Her Şey Yerinde… Ama Bir Şey Yok
19 Mart 2026, 21.22 A- A+
Bu yazımda herkesin diline doladığı o cümleyi kullanmayacağım, “eski bayramlar kalmadı…” çünkü bayramlar eskimedi, bayramlar değişmedi, eskiyen biz olduk. Yazı bugün mü yayınlanır yarın mı bilmiyorum ama ne zaman okunursa okunsun şimdiden en içten dileklerimle bu yazıyı okuyan ya da okumayan herkesin bayramını kutlar, ağız tadıyla sevdiklerinizle birlikte uzun ve sağlıklı ömürler içinde nice bayramlara ulaşmanızı canı gönülden temenni ederim.
Evet, şimdi biraz kendimize dönelim… Kaç kişi bayram alışverişi için çocuğuyla, ailesiyle çarşıya çıktı, kaç kişi o kalabalığın içinde yürüdü, vitrinlere baktı, birlikte bir şeyler seçmenin keyfini yaşadı? Yoksa çoğumuza bir hafta öncesinden iki tıkla her şeyi internetten hallettik mi? Daha bayram gelmeden mesajlar araştırılmaya başlandı bile, hazır görseller, süslü cümleler, toplu gönderilecek listeler… Sabahın ilk saatinde mesajlar yağmaya başlayacak ve çoğumuz içimizden şu cümleyi kuracağız: “Bir an önce herkese göndereyim de kimse bana yazmadı demesin.” İşte tam burada başlıyor aslında değişim… bizler eskidik diyorum çünkü artık çoğu şeyi hissetmeden yapıyoruz.
Eskiden bir kapı çalınırdı, şimdi bir bildirim düşüyor ekrana. Eskiden sarılmak vardı, şimdi bir emoji ile geçiştiriyoruz. Eskiden yol uzundu ama gönüller yakındı, şimdi mesafeler kısaldı ama insanlar birbirinden uzaklaştı. Ve bir de yeni bayram geleneğimiz var; kaçmak… “Kim uğraşacak şimdi çikolatasıyla, baklavasıyla, temizliğiyle, geleni gideniyle…” deyip bu bayramı bir tatil fırsatına çeviren kaç kişi var acaba? Aynı paraya geliyor diye düşünüp bayramdan uzaklaşmak, dinlenmek için bayramdan vazgeçmek… işte bu da yeni moda oldu.
Peki kaç kişi uzaktaki birine kartpostal gönderdi? “Ne gerek var, herkesin telefonu var” diyoruz ama ben biliyorum, böylesine bir kartpostal alsaydım belki de dünyanın en mutlu insanı olurdum, Ve sonra tekrar aynı soruya dönüyoruz; eskiyen bayramlar mı? Hayır, onlar hâlâ aynı yerde, aynı tazelikte duruyor… değişen biziz. Kolay olanı seçtik, hızlı olanı seçtik, derinliği değil yüzeyi seçtik.
Ama yine de bir yerlerde hâlâ o bayramlar yaşanıyor… kalabalık sofralar kuruluyor, namaz çıkışı herkes aynı masada buluşuyor, gülünüyor, konuşuluyor, bayramlaşılıyor. Ve çocuklar… onlar hâlâ aynı şeyi bekliyor; bayram harçlığı. Ama bu bayram bir fark yapın… verdiğiniz şeyin miktarı değil, hissettirdiği değer önemli. Çünkü çocuklar parayı değil, o anı hatırlar, Ben hatırlıyorum… cebimde bir sürü bayram harçlığı olurdu. Sonra sokağa çıkar, benden küçüklere elimi öptürür, topladığım paraları onlara dağıtırdım… mahalledeki çocuklar arasında dönen ekonominin merkez bankası bendim :) çocukluk işte… ama belki de geçirdiğim en güzel bayramlardan biriydi.
Son olarak şunu söylemek istiyorum; bayram ne geçmişte kaldı ne de değişti… sadece biz onu yaşayacak halimizi kaybettik. Belki de bu bayram her şeyi eskisi gibi yapmak zorunda değilsiniz… ama yine de bir şeyi gerçekten yapabilirsiniz. Bir mesajı kopyalayıp göndermek yerine birkaç kelimeyi hissederek yazmak, bir kapıyı mecburiyetten değil isteyerek çalmak, birine sadece sarılmak için sarılmak…
Hayatımızda yaşadığımız bazı anların tekrarı yoktur… ama bayramlar o anlardan değildir. Onlar her sene yeniden kapımızı çalar. Belki de bu bayram, geçen bayram yapmak isteyip de yapamadıklarını yapma fırsatıdır. Ertelediğin bir ziyareti gerçekleştirirsin, söyleyemediğin bir cümleyi söylersin, sarılmayı düşünüp de bir türlü sarılamadığın birine gerçekten sarılırsın… belki de bu kez, gerçekten içinden geldiği gibi.


YORUMLAR