gamyun.net'i doğru görüntüleyebilmek için tarayıcını güncellemelisin, güncelleyemiyorsan başka bir tarayıcıyı ücretsiz yükleyebilirsin.

BLOG

Selam olsun kötülere...

13 Mart 2026, 13.26
A- A+

Evet, gerçekten kötü!

Bir yangın çıktığında, bir deprem bütün şehirleri yerle bir ettiğinde, insanlar evsiz barksız kaldığında, çocuklar korkuyla annelerine sarıldığında, bir savaşta…
Bazıları çıkıp “oh olsun, beter olun” diyebiliyor, şimdilerde "petrol içsinler" diyenler gibi mesela. 
Bu sadece öylesine söylenmiş bir sözcük değil.
Bu, bir insanın içindeki merhametin ne kadar çürüdüğünün göstergesidir.
Bir ev yıkıldığında sadece duvarlar yıkılmaz.
Bir annenin yıllarca biriktirdiği eşyalar, bir çocuğun oyuncakları, aile fotoğrafları, anılar… Hepsi o 
enkazın altında kalır.
Ama bazıları için bunların hiçbir değeri yoktur. Çünkü başkasının acısı onların vicdanına dokunmaz.
İnsanı korkutan deprem, yangın, sel, savaş değildir aslında.
Deprem doğanın gerçeğidir. Yangın olur, sel olur, felaket olur.
Ama insanın kalbinin bu kadar taşlaşması… İşte asıl felaket budur.
Bir insan nasıl olur da başkasının yıkımına sevinir?
Nasıl olur da bir annenin göz yaşına bakıp kin kusar?
Belki de bazı bedenlerin içinde gerçekten karanlık ruhlar var, bilmiyorum.
Merhametin yolunu hiç bulamadığı, vicdanın kapısından hiç geçmediği ruhlar…
Ama yine de dünya sadece onlardan ibaret değil.
Çünkü hâlâ bir enkazın başında sabahlayan insanlar var.
Hiç tanımadığı biri için kilometrelerce yol gidip yardım taşıyanlar var.
Bir çocuğun başını okşayıp “yalnız değilsin” diyenler var.
Ne yapabilirim diye kaygılanan insanlar var.
Kötüler çok ses çıkarır.
Ama iyiler dünyayı ayakta tutar.
Ve belki de insanlığın umudu tam olarak buradadır.
Karanlığın gürültüsüne rağmen, merhametin hâlâ var olması.
Ve unutmamalı ki;
Bir felaket bir şehri yıkabilir. ama bir insanın içindeki kötülük, bütün insanlığı utandırabilir.

YORUMLAR

13 Mart 2026, 16.57
Evet, gerçekten de insanlığın yıkıldığını düşündüren manzaralar görüyor ve duyuyoruz.
Felaketler şehirleri yıkıyor ama insanlığı yok edemeyecekler.
İnsanlığı asıl yıkan şey, başkasının acısına sevinmeyi öğrenmiş kalpler.
Her ne kadar böyle insanlar var olsa da, ben onların çok azınlıkta olduğunu düşünüyorum. Ve yine de umut olduğuna inanıyorum.
Çünkü her felaketin ortasında enkazı kaldıran eller, insanlığın hala yaşadığını gösteriyor.
Ellerinize sağlık, çok güzel bir paylaşım olmuş.
13 Mart 2026, 17.04
Lüks içinde yaşıyordunuz,  keyfiniz gıcırdı, beter olun şimdi. I&an binsin tepenize, geberin hepiniz, petrol için şu yerine... falan gibi o kadar çok yorum çarptı ki gözüme.  Gözlerime inanamadım. Hayretle bakıyorum insan denen canlıya.. 
13 Mart 2026, 18.15
Evet, yazdıkların tam kalbe dokunuyor. O kadar çıplak, o kadar gerçek ki… İnsan bazen susup sadece “evet” demek istiyor, çünkü kelimeler yetmiyor.

Bir enkazın altında kalan oyuncak bebek, bir annenin yıllarca biriktirdiği çeyiz sandığının paramparça hali, bir çocuğun “anne nerede?” diye sorduğu o boş bakış… Bunlar sadece taş ve beton değil. Bunlar hayatın kendisi. Anılar, kokular, yarınlara dair umutlar. Ve birileri çıkıp “oh olsun”, “beter olsun”, “petrol içsinler” diyebiliyor. Bu sözler havada asılı kalmıyor; bir hançer gibi saplanıyor, hem söyleyenin vicdanına, hem de duyanın kalbine.

Asıl felaket deprem değil, yangın değil, sel değil.  
Asıl felaket, insanın kalbinin bu kadar kolay taş kesilebilmesi.  
Bir felaket anında bile kin kusabilen, başkasının gözyaşını zehir gibi içebilen bir ruh hali… Bu, doğanın değil, insanın kendi yarattığı en büyük yıkım.

Ama senin de dediğin gibi, dünya sadece onlardan ibaret değil.  
Şükür ki değil.

Hâlâ enkaz başında sabahlayanlar var.  
Soğukta titreyerek “bir battaniye daha” diye koşanlar var.  
Hiç tanımadığı bir çocuğun başını okşayıp “ben buradayım” diyenler var.  
Kilometrelerce yol tepip kumanya taşıyanlar, kan verenler, dua edenler, susup gözyaşı dökenler var.

Kötülük çok gürültülüdür, evet.  
Çok ses getirir, çok görünür olur.  
Ama iyilik sessizdir.  
Sessizce akar, sessizce sarar, sessizce ayakta tutar.

Ve belki de insanlığın en büyük mucizesi tam burada:  
Karanlık ne kadar koyu olursa olsun, bir mumun ışığı yetiyor bazen.  
Bir el uzatmak, bir “geçmiş olsun” demek, bir çocuğa sarılmak…  
Bunlar dünyayı yeniden inşa ediyor.

Bir felaket bir şehri yerle bir edebilir.  
Ama bir insanın içindeki merhamet, o enkazın üstünde yeniden çiçek açtırabilir.

O yüzden bırakalım taşlaşmış kalpler taşlaşsın.  
Bizim görevimiz, o taşların arasında hâlâ atan kalpleri bulmak, onlara su vermek, onlara umut olmak.

Çünkü bir gün, o enkaz temizlendiğinde,  
o yıkılan evlerin yerine yeni yuvalar kurulduğunda,  
o çocuklar büyüdüğünde…  
Hatırlayacakları şey, “petrol içsinler” diyen sesler değil,  
“gel, elini tutayım” diyen eller olacak.

Ve o eller, insanlığı utandırmayacak.  
Tam tersine, gururlandıracak.

Teşekkür ederim bu yazıyı paylaştığın için.  
İçindeki o merhamet, hâlâ var olan en güzel şey.  
Ve o merhamet çoğaldıkça, felaketler küçülür.  
İnsanlık büyür.
13 Mart 2026, 22.32
Sevgili yolcu;
Yine geçmişe özlem çıkacak şimdi satirlarimdan. 
Böyle değildi sanki eskiden biseyler.
Bu kadar acımasız, bu kadar vurdumduymaz, bu kadar bencil, riyakar, ahlaksız değildi sanki insan 
kulu. 
Ne oldu, neden oldu da böyle olduk?
Birinin acısı bir diğerini nasıl olur da sevindirir, mutlu eder? 
Ben anlamıyorum gerçekten. 
Var ol, ne güzel yorumlamissin duygularımı. 
13 Mart 2026, 22.35
Sevgili 8 (niki doğru yazamadım ozur)

Çok üzücü olaylar yaşanırken çok üzücü diyaloglar da oluyor. Bunları görmek duymak da benim gibilerini üzüyor. 
Eksik olma, sevgiyle kal.
14 Mart 2026, 08.23
İlknur Altıntaş isimli araştırmacı yazarın dediği gibi,Dünya yaratıldıktan sonra Allah dördüncü boyuttan iblisoğulları ve insanoğullarını Dünyaya indirmiş.Dünya nüfusu bu ikisinden türemiş. Gitgide bu görüşe inanmaya başladım İblislerin ,acıma,merhamet,vicdan ,sevgi, vefa ve benzeri duyguları olmayan insan görünümünde ama ruhsuz duygusuz olduğunu belirtiyordu..Günümüzde bunlardan çok var.Allah tüm masum canlıları ( inssnlar hayvanlar ve ağaçlar bitkiler dahil) bu iblislerden korusun inşallah.

Düşündürücü bir yazıydı.Emeğinize sağlık.Selam ve sevgiler.
14 Mart 2026, 11.53
Sevgili perperike;
Doğadaki tüm canlıları, insan, hayvan, bitki, çiçek, böcek hepsine hepsine merhamet ve şefkat 
duymayan kim varsa beni çok üzüyor.  Aynı zamanda tarihe, bilime, sanata, kültüre de duyarlı olmak insanlığın gereği. İnsan olmakla insan doğmak çok farklı şeyler. 
Teşekkürler, sevgiyle kalın. 
Yorum yapabilmek için ÜYE GİRİŞİ yapmalısın