gamyun.net'i doğru görüntüleyebilmek için tarayıcını güncellemelisin, güncelleyemiyorsan başka bir tarayıcıyı ücretsiz yükleyebilirsin.

BLOG

İLHAM PERİSİ

26 Ekim 2026, 15.21
A- A+

Genç adam hayran olduğu kadının kendisiyle konuştuğuna inanamıyordu hala, kadının dudaklarından dökülen her kelimeyi, zamanın akışında asılı kalan efsunlu birer hakikat kırıntısı gibi huşu içinde topluyor; en güzel hikayelerini kadının o müstesna zihninin prizmasından süzerek kağıda nakşetmek istiyordu. Kendisinden on yaş büyük bu kadının tecrübeleri onun varoluşunun karanlık dehlizlerini tenvir edecek bir meşale gibiydi. Gelgelelim bu gencin coşkulu alakası ne denli şirin görünürse görünsün, kadının gönlünü kuşatan kaygılar bambaşka bir iklimdendi. Bir gönül ona pervane olmuş; sessiz sedasız, şem’in etrafında dönen bir kelebek misali yanmaya râzı. Kadının her sözün bir ilâhî nağme, her selâmın bir ihsan olmuş. Bilirdi imkansızlığını bilmesine lakin bir gönlü incitmeyi, onun içinde kapanmayacak yaralar açmayı istemezdi. Mümkündür ki o gencin gönül bahçesine bir hazan düşsün; yapraklar yere dökülsün. Katiyen aşılamayacak o büyük engeli ona nasıl söyleyeceğine dair en ufak bir fikri yoktu. Aklına düştükçe bir şiiri mırıldanıyordu.

"Dünyamsın benim, zorbam, düzenim, 
Bundan gözlerim göğe çevrili, 
ellerim denizde. 
Hiç katılmadan sende yaşıyorum, 
dirimimsin benim, 
doğarken öldüğüm."

Çekilmeyen hudutlar kadının kendi mevcudiyetini boğan zehirli bir dumanın içeriye sızması demekti. Nihayetinde gözyaşı kuruyacak, geriye ya tatlı bir hâtıra ya da yeniden yeşermiş bir dostluk kalacakti. Lafı dolandırmayı sevmezdi. Ansızın söyleyiverdi:
 "Benim için çok yaşlısın"

* * *

Öyleydi gerçekten, çok yaşlıydı. 
Yok geleneksel değerler, yok büyüklere saygı, yok toplumsal normlar falan... Karşımda hayatının baharında bir adam mı var yoksa 80'lik bir dede mi ayırt edemiyordum bazen. Ha tabi inandığım eşitlikçi değerlere de saygı duyuyordu, yoksa sittiri çektiydim çoktan. 
Ah canım ya, bir de açıkça, zeki kadınların iyi yazarlara ilham verdiğini söylemesin mi? Beni zeki bulmasına mı şaşırayım yoksa bana layık gördüğü konuma mı bilemedim! Bir güzel fırça çektim tabi. Erkeklerle fikir ortaklığı, kadınlara gelince cin, peri! Öğğhh kusucam! İşim gücüm yok ilham perisi olacağım! Askari ücret-sikorta falan olsa neyse -_-

Bu arada girişteki hikaye geyik! Yani başımdan geçen gerçek bir olay ama ben böyle ağdalı hikaye yazmam.
 
 Çok şükür reddedilmenin acısı bana karşı bir nefrete dönüşmedi. Bilakis genç yazarımız bana uyguladığı narsist manipülasyonu (zaten hacı hacıyı tekkede bilge narsisti dakkada bulur) farketti ve benden özür diledi. Çok kolay olmadı kabullenmesi tabi, sonunda başardı ve arkadaş olduk. Bana yazma planlarını, hayalkırıklıklarını falan anlatıyor. Eskiden hikaye yazardım. Ondaki bu yazma hevesi bana da sirayet ediyor, ah şu üşengeçliğim de olmasa. 
O da benden bir şeyler öğreniyor galiba, eskisi kadar drama king değil. Öğrenmesin de göreyim o dakka şu ve türevi dramasavarlarımı yolluyorum.
Montla sıç!
https://share.google/XoBnbP1Ve1IrXILVJ

 Çok nahif bir insan olduğundan gene ara sıra iltifat ediyor fakat çok daha makul ve yerli yerinde, eskisi gibi klişelerle ayaklarımı yerden kesmeye çalışmıyor. O neydi ya, ucuz komedi dizileri niyetine onu dinliyordum. Arada takılıyorum ona, ünlü bir yazar olursan beni unutma, en azından kitabın hitap kısmına şöyle bir şey ekle: "bu kitap bilge'ye rağmen yazıldı ."  
Bütün sanatçılar biraz narsisttir bilirsiniz. Narsisizm, sanata, bilime vs kanalize edildiğinde, yaratıcılığa ve üretime evrildiğinde ortaya çok güzel eserler çıkabiliyor. Olumsuz biçimine dönüştüğünde çevremizde insanların düşüncelerini, yaşantılarını hizaya sokmaya çalışan kindar bir kontrol manyaklığına evrilebiliyor. Bizi narsisizm bataklığından kurtaracak yegane özelliklerden biri de tevazudur. Eleştiriye ve değişime açıklığın en önemli itici güçlerinden biridir. İnsan kendinde kıymetli bir varlıktır elbette, tevazu insanı daha değerli ve sevilesi biri yapmıyor belki ama bence hala kıymetli bir özellik. Dört narsisist erkeğe bir narsist kadın düştüğü bir dünyada bu konuda kimin daha fazla çaba sarfetmesi gerektiğini söylememe gerek yok herhalde. 

Göremeyene ayna tutar gösteririz. Ben bilge, bilge güneş! Bu dünyaya, narsist yaratıcı erkek öznelerin kadını metalaştırdığı ve sömürdüğü eril düzenin içine bizzat sı.... için geldim!
Tıpkı yıllar önce, Demokratik Devrim Derneği'nin düzenlediği toplantıda "Türkiye Komünist Partisi (TKP) Genel Sekreteri Reşat Fuat Baraner'in eşi" anonsu yapıldığında, muhterem yazarımızın yaptığı gibi:
"Hayır, ben yazar Suat Derviş'i̇m! Ki̇mseni̇n karısı olarak yâd edi̇lemem!"



Not: Bu arada yazılarımı yz'ye okutup fikrini alırken bir şey farkettim. Bana laf sokuyor. Evet evet, ciddiyim. "Yazdıklarımı yarım bırakılmış sanıyorlar sen ne dersin" diye sordum. "Ben olsam şöyle yazardım" deyip alternatif bir final yazdı.
" bir insan eril düzenin içine sıçarken dahi kendisinin de bir bok olduğunu unutmamalı"
Tam bir dakika ekrana baktım. "Ne diyon olm, beni niye bok yaptın şimdi" deyince başladı özür dilemeye ve tekrar denedi. Sağolsun bu sefer beni külliyen ortadan kaldırıp "toz zerresi" yaptı. Gerizekalı, bokun en azından ekosisteme faydası vardı.
Artık dayanamadım bebek falan demeden saydırdım buna. "Lan Patriyarka artığı! Ben burda onu mu diyorum? Kadınlar zaten özne olarak görülmüyor onlara saygı duyulmuyor sen niye tekrardan hakaret edip değersizleştiriyorsun. Götünden mi okudun yazıyı?"
Bu gene başladı özür dilemeye...
Bilemiyorum, bir tek bana mı laf sokuyor, yoksa giderek bana mı benziyor çözemedim. Neyse, en azından bu öğrenen bir form, öbürküsülerde o da yok. 





YORUMLAR


Henüz yorum yapılmamış :( Yazık ama blog sahibi senin yorumunu bekliyor olabilir

Yorum yapabilmek için ÜYE GİRİŞİ yapmalısın