TANRI KRALIN ÇOCUKLARI
06 Ağustos 2026, 11.28 A- A+
TANRI KRALIN DOĞUŞU
Kamerayı kontrol etti, yüzünün görünmediğine emin olduktan sonra yavaşça önünde duran masadan uzaklaştı. Yanındaki adam ile konuşmaya başladı
-Korkma kadir. Bir grup uyuşturucu müptelası, pedofil, oğlancı, sosyapat, güç bağımlısı narsisten bahsediyoruz.
-evet efendim, ama..
-ama sı yok. Şeytan cehennemden bir arsa satıyorsa tabiki talibi dindar insanlar olmaz.
Cebindeki sigara tabakasını çıkartırken gülümsedi
-Belki bazı din adamları…
Tabakanın içerisinden çıkarttığı sigarasına bakarken konuşmaya devam etti.
- Benim anlatacağım saçmalığa, bu zavallı insan artıklarının içerisindeki aklı başında olan hiç biri inanmayacak. Sadece işlerine geldiği için beni dinleyecekler. Bu bir kazan-kazan oyunu.
Duraksadı, bilgisayar masasında oturan diğer adama döndü
-kaç kişi oldular
- 23 efendim
Sigarasından keyifle derin bir nefes çekti. Tekrar yardımcısına döndü
-satranç oynar mısın kadir?
-hayır efendim, ama oyunu biliyorum
-peki satrançta en önemli taş hangisidir biliyor musun?
-şah efendim
-hayır kadir, hayır. Piyon! Şu saçmalığı bitireyim anlatacağım
Masadaki adamın bilgisayarında Deep web te çoklu sohbet sayfaları açıldı. Patron, kameranın önüne geçerken, tekrardan kimliğini açık edecek hiçbir şey olmadığına emin olana kadar ekrana baktı. Gözleri ile yayının başlayacağının teyidini aldıktan sonra kendinden emin, derinden gelen bir ses tonu konuşmaya başladı. Zaten bilgisayar başındaki adam onun sesini değiştiriyordu. Ama yine de baskın bir ses tonu ile konuşuyordu.
-tanrı kralın seçilmiş kulları! Kralım dünyaya çok kez gölgelerini gönderdi! Siz onların isimlerini firavunlarda, Mezopotamya’da, İnkalar’da, Uzakdoğu da Britanya’da, Moğol’da ve diğer imparatorluklarda duydunuz. O zavallılar kendilerinin Tanrı kral olduğuna inanıyorlardı! Ama kendisi yeryüzüne hiçbir zaman inmedi! Ta ki bugüne kadar! O artık yeryüzünde! Ve siz seçilmiş kullarının ona tereddütsüz biat ettiğini gördüğünde büyük kudretini siz seçilmiş kulları ile paylaşacak!
***
Nispeten uzun sayılabilecek konuşması bittiğinde yayın kesildi. Patron bilgisayarda oturan adama döndü sertçe konuştu
-onlarda bizim ile ilgili bir şey kalmasın, geride bir iz istemiyorum. Emin ol! Ama onlara ait kullanabileceğim ne var ise hepsini istiyorum.
Tekrardan Kadir’e döndü. Az önce hiçbir şey yaşanmamış gibi sakince konuşmaya devam etti.
-bak kadir, bunun bir saçmalık olduğuna inanıyorsun. Zaten onun içinde en yakınımda sen varsın
Kadir sakince patronu dinliyordu.
-sana satranç oyununu anlatacaktım değil mi? Ama öncesinde başka bir şey sorayım. Fareleri sever misin?
-pek değil efendim
-büyük kayıp… Çünkü insan dna sına en fazla benzeyen, yani bize en yakın olan, feda edilebilir küçük çirkin hayvanlar. Deneylerde neden onları kullanıyoruz sanıyordun?
-..
-neyse... Senin bu anlayamadığın Tanrı kral saçmalığı da önceden deneyimlenmiş
-nasıl yani efendim
-aslında her şey önceden denenmiş, bu senin sevmediğin zavallı hayvanların üzerinde. Mesela 1954 te haz düğmesi deneyi internetin temeli. Yani senin anlayabileceğin şekli ile başka tanrı kralların oluşturduğu 21. Yüzyılın başlangıcı.
Tekrardan tabakasından bir sigara çıkartıp yaktı.
-ama bizim olayımız evren 25 deneyi. Kalabalık Kadir! Dünya çok kalabalık. Biz bu toplumsal çöküşte işimize yarayan tombul fareleri kullanacağız. Ve ya tombullaşmaya çalışanları. Kısacası Biz cehennemden arsalar satıyoruz Kadir. Ama parasını biz alıyoruz.
Yüzünde yine o sinsi gülümseme vardı
-şeytan değil, biz alıyoruz.
Kadir, dikkatle patronun yüzüne bakmaya devam ediyordu.
Patron bitmek üzere olan sigarasını söndürmek için aksayan ayağı ile yavaşça masaya doğru yöneldi. Kadir’in kendini dinlediğini emindi. Ama sigarasını kül tablasında söndürdükten sonra göz teması kurmak için ona doğru döndü.
-satranç diyordum Kadir. Satrançta bence en önemli taş piyondur. Çünkü feda edilebilir. En ufak olanı odur. Ama iyi kullanılan bir piyon bir kaleyi, fili, veziri yiyebilir. Hatta bir şahı bile. Ve hatta dostum gerçek hayatta bile iyi bir piyon efendisine istediğinden çok daha fazla şeyler kazandırabilir. Onun için can verip can alabilir.
Kadir kendisinin de bir piyon olup olmadığını düşünüyordu. Merakına yenik düşüp sordu
-peki, ben satranç tahtasında hangi taşım efendim
Patron bilgisayar masasında oturan adama dönüp baktı. Sonra Kadir ile konuşmaya devam etti
-herkesin farklı görevleri var. Mesela bilgisayarın başındaki çocuk bir at. O bizim iletişimizi sağlıyor. Sen ise piyonları kalenin önünde toplayan filsin! En ağır yükü taşıyan, vezir ve şaha en yakın olan ama en hızlı olan… Hızlı olman lazım dostum, çok hızlı. Herkesten daha hızlı. Oyunu kazanmamız için çok hızlı olmalısın. Çünkü bize daha çok piyon lazım, çok daha fazla piyon…
Patron Kadir'in yüzündeki tedirginliği gördüğünde daha sakin sevecen bir ses tonu ile konuşmasına devam etti
-dinler kayboluyor kadir. İnsanlar 21. Yüzyılda önlerine konulan sınırsız bilgi ile artık binlerce yıllık kitapları sorguluyor, ret ediyor. Ateist, deist,agnostik… Ama artık insanlar öbür dünya da değil, bu dünyada kazanmak istiyor. Haçlı seferlerinden kazanan din miydi dersin?
Durdu, kadirin kendisini dinlediğinden emin olmak istiyordu.
-haçlı seferlerinde kazanan paraydı. Ama para kazanmak için piyonların olması lazım kadir. Feda edilebilir ama körü körüne senin inançlarına bağlı piyonlar! Bu kadar basit olmamalı diyorsun ama basit her zaman doğrudur. Ve bu yüzyılın bize verdiği avantajları da unutma. Biz onlara inanabilecekleri bir şey vereceğiz. Önceleri güç, sonrasında belki yeni bir inanç...
-…
- Emin ol, bundan birkaç sene sonra tanrı kralın kullarının sayısı yüzlerce belki binlerce olacak. Ve işin komik yanı onlar bile piyonlar gibi bu saçmalığa inanmaya başlayacaklar…


YORUMLAR
Henüz yorum yapılmamış :( Yazık ama blog sahibi senin yorumunu bekliyor olabilir