gamyun.net'i doğru görüntüleyebilmek için tarayıcını güncellemelisin, güncelleyemiyorsan başka bir tarayıcıyı ücretsiz yükleyebilirsin.

BLOG

TANRI KRALIN ÇOCUKLARI

12 Ağustos 2026, 10.55
A- A+

DİFANA

Su durgunken pislenir. Mikrop üretir, kötü kokular çıkartmaya başlar. Suyun temizlenmesi en azından temiz görünmesi için akması lazımdır. Suyun başını tutanlar izin verirse durgun su akar, temizlenir, büyür, çoğalır… Su sermaye değil midir? 
Suyun başını tutanlar kimlerdir peki. Çoğu zaman kuvvetli olanlar. Ama onlarda insandı sonuçta. Onlarında zaafları vardı. 
Kibir, şehvet, haset, oburluk, açgözlülük, öfke ve tembellik.
Hristiyan teolojisinde 7 günah böyle tanımlanmış. 
Bunlar insan olmanın zayıf noktası değil mi peki? Öyleyse suyun başını tutanların kuvvetleri zaafları kadardı.

Rüşvet, şantaj, tehdit…

Tanrı kralın ağına önce küçük balıklar geldi. Her ne kadar ironik olsa da, büyük balıkların gönderdiği küçük balıklar. İş adamları…
Alınacak bir ihale, çözülmesi gereken banka kredileri ve sair ve sair… Büyümek için yapılması gereken pis işler.
İnsanların zaafları vardı. İçkiye, kumara, kadınlara –erkeklere, ailelerine, en çokta paraya…
Tanrı kral için çözülemeyecek şeyler değildi. Ağa takılan küçük balıklar büyük balıklar için yem olarak kullanıldı. Bunlar sadece iş adamları değildi tabi. Sıkıntısı çözülen bir bankacı, avukat, gazeteci ve sair… Daha da küçük balıklar aslında daha büyük yemlerdi. Tanrı kralın kartvizitliğindeki isimler arttıkça güçlendi, güçlendi daha da çok güçlendi.
Küçük balıkların beslendiği merayı gören daha büyük balıklarda ağa yaklaşmaya başlamıştı…




Ahmet amir önünde duran dosyayı dikkat ile inceliyordu. Aslında sıradan sayılabilecek bir cinayetti. Öldürülen bir hayat kadını. Ama öldürülme şeklinin bu kadar canice ve bir o kadar da tutarsız olması…
Çöplüğün kenarında oyun oynayan çocuklar cesedi bulmuştu. Bir bavulun içinde. Zavallı kadın parçalarına ayrılmış, streç film benzeri bir naylon ile dikkatlice sarılmıştı. Kimliğini bulmak biraz uzun sürse de bilgilerine ulaşılmıştı. Ahmet amirin dikkatini çeken nokta kadının öldürülmesi parçalanması ve sair değildi. Bunlar vahşice şeylerdi tabi. Ama bu meslekte neler görmüştü gözleri. Bu kadar özenle sarıp sarmalanan bir ceset neden eninde sonunda bulunabilecek bir yere atılmıştı ki? Gömülebilirdi, yakılabilirdi, üzerine beton dökülebilirdi, en basiti çöplüğün daha derin yerlerine saklanabilirdi. Parçalanan, sarılan bir ceset bu kadar uğraşıldıktan sonra sanki bulunması istenircesine bir yere bırakılıyor ise bu bir mesaj olabilirdi. 
Beni bulun! diye bağıran salak bir katil miydi, yoksa bulunduğunda, araştırıldığında şantaj için kullanılabilecek zavallı bir kadın cesedinin fotoğraflarına mı bakıyordu. Daha da kötüsü baktığı dosyayı artık takıntı haline gelen diğer dosya ile mi birleştiriyordu. Bunu düşünmesini gerektirecek diğer dosya anahtarının sadece kendisinde olduğu kilitli çekmecesinde duruyordu. Mantıklı düşünmeli, aklının ona oyunlar oynamasına izin vermemeliydi ama yine de istemsizce ‘’tanrı kral’’ diye mırıldandı. 

Kapısı çalındı. Elinde çay tepsisi bir doksanın üzerinde boyu olan, hafifçe kambur, zayıf bir adam odadan içeri girdi.
-amirim çay ?
Ahmet amir dalgınca konuştu. 
-masaya bırak Avni
Adam çayı bırakırken göz ucu ile masadaki dosyaya baktı. Ahmet amir fark etmişti.
-hayrolsun Avni, polisliğe mi heves ettin
Adamın yüzü kızarmıştı
-yok, amirim sizi bu kadar dalgın görünce…
Ahmet amir tekrardan derinlere daldı, bir yandan da istemsizce konuşuyordu.
-küçük bir fotoğrafa mı bakıyorum, yoksa büyük bir fotoğrafın yırtılıp önüme atılan ufak bir parçasına mı?
Avni şaşkınca amire bakıyordu, ne söylediğini anlamaya çalışıyordu.
Ahmet amir kendini toparladı, ufak bir çocuğa zor bir matematik sorusu soran bir yetişkinin kibirli gülümsemesi ile sordu
-Tanrı kral diye bir şey duydun mu Avni
-yok amirim, ne ki o?
Amir tekrardan gülümsedi
-senin aklının almayacağı şeyler… Çıkabilirsin Avni

YORUMLAR

13 Ağustos 2026, 13.21
Beni bulun mesajı veren bir katil olsa olsa birilerine meydan okuyan bir seri katildir. O da Ahmet'lerin Avni'lerin diyarında çok az çıkar.  Kolektivitenin olduğu geleneksel toplumlarda kontrol çok yüksektir. Mesela derin dondurucuya ceset koyacaksın ama dondurucu annenin hazırladığı sebzeler ve yiyeceklerle full dolu. Her mahallenin bir güvenlik kamer... ay pardon geleni gideni kaydeden bir meraklısı muhakkak vardır. Hem seri katil olmak kolay mı öyle? Hedef belirleyip plan yapmak lazım. Bir hobi edinmek istesek "icat çıkarma" diyen babalardan kalma "Adam ah kim uğraşacak şimdi bunla" diyen bir mekanizma var beynimizde. Biri zorbalasa öbürü 'kralsın' der, o gazla G7 ülkelerinin kıskandığı bir ülkenin bir bireyi olarak hayatına devam edersin. Yalnız kalamıyoruz bir kere, her daim dip dipe.  Mesela benim kadar yalnız hiç kimseyi tanımıyorum ayol çevremde. Ben de kariyerimi online aktivist bir sjw olarak devam ettirmeye karar verdim. Halbusi bir Dexter olmak vardı şu ülkede. Son tahlilde Hakan Günday'ın da dediği gibi "Türkiye'de insanlar seri katil olmaz. Türkiye'de insanlar cinnet geçirir." 
Neyse çok uzattım, seri katil teması olduğu bile belli değil daha. O kedi mamasında çözülecek gibi hikaye. Tanrı Kral olsa olsa kedidir bence -_-
Önce bilim kurgu sandım, sonra cemaat tarikat mevzusu falan girdi işin içine, şimdi seri katile bağladı 5. bölümde zombi yahut vampir teması çıkacak diye korkmuyor değilim hani. :)Bakalım n'olcak?
 Kolay gelsin

14 Ağustos 2026, 16.03
kedi sfenks kedisi, tekir olsa hadi neyse, az hareketli olur da...
dur ya da dur! sfenks kedisi, mısır, piramitler, firavunlar, güneş tanrısı Ra...
hmmmm taşlar yerine oturuyor sankimsine
kedidir o kedismile Resmi
14 Ağustos 2026, 21.46
Tekirden kral olmaz ya, kural, düzen falan tekiri bozar, tekir de düzeni bozar. Kafasına göre takılır, biraz manyaktır.
https://x.com/i/statussmile Resmi74510719484084598
Gerçi 21. Yy liderleri de çok farklı deĝil ya neyse...

Odyssey vizyondayken antik hikaye çok tutar bence. İllüminatiyi unutmayalım ama :D

15 Ağustos 2026, 13.57
odyssey he mi? 
ben en son minyonlar ve canavarlara gitmiştim... neyse 8 sene sonra falan bir daha vizyona girerse şayet benim sıpa ile muhakkak giderim:) ya da kaçahhh mı izlesem..,hdfilmcehennemine ne zaman düşer ki?
neyse, illuminata hani şu piramit üçgen vs gözlü olanlardı yanlış hatırlamıyorsam, bir de beyaz giyip kafalarına hunimsi bir şey geçirip gözlerini açanlar ku klux klan mıydı öyle bir şeydi. yoksa evdeki masa örtüsü veya perdeyi ficudlarına dolamak sureti ile kefenimiz giyip geldik diyenler...
bak yine! sayın bilge kafamı karıştırıyorsunuz. ben akşam olsa da eve gidip kaçak çayımı içerken facebooka baksam diyen adamım. odyssey illimunata ve sair falan aşar beni onlar:P
Yorum yapabilmek için ÜYE GİRİŞİ yapmalısın