TANRI KRAL'IN ÇOCUKLARI
03 Ağustos 2026, 14.50 A- A+
Çelik kapıyı kapatırken arkasından gelen kedinin sesi ile bir an duraksadı. Kapıyı geri açtı. Kediye baktı. Tüysüz, çirkin, gri renk bir sfenks kedisi. Göz göze geldiklerinde hayvan korku ile yatak odasının kapısından içeri koştu. Odadan dışarıya çıkmadığına emin olduktan sonra dış kapıyı tekrardan kapattı. Alttaki kilidi 2 kere kilitledi, açtı, tekrar 2 kere kilitledi. Aynı şekilde üst kilidi de 2 kere kapattı açtı tekrar kapattı. Evi birinci kattaydı. Elinde tuttuğu Pazar arabası ile merdivenlerden aşağı doğru inerken saymaya başladı 1-2-3-4 …..Geniş ara sahanlığa geldiğinde durdu. Geriye dönüp baktı. Basamakları doğru saydığına emin olmak istiyordu. Gözleri ile tekrar sayıp teyit ettikten sonra aşağı doğru inerken saymaya devam etti. 11-12-13…Apartmanın giriş holüne indiğinde yukarıya bakıp tekrar saydı.
..............................
Aparmanın kapısından dışarı çıktığında gökyüzüne baktı. Hava yavaşça kararmaya başlıyordu. Saat anca akşamüzeri 5-6 sayılırdı. Rüzgar hafifçe esiyordu .Montunu düzeltti, göz ucu ile Pazar çantasının içine baktı. Eliyle metal kısmın altındaki bezi yokladı. Pazara doğru yürürken etrafını kontrol etmeye başladı. Değişen farklı bir şey, ufak mahallede park eden farklı bir araba, balkonlardan kendisine bakan bir göz… Pazar arabasını yere bırakıp sürüklemeyi denedi, gıcırdayan lastiklerin sesi rahatsız etti. Tekrardan dikkatlice tek eli ile belinin hizasında tutarak yürümeye devam etti. Köşedeki bakkalın önüne gelince durdu, geriye dönüp baktı. Arkasından yürüyen, kendi aralarında küfürleşerek şakalaşan çocuklar önüne geçene kadar olduğu yerden kımıldamadı. Anca 14-15 yaşlarındaki çocuklar bu genç adamın birden neden bir taş gibi yerinde durduğuna anlam veremediler. Yanından geçerken korku ile sessizce bir şeyler fısıldaşıyorlardı.
Bakkaldan sola dönüp yürümeye devam etti. Eski mahallede park yeri sıkıntısı olduğundan arabalar kaldırımların üzerine kadar çıkmıştı. Kaldırımlar ile bina çevre duvarları arasına sıkışan dar koridordan geçmeye çalışırken tekrardan Pazar arabasını sürüklemek zorunda kaldı. Tekerleklerden gelen gıcırdama sesini beyninin içinde hissediyordu. Kafasına durmadan iğneler batırıyorlar gibiydi. Ana caddeye çıktığında etrafındaki insanlar kalabalıklaşmaya başladı. Sağa sola yürüyen, bir şeylere yetişmeye çalışan, kendi aralarında konuşan, yürürken telefona bakan… Bir sürü insan. Tiksinerek insanlara baktı. Sanki zemini hamam böcekleri ile dolu ufak bir odada çıplak ayakları ile yürüyormuş gibi gelen bir tiksinti… Hızlıca hastanenin sokağından tekrar ara bir mahalleye girdiğinde kendini rahatlamış hissediyordu. Eczaneyi geçince sağında kalan eski okula baktı, bir an duraksadı. Bedenin ürperdiğini hissetti. Alnından soğuk birkaç ter damlası süzüldü. Sakinleşmeyi denerken fısıltıya benzeyen sesi ile tekrarlamaya başladı
‘’tanrı kral böyle istedi, tarı kral böyle istedi, tanrı kral….’’
Kapalı pazar yerine yaklaşırken nefesini kontrol etti, her adım yarım nefes 2 adımda bir nefes. Sakinleşmişti. Sakinleşmeye ihtiyacı da vardı zaten. Çünkü Pazar yeri de kalabalık olacaktı. Akşam saati olmasına, tezgâhlar yavaş yavaş toparlanmaya başlamasına rağmen Pazar yeri kalabalıktı. İnsanların yüzlerine tiksinerek ama bir o kadarda dikkatli bakmaya başladı. Bu arada birkaç bir şey almayı ihmal etmedi. Aldıkları her ne kadar ihtiyacı olan şeyler olmasa da pazar arabasını yavaşça doldururken insanları süzmeye devam ediyordu.
Beş on dakika içerisinde aradığı yüzü gördüğünde aniden irkildi. Yaşlı adam ile arasına uygun bir mesafe bıraktı. Aralarındaki mesafenin açılmadığına emin olduktan sonra toparlanmaya başlanan tezgâhlardan uzak nispeten tenha sayılabilecek bir yerde durdu. Pazar arabasının içindekileri çıkarttı. En alttaki bıçağı hızlıca montunun iç cebine soktu. Sanki Pazar arabasının içindekileri düzenler gibi çıkarttıklarını tekrardan arabanın içine sırası ile koydu. Yaşlı adam pazarın arka sokağından evine doğru giden yola döndüğünde biraz hızlanarak aralarındaki mesafeyi kapattı. Yaşlı adam kaldırımdan aşağıya inen birkaç basamak merdivenden apartmanın kapısına doğru yönelirken aralarında anca birkaç metre vardı.
……………………………..
Can vermek üzere olan yaşlı adamın yavaşça kapanan gözlerinin içine bakarken ‘’Tanrı kral böyle istedi’’ diye mırıldandı. Etrafına baktı, elindeki kanlı bıçağı istemsizce tişörtüne sildi. Tşörtündeki kanı fark edince telaşla montunun fermuarını yukarı doğru çekti. Bıçağı pazar arabasının içine, en üstteki meyve dolu poşetlerin altına sakladı. Şapkasını kafasından çıkarttı, saçlarını karıştırırken hızlıca düşündü. Şapkasını da Pazar arabasının içerisine bıraktı, yerde yatan adama son bir kez baktı. Sakindi ama nefesini tekrardan kontrol etti… Pazar arabasının gıcırdayan tekerlerinin beynini delen sesine karışan, sadece kendisinin duyabileceği sesi ile tekrarlamaya devam etti.
‘’tanrı kral böyle istedi’’
..............................
TANRI KRALIN ÇOCUKLARI 2
Sorgu masasında oturan genç adamı dikkatlice süzdü. Adam durmadan tekerleme gibi bir şeyler söylüyordu. Mümtaz amir sinirden kıpkırmızı bir haldeydi. Genç adam ile gözleri kesişti. Amirin gözlerinde nefret, genç adamın gözlerinde ise aniden beliren sanki aradığını bulmuş birinin mutluluğu vardı.
Genç adam daha da dikkatlice amire baktı. Önce gülümsedi, sonra bir yay gibi olan dudakları daha bir gerildi. Birden yüz ifadesi değişti. Mümtaz amire tiksinerek baktı. Sonra kahkahalar ile gülmeye başladı. Tekrar durdu. Hiçbir şey olmamış gibi yine ama bu sefer yüksek sesle söylenmeye devam etti
-tanrı kral böyle istedi, tanrı kral böyle istedi .
-……….
Sonra tekrardan gözlerini amirin gözlerine sabitledi, suratında korkutucu bir gülümseme vardı. Sakin bir ses tonu ile konuştu
-Tanrı kral böyle istedi, çocukları yapacak mümtaz!
Karanlık uzun koridordan dahi duyulan tokat sesi ile genç adamın konuşması kesildi. Devrilen sandalyenin hemen dibinde yerde yatan adamın yanağında mümtaz amirin kocaman elinin izi vardı. Karakol mümtaz amirin tok sesi ile yankılanıyordu
-S…….. senin Tanrı kralını! Kimsin lan sen p..!
Yerde yatan genç adamın boğazına elleri kenetlendi
-Ahmet'i nereden tanıyorsun! beni nereden tanıyorsun!
https://www.youtube.com/watch?v=yU0JuoT1QW4
Yerde yatan genç adamın boğazına elleri kenetlendi
-Ahmet'i nereden tanıyorsun! beni nereden tanıyorsun!
https://www.youtube.com/watch?v=yU0JuoT1QW4


YORUMLAR
Henüz yorum yapılmamış :( Yazık ama blog sahibi senin yorumunu bekliyor olabilir