an kalbin hızlandığını sanırsın. Her şeyin bir anda değiştiğini, kaderin kapıyı çaldığını düşünürsün. Oysa ilk kıvılcım çoğu zaman kalpte değil, beynin derin bir köşesinde doğar. Bir bakış, bir ses, kısa bir an… Beyin o sinyali gönderir, kalp ritmini hızlandırır. İşte o andan sonra herkes aynı cümleyi kurar: aşk.

Ve dünya bir anlığına durur.

İlk gelenin farklı bir yeri olur. Çünkü başlangıçlar her zaman büyülü görünür. Kalp o duyguyu sonsuza kadar sürecek sanır. Her şeyin orada başlayıp orada biteceğine inanılır. Gençlik biraz da bu yüzden güzeldir; ilk hislerin sonsuz olacağına dair güçlü bir inanç taşır.

Sonra zaman geçer. Hayat acele etmeden bazı gerçekleri öğretir. Her başlangıcın sonsuza kadar sürmediğini… bazı karşılaşmaların kalmak için değil, yalnızca bir iz bırakmak için olduğunu.

Yollar değişir, yüzler değişir, kalpte taşınan yükler değişir. Bir gün geriye dönüp bakıldığında, ilk gelenin kader olmadığı anlaşılır. Çünkü kalbe en çok dokunan kişi her zaman ilk kapıyı çalan değildir.

Halk arasında yıllardır söylenen eski bir söz vardır: “İlk gelen sana, ikinci gelen mala, üçüncü gelen cana gelirmiş.” İlk kısmı çoğu kişi anlar; gençliğin heyecanıdır, kalp o duyguyu sonsuz sanır. Ama ikinci kısmı biraz daha serttir. Çünkü mala gelen dedikleri, kalbe değil cebe bakanları anlatır. Paraya, imkana, rahatlığa gelenleri… Ve sözün en kıymetli tarafı sona saklanır. Cana gelen… yani kalbe gelen. Gürültü yapmadan huzur bırakan, gösterişsiz ama gerçek olan.

Şimdi aranızdan bazı sesleri de duyar gibiyim. Sen öyle diyorsun ama o ‘cana gelen’ var ya… gelir, canını almadan gitmez. Diyenler de çıkacaktır elbette. Bunu düşünenleri de anlamamak mümkün değil. Ama yine de karanlık tarafından bakmayalım meseleye. Belki de o söz, kalbi yoranı değil; kalbe huzur getireni anlatıyordur.

İlk gidiş kolay unutulacak sanılır. Göğsün ortasında küçük bir boşluk belirir. Kalp hızlanır, sonra yavaşlar. Sanki damarların bir yerinde görünmeyen bir düğüm oluşmuştur. Dışarıdan bakıldığında her şey normal görünür.

Sonra fark edilir ki bu duygu yalnızca ilk gidenle ilgili değildir. Hayatına girip “seviyorum” diyen ve sonra giden her kişi o düğümü yeniden hatırlatır. Her ayrılıkla aynı yerde küçük bir boşluk yeniden belirir. Göğsün ortasında bir eksiklik… sanki bir parça yerinden alınmış gibi.

Sanki vücudun bir köşesine oksijen tam ulaşmaz. Nefes alırsın ama derine inmez. Kalp atar ama bir ritim eksik gibidir. Ve o eksiklik bazen bir şarkıda, bazen bir sokakta, bazen de en sakin anın içinde kendini yeniden belli eder.

İşte o an anlaşılır: Boşlukların tek bir gidişle oluşmadığı, her vedanın o boşluğu biraz daha derinleştirdiği

Zaman geçer. Yeni yollar açılır, yeni yüzler çıkar karşına. Her şeyin geride kaldığına inanılır. Fakat kalpte kalan bazı izler varki; silinmez, sadece sessizleşir. Eski bir melodi, tanıdık bir köşe, dalıp giden bir düşünce… Ve o eski ritim yeniden duyulur.

Sonra bir gün biri çıkar karşına. Gürültü yapmadan. Büyük sözler söylemeden. Sadece huzur getirir. işte o anda kalp ilk defa yorulmadan atar.

Geçmişe dönüp bakıldığında acı yerini sakinliğe bırakmıştır. İşte o yüzden eski söz hâlâ dillerde dolaşır: En son gelen cana gelir. Çünkü kalbe huzur bırakan biri, geçmişe de sakin bir veda bırakır.

Yıllar geçtikçe bazı gerçekler daha net görünüyor. İlk gelen kalpte büyük bir iz bırakabilir, evet. o iz uzun süre taşınır, unutulmaz sanılır. Fakat hayat tek bir hatıranın etrafında dönmez. Zaman yeni kapılar açar, başka yüzler çıkar karşına. Ve bir gün fark edilir ki kalp yalnızca bir kez sevmek için yaratılmamıştır. Çünkü gerçek olan duygu gürültüyle değil, huzurla kendini belli eder.

İşte o an kişi anlar ki, Bazı karşılaşmalar yalnızca bir heyecan bırakır, bazıları derin bir iz…Ama çok azı kalpte kendine bir yuva kurar.

Kalp sonunda evini bulur.

Kişi hayatına giren herkesi sevmek için değil, kalbine gerçekten dokunacak olanı tanıyabilmek için yaşar.

YORUMLAR


Henüz yorum yapılmamış :( Yazık ama blog sahibi senin yorumunu bekliyor olabilir

Yorum yapabilmek için ÜYE GİRİŞİ yapmalısın