gamyun.net'i doğru görüntüleyebilmek için tarayıcını güncellemelisin, güncelleyemiyorsan başka bir tarayıcıyı ücretsiz yükleyebilirsin.

BLOG

KALBİN İÇİNDEKİ MORG

28 Mart 2026, 13.40
A- A+
Bazı insanlar kısım kısım ölüyor  bazı insanların içinde ve galiba yaşlanmakla ihtiyarlamayı belirleyen farkta tam olarak bu oluyor...


Hikayat...

Evindeki çalışma masasından sesleniyordu dünyanın kalanına ülkenin önemli gazetelerinden birinde köşe yazarıydı onu diğer insanlardan ayıran harflerle dans edebilmesiydi "ifade" diyordu köşe yazılarından birinde "ifade insanları hayvandan ayıran temel özellik.."

Az önce telefonu kapatmıştı. Sevgilisinden ayrılmıştı, yıllardır tanıdığını sandığı kadın az önce telefonda Kalbine bir şırınga sokup içindeki suyu çekmişti.. Elini göğsüne götürdü, kalbinin atıp atmadığını kontrol etti kendini yaşıyormuş gibi hissetmiyordu.
Dünyadaki bütün renkler aynı anda yok olmuştu sanki göğsünden yükselen acı ağzından dışarı çıkıyordu. Aklından bir sürü şey aynı anda geçiyor ve bütün düşünceler havada asılı kalıyordu.

Yıllardır içinde beslediği kadın, kalbinin içinde kısım kısım ölmeye başlamıştı bunu hissediyordu.

Kalbinde ölen kadını kurtarma isteği öylesine fazlaydı ki hemen şimdi bir otopsi yapılma ihtimali olsa kalbini parçalatır içinde kıvranan kadını oradan çekip alır ve onu yaşatırdı.

Insan vücudunun en hassas yeri gözleri, çaresizlik ilk gözleri teslim alıyordu ne kadar güçlü olursanız olun gözün dolmasını gözyaşlarıyla yüklenmesini engelleyemiyordunuz. Gözleri dolu halde masanın üzerindeki kum saatine takılmıştı. Kum saatini ters çevirdi Ve zamanın tanelerinin akmasını seyretmeye başladı gözyaşları kum taneleri ile paralel hareket ediyordu her bir zaman tanesi Gözünün önünden geçiyordu içindeki acıyı tariflendirmeye çalışıyor kelimelendiremiyordu sadece vücudunun eksildiğini hissediyordu ve bunun yarattığı çaresizlik baş edilebilir bir şey değildi eline kalem alıp yazmaya çalıştı elleri titriyordu. Zihni bir sürü anıyı sıraya koymuş içlerinden en güzel gülümsemeyi seçiyor gözünün önüne getiriyordu.  Votka şişesini eline aldı bunu istemsizce yapıyordu, bir refleks gibi. Kadehini doldurdu ve bir çırpıda içti votkanın son yudumunda kalbinin içindeki kadının son parçasının öldüğünü de hissetti gözlerini kapatıp yıllardır içinde taşıdığı kadını kalbinin içinde var olduğunu bilmediği otopsi tepsisine yatırdı bütün vücudunu son kez zihninde seyretti bu hayal kadının gözünün önündeki son çıplaklığıydı. Yutkundu votkanın bıraktığı acı tat boğazından aşağıya akıyordu gözlerini açtı kum saatindeki zaman tanelerinin diğer hazneye dolduğunu gördü ilk kez ihtiyarladığını hissediyordu. İnsan ömrü bir mum ömrü gibiydi ,Kendinizden eriyen parçalar sizi bir bütün olarak ayakta tutuyordu. Kafasını toplamaya çalıştı, darmadağınık duran düşüncelerini bir hizaya sokmaya çalıştı beceremedi. Hiç bitmeyecekmiş gibi gelen o acının kollarına kendini bırakıp dışarıda yağan yağmurun penceredeki izlerini seyrederek beklemeye başladı Eskiden yaşamak diye tabir ettiği şey şeyin aslında sadece ölümü beklemek olduğunu da o an fark etti. Belki de sevmek ölümü beklemeyi kolaylaştırmak için Tanrı tarafından icat edilmişti...



YORUMLAR

30 Mart 2026, 01.26
Metindeki "otopsi" imgesi sarsıcı; insan bazen sevdiği kadını yaşatmak için kendi kalbini parçalamayı bile göze alıyor. Ama kum saati akarken fark ediyor ki; bazı vedalar insanı bir gecede ihtiyarlatıyor. Meğer sevmek, o kaçınılmaz sonu beklemeyi katlanılır kılmak için tutunduğumuz tek dalmış. O dal kırılınca, geriye sadece yağmuru izleyen bir yabancı kalıyor.
30 Mart 2026, 13.23
Değerli dermanca ve eylül yorumlarınız için çok teşekkür ederim
31 Mart 2026, 21.57
''Belki de sevmek, ölümü kolaylaştırmak için Tanrı tarafından icat edilmişti'' 

En vurucu cümle sona kalmış  anlayanı vursun diye...Vuruldum ...Sanki...Bu nasıl güzel bir cümle, bayıldım ,ve doğru olabildiğine yürekten inandım..
Epeydir  çevremi gözlemleme zamanım oldu, oluyor.. Bu yaşam da   insanı ALLAHA yaklaştıran  duyguların başında ' sevgi' var..Ve sevgiyi, sevgiliyle, eşle çocukla, doğa ile  hayvanlar hatta bitkiler börtü böcekle yaşayanlara bir bakarsak ,sineği incitmediklerini ,karınca ezmediklerini  görürüz. Aynı  kiişilerin vefasızlık nankörlük ihanetle vb kötülüklerle imtihan edildiklerini  de görürüz .Bir de dönüp sevgisiz , kuşu, karıncayı ,böceği sevmeyen ,öz evladına ,anasına babasına sırtını dönen kişilere bakın Dünya yıkılsa umurlarında olmaz .hiç ölmeyecek gibi hoyratça yaşamaya, çevresini incitmeye devam ederler...  sağlık sorunları bile yaşamaz bu kişilerin çoğu...

Neyse

 Allah sevdiği kulunu imtihana çeker ki dua edip kendilerini ansın diye ...derler.
İnşallah alakasız bir yorum olmamıştır. Yazın bende   bu duyguları uyandırdı. Eline yüreğine sağlık 
ÇoK beğendim ,devamı beklerim .SEVGİLER.
01 Nisan 2026, 05.34
:) ilahi perperike yorum gayet de yazıyla ilgili olmuş Hem her yorum kabulümüz teşekkürler beğenmenize sevindim
02 Nisan 2026, 16.13
"'Sevmek, ölümü kolaylaştırmak için icat edilmişti...' Ne kadar sarsıcı ve bir o kadar naif bir cümle. Kaleminize, yüreğinize sağlık.
​Okurken şunu hissettim; insanı asıl ihtiyarlatan takvimler değil, bitmiş sevgilerin hatıralarını bir yük gibi taşımak galiba. 
Benim dünyamda sevgi; saygı ve merhametle harmanlandığında kıymetlidir. Bir ayrılık kararına duyulan o derin saygı, hatıraların ağırlığı altında ezilmeme engel olur.
​Ben o 'otopsiyi' her şey bittikten sonra değil; sevgi nefes alırken, o bağı yaşatabilmek ve öldürmemek için yaparım. 
Karşımdakinin duruşunu izler, emek veririm. Ancak tüm çabalarıma rağmen sevginin dindiği, o içtenliğin yorulup sustuğu yer gelmişse; orada kalmak benim ruhumun tercihi değil. Gönlümdeki o sabır ve vefa döngüsü tamamlandığında, en doğrusunun o kapıyı tüm anılarıyla birlikte sevgiyle ve tek seferde kapatmak olduğuna inanırım. Ruhu ağır hüzünlerden koruyup her daim taze tutma biçimim belki de budur.


02 Nisan 2026, 20.16
Sevgili Nass;
Keşke Ruhlar korunmaya ihtiyaç duymasa ama dünya öyle bir yer değil maalesef.

Bazen üç kelime bir sanat olabiliyor.

Yokluğunda varlığına Özlem duyulan bir arkadaşım bir vesile ile daha bugün söyledi:

"Merhamet , acımak değil,acıtmamaktır". Ben sevmenin bu türünün daha iyi bir özetini hiçbir yerde okumadım

Başka türlerde nasıl oluyor bilmem ama başka türlü olmuyor belli ki.
Ince ve derin yorumun için çok teşekkür ederim


02 Nisan 2026, 21.47
"Ne kadar doğru bir söz 'Merhamet, acımak değil, acıtmamaktır.' Ben de bu güzel sohbete şu sözü eklemek isterim: 'Asıl vefa; bir zamanlar kıymetli olanı incitmeden, sevgiyle kalbe emanet edip sessizce gidebilmektir.'
​ Paylaşımınız ve o derin 'üç kelimelik sanat' için asıl ben teşekkür ederim.
Yorum yapabilmek için ÜYE GİRİŞİ yapmalısın