gamyun.net'i doğru görüntüleyebilmek için tarayıcını güncellemelisin, güncelleyemiyorsan başka bir tarayıcıyı ücretsiz yükleyebilirsin.

BLOG

Dokuz Yumurtalı Nine

21 Kasım 2018, 18.52
A- A+
Dokuz Yumurtalı Nine
Adı neydi bilmiyorum. Kimsenin de bildiğini pek sanmıyorum. Nine evimize sıkça geldiği için Yakından tanımıştım. Öz yaşam öykümün içinde kısaca söz edecektim. Sonra; benim için yaptıklarını; diğer yardımlarını düşününce Dokuz Yumurtalı Nine' nin özel bir yazıyı hak ettiğine karar verdim.
Ebeydi. Köyün bütün çocuklarını, hatta yakın köylerin çocuklarını da o doğurtmuştu. Ebeliğinin yanında, baytarlık, alternatif tıp, kırıkçılık, çıkıkçılık ... daha pek çok uzmanlık alanı vardı. Yardıma ihtiyacı olan; çocuğu, hayvanı rahatsızlanan ona koşardı. Birçok kez beni de iyileştirmişti.
Tuhaf bir çocuktum. Çok az konuşurdum, yüzüm hiç gülmezdi. Dengem bozuktu; hep bir şeylere takılır, pat pat düşerdim. Büyük halamızın kocası bir Mehmet Eniştemiz vardı. Asık suratlı sert bir adamdı. Bana "kakavan Ali" derdi.Hakkımdaki genel kanı "bundan bir cacık olmaz"dı. -Eh pek de yanıldıkları söylenemez.- Çok sık düştüğüm için sürekli kolum çıkardı; hem de omuzdan... Hep aynı kol, aynı omuz...
Omuz çıkınca kol yan tarafta, vücuduma ait bir organ değil de yabancı bir nesneymiş gibi sallanır kalırdı...
O zaman imdada Dokuz Yumurtalı Nine yetişir; bir merhemle biraz ovuşturur; son, ani ve sert bir hareketle omuzu yerine oturturdu. Bir de; şalvarının bir yerinden bir portakal çıkarır uzanabileceğim yükseklikte tutarak " hadi al bunu" derdi. Ben portakalı almak üzere uzanınca "maşallah, maşallah geçmiş olsun" der; portakalı gene yerine koyar;" Hadi Allah'a ısmarladık" diyerek. Yel gibi çıkar giderdi.
O zaman; ninem bir sepete, tereyağı, bir miktar un; lor... vb yiyecekler koyar benden üç yaş büyük ablamla Dokuz Yumurtalı ninenin evine gönderir almak istemezse bırak gel derdi.
Her zaman nine kırlara çıkar, ot, kök, yaprak çiçek... şifalı bitkileri toplar gelir. Hangi bitkinin, hangi rahatsızlığa iyi geldiğini bilir; bazılarını kaynatarak şişelere doldurur saklardı.Bazılarını da havanda döver merhemler yapar, gerektiğinde kullanırdı.
Henüz okula gitmiyorum dört beş yaşlarındayım. Kış mevsimi. Rahmetli ninem -Allah rahmet eylesin- beni yıkayacak. Üşümeyeyim diye sobayı iyice yakmış. Tekneyi de sobanın yanına çekmiş.( Burada sobayı ve tekneyi anlatmalıyım: Soba,üzerinde bir büyük, üç tanede küçük yuvarlak deliği bulunan; ocak kısmının yan tarafında altlı üstlü iki tepsi sığacak büyüklükte bir fırın bölümü olan dikdörtgen şeklinde bir araç. Üstündeki delikler dökme demirden halkalarla kapalı. Üzerlerine tencereler konuyor. Tekne: Dikine ikiye bölünmüş iri bir ağaç gövdesinin oyulmasıyla; banyo küveti şekline getirilmiş bir eşya. O tarihlerde bu gereçlerden her köy evinde iki adet bulunurdu: Biri içinde hamur yoğurmak; diğeri çamaşırları ve çocukları yıkamak için.) Ninem beni yıkadı; başımdan aşağı su döküp durulayıp çıkaracak; tekne kaygan ve meyilli, ayağa kalkınca ayağım kaydı ve kolum kızgın sobanın üzerine yapıştı. Ninem feryat figan" kızanı yaktım komşular yetişin" diye çırpınıyor. Evde ikimizden başka kimse yok.Komşulardan bir delikanlı koşup Dokuz Yumurtalı Nine'ye haber vermiş. Nine hemen geldi;merhemler sürdü, kolumu da bir bezle boynuma astı. Kolum uzunca bir zaman sonra iyileşti. Dokuz Yumurtalı ninenin merhemleri sayesinde hiç iz kalmadı.
Kediler, köpekler, yaralandığında; küçükbaş, büyükbaş tüm hayvanlar rahatsızlandığında yardıma Dokuz Yumurtalı Nine koşar, "Ben bunları Allah rızası için yapıyorum; o bana yeter derdi. Allah rahmet eylesin; mekanı cennet olsun.
AliÇ.Dramaturg

YORUMLAR

22 Kasım 2018, 08.45
Alternatif tıp profesörlerimiz onlar bizim :)  Değerlerini çok iyi bilmek gerekiyor. Bir çoğumuzun hayatına bir şekilde dokundukları olmuştur şifalı elleriyle.. Benim olmadı ama annemin ve kardeşimin olmuştu.  Özellikle o iz kalmasına mani olan ve erken iyileşmeyi sağlayan mucize karışımlarının unutulmamasını sağlamak ve bir şekilde nesilden nesile aktarılması gerektiğine inanıyorum. Şu an benim de yakından tanıdığım ve yanık izlerine muhteşem bir karışımı, merhemi olan ve formülünü sır gibi sakladığı bir dede tanıyorum. Torununa her gördüğümde sağlığını sorarım ve dedesinden o merhemin formülünü öğrenmesini isterim. Kaybolup gitmesin diye .. 
Kendinle barışık o naif o tatlı hallerini yine çok güzel gülümseterek aktardın bize Ali dedem.. Yüreğine sağlık.. Ellerinden saygıyla öperim ... 

22 Kasım 2018, 14.57
Sevgili detay; çok teşekkür ederim; ben de senin gözlerinden öpüyorum. Selam ve sevgiler...
22 Kasım 2018, 15.00
Teşekkürler sevgili Helin; senin de anlayışına; sevgi ve saygına sağlık. Selam ve sevgilerimle...
23 Kasım 2018, 01.52
Ama ben şimdi merak ederim :) Neden portalakalı gösterip de vermiyor bu nine? Ve neden dokuz tane yumurtası var? :)
23 Kasım 2018, 15.09
Sevgili CeZbE; portakal ninenin tedavi gereci, stetoskop(!) gibi bir alet; ikincisi her tedavide bir portakal vermek masraflı! O tarihlerde köylerde portakal bulmak pek de kolay değil. Hani o dönemde plastik teknolojisi gelişmiş olsa portakalın plastikten olduğunu bile düşünebilirdim. Neden dokuz yumurtalı dediklerini bilmediğimi açıklamıştım; ama bazı tahminlerim var: 1. Nineye ebelik hediyesi olarak yumurta verilmesi. Zayıf bir olasılık.2." Dokuz doğurmak "deyiminden galat. Doğurtmak, yumurtlatmak  3. Kısa sürede çok doğum yaptırması; haftada dokuz doğum gibi. Benden bu kadar. Senin aklına gelen olasılıklar varsa ekle. Selamlar, sevgiler.
23 Kasım 2018, 15.32
Sevgili Helin; ne demek haddini aşmak; ne kadar yorum olursa ben o kadar çok memnun ve mutlu olurum. 
         Birinci tahminin gayet yerinde; amaç zaten, çocuğun portakala uzanmasını sağlayarak, tedavinin sonucunu test etmek, ninenin  dokuz çocuğu olması gibi bir olasılık yok, dokuzun İngilizce'sinin "nine" olarak yazılışının düşünülmesi isi tabiki bir şaka:))
25 Kasım 2018, 04.29
Helinim sen çok yaşa e mi :) Demek "nine(9)" diyorsun :) Sürekli İngilizce konuştuğundan, algın da öyle işlemiş, ki bence güzel çağrışım, neden olmasın! Günümüzde geçmiş olsaydı Dramaturg'un hikayesi; örneğin Canan Karatay hoca da şifacı olsaydı, -her ne kadar alaylı olmasa da-, gayet uyardı bence. Biraz deforme ederek "Nayni" diyebilirdik ona :) Hayal gücüne sağlık :) Akla yakın ihtimalleri de zaten Dramaturg yazmış. Dokuz bebek doğurttuğu bir gün, dokuz tane yumurta toplamış; bunu gören yaramaz bi çocuk da ona "Dokuz Yumurtalı Nine" demiş olabilir, kuvvetle muhtemel :)


Portakalın, stetoskop olarak hizmet vermesi çok hoşmuş Dramaturg :) Plastik portakal olsaymış... değerlendirmeniz de çok hoş :) Sanırım; çocuğun kendini iyi hissettiğini ölçmek için kullanmış o portakalı. Hani iyi olmuş ve canı çekiyor, almak istiyor gibi... :) Teşekkür ederim ikinize de, gülümsettiniz :) smile Resmi

25 Kasım 2018, 10.15
Öncelikle belirtmeliyimki sizi zevkle okuyorum ve her yazınızda kendi hayatımda bir kesit mutlaka görüyorum... Lakin bu kadar güzel bir anının altına keşke cezbe yorum yapmasaymiş... Cezbe arkadaşın neyine gerekse merak etmek; kopardı beni yazıdan... yazının içeriğini unuttum niye vermedi portakal, niye dokuz yumurta :)
Neden bilmem bende bir fikir sallama gereği duydum. Portakal konusunda hemfikirim yukardakilerle. Ama dokuz yumurta bence dokuz doğurmaktan türemiştir. 
1. eskilerden çok doğum yapan kadınlara yine yumurtladı derlerdi. 
2. Türkçede dokuz doğurmak diye de bir deyim vardır. 
yani, imkansıza yakın bir işi, zor bela güçlükle sona erdirmek.
Ninemizde köyün ebesi olduğuna göre en zor en imkanız doğumları bile sonlandırdığından bence dokuz yumurtlatıyor (doğurtuyor) denilmiştir. 
ve dokuz yumurtlatan nine onu çağırmaya giden çocukların da katkısıyla zamanla dokuz yumurtalı nineye evriliyor. 
umarım iyi salladım :)




25 Kasım 2018, 12.02
ne güzel bir hikaye hikaye değil tabi gerçek .    artık çağımızda  'nine' diyeceğimiz   kimse de kalmadı herkes botox lu dolgulu eski nineler çok güzeldi.. 
25 Kasım 2018, 16.56
Güzel yorumlar. Teşekkür ederim. Devam lütfen. Ne kaa yorum; o kaa değişik durum! "Köfte" diyecem sandinız; yok size köfte möfte! Etin fiyatından haberiniz var mı? Şurada bi kıytırık emekli maaşımız var! Hem biz "etçil" değil "otçuluz" o nedenle etçillere oranla yüzde elli daha geri zekalıyız! Kader utansın!

27 Kasım 2018, 07.59
Aaa Dramaturg smile Resmi bize bir köfteyi bile çok mu gördünüz, rica ederim! Hem siz yanlış biliyorsunuz; Türk milleti olarak biz sürekli et tüketiyoruz. Bu yüzden arz-talep dengesini bozduk ve fiyatı da yükseldi etin. Sizin yaptığınız; kamuoyunu yanıltmak, yapmayınız! :) smile Resmi                               
27 Kasım 2018, 10.37
Olur mu? Size bir köfteyi çok görür müyüm? Size çiğ köfte, kısır, mercimek köftesi , patates köftesi,gibi harika seçenek ve önerilerim var. Hem et yemek sağlığa zararlıdır. Halkımız aslında çok fazla et tüketmesin, sağlıkları bozulmasın diye büyüklerimiz önlemler alıyorlar. Adam başı on beş kilo et tüketmek ne demek! ( bu kadar eti ne kadar sürede tükettiklerini,karıştırmayın, bozgunculuğun anlamı yok) İş te bu yüzden halkımızın et ihtiyacını karşılayabilmek için et ithal edilecekmiş. Çok yerinde bir karar! Etsiz yaşayamayan halkımız bu hizmetin değerini bilmeli.
27 Kasım 2018, 11.51
Yurdumuz genelinde hakim olan yağışlı ve soğuk hava dalgasının aksine blog portalda bir süredir devam eden sıcak, ılımlı ve huzur dolu havaya köfte kokusu yaymak isteyenler olduğuna dair ihbar ve uyarılar geldiği bilgisi ajanslardan duyuruldu. Meteerolojiden edinilen bilgilere göre, benzer hava dalgaları olsa da, güzel havaların hafta boyu devam edeceği tahmin ediliyor.  Hava durumu bültenimiz burada sona ermiştir. Şimdi habe...  ( : 

Herkesin etle, proteinle beslenmesi dileğiyle...

27 Kasım 2018, 18.40
   Nazar değecek dilini ısır:).. Bence bu güzel hava dramaturgun herkesi sarıp sarmalayan sevecenliği, saygısı ve güzel yazıları sayesinde:)
27 Kasım 2018, 22.24
Çok teşekkür ederim sevgili sonuncu_; o,sizlerin güzel, duygularınız, sizlerin yüreğiniz, sizlerin güzel ilgi ve sevginiz... Selam ve sevgilerimle...
28 Kasım 2018, 20.57
   Yazınızı hatta yapılan yorumlarıda dikkat ederek.okudum.dramaturg.çok dugusal'a bağlamışsınız.
BABACANIMMM.!
elbette etkilen arkadaşlarımız mutlaka olacaktır.saygı duyuyorum.Ama şahsi düşüncemi sorarsanız;
alternatif tıp la yakından uzaktan ilgisi yok.sanırım bu sizin çocukluk dönemlerinizde yaşanmış bir -
olay yaklaşık olarak 40;45 yıl öncesi bir olay.o dönemlerde cumhuriyetimizin yaşı daha gençti.bazı -
alışverişler bazı yöre beldelerde yumurta ile arpa,buğday ile yapılmaktaydı.imece usulüde yaygındı.
    hormonsuz bir hayatımız vardı.insanlarla kendi aralarında iletişim,ve karşılıklı höşgörü saygı sevgi
yaygındı.jetonlu telefonlarla cebimizdde paramız yok ise bile ödemeli arar meramımızı anlatabiliyor-
duk.evimize misafir geldiğinde en güzel şekilde ağırlamasını bilebiliyorduk.kuru yemiş;yoksa darı-
 mısır patlatırdık.nohut buğday kavururduk.iğdemizle,kara üzümümüzle bahçemizdeki organik meyvaları kendi yaptığımız ekmeğimizi yufkamızı,katmerimizi;gözlememizi,bazlamamızı ikram ederdik.sobamızın üzerinde ki kızaran-kestaneyi ;kuzunemizin bir gözünde közlenen .Hatta el değirmenimizle kendimizin çektiği kahveyi -de eklemek istiyorum.Haşaşı bile kendimiz sürterdik.taşla...!
               Bazı yerleşim yerlerine henüz elektrik yeni geliyordu.(Televizyon girdi o yıllarda hayatımıza)
 ogün bugündür kalkmaz olduk, Başından.
Tam yerli türk filmi başlıyacağı sırada elektrikler kesilmezmi?
 bak gali sen...:)))
        Duygusaldık.film sona erdiğinde herkesin gözünde yaş.ülkemizde doktor;hemşire sayımız az denecek miktarda bazı illerde hastahane yok.hastalar yakın illere giderlerdi.bu kadar hasta
lıkta yoktu nedense üretiyorduk ülke olarak ama yeterli gelmiyordu;çabuk tüketiyorduk.
müsrif'ide elden bırakmıyorduk.Kedilerimizle;köpeklerimiz-le;tavuk ,ve civcivlerimizle mutluyduk.Huzurluyduk.sade bir yaşantimiz vardı;ama içten gülebiliyor-duk.
siyah önlüklerimiz beyaz yakalıklarımız vardı.selpaklarımız; yoktu ama-tertemiz mendillerimiz vardı.
Doğaldık ;samimiydik yere düşen ekmeği 3 sefer öper başımıza koyardık.
Bayramlarda luna parkın açılmasını dört gözle beklerdik. sokaktan geçen dondurmacının;macun
cunun peşininden koşardık;elma şekeri ;horoz ve kalem şeker alabilmek için 25 krş hiç olmazdı cebimizde.zaten cebimiz hepten delikti.dizlerimiz yırtık .(şimdi moda oldu:D:D:D ..)ama halimizden şikayetçi değidik.öğretmenlerimiz kutsallarımızdı Ailelerimiz önce öğretmene emanet ederlerdi.dayak yesek-te gıgımız çıkmazdı.şimdi bunları bir kenara bırakalım babacanım....!gelelim asıl konuya......
       Ama biz toplum olarak son zamanlarda birbirimize olan şefkat'ten,saygıdan,hoşgörüden her-
geçen gün uzaklaşıp çok çabuk incitebiliyoruz .kırabiliyoruz.karşımızdakini Agresiflik fena bir şekilde arttı.en ufacıcık bir olayda çabuk alevlenip;döküp yarıyoruz.eskiden ;eskiden ;eskiden bunlar vardı .elbette.9 yumurtalı EBEDE vardı.o yıllarda bir insan bir insana iyilik yaptığında para geçmezdi.kendisi-
ne teşekkür etmek maksadıyla;tarhana bulgur;toz şeker;yumurta;tereyağı;yoğurt ,peynir zorlada olsa kabul ettirilirdi.çünkü küçük yerleşim yerlerinde dedikodusu olur endişesi taşınırdı.her hangi bir belde-
deki çocukları tek bir ismi nam yapmış sünnetçi hallederdi.Azrail gibi korkardık ondan.:))şimdi devir bilgi bileşim devri babacanım.bunlar hep eskide kaldı.teknoloji çağı;bilim çağındayız.kurucumuz M.kemal ATATÜRK çağdaş uygarlık ve medeniyet seviyesine ulaşabilmemiz için bilimin peşinden gitmeliyiz.Bırakmamalıyız diye öğütlemiyormu? geçte olsa teknolojinin imkanlarından yararlanabiliyoruz.daha düne kadar by-pass ameliyatları bile dış ülkelerde yapılabiliyordu.şimdi teknoloji sayesinde 4 saatlik
 bir operasyonla gerçekleşebiliyor.
Geçmiş dönemlerde yağmurun yağacanı şıh efendiye sorarlardı. oysa teknoloji sayesinde metoroloji diye-bir bilim dalı var.Artık.Bırak günü 1 ay sonrasını öğrenme imkanlarımız oluyor.
Kaleme alıp Bahsettiğin -9 yumurtalı ebemiz gibi bir çok anadolumuzun çeşitli yerlerinde doktor yetersizliğinden insanlarımızın zorda kaldığında çare aradığı insanlardır.
elbette iyi yaptığı (tesadüf olarak )hastalara katkıda bulundukları olmuşur.ama iyi edemeyipte kötü
rüm bıraktığı insanlarda mutlaka olmuştur.bunları görmemezlikten geleme-yiz.
            Şimdi kısa başımdan geçen bir olay anlatacağım.1992 yılı eşim bayanlar kendi arasında gün yaparlar.altınlı gün.derler adınada...
Her hafta bir arkadaşında toplanırlar kısaca gün yaparlar.detaya girmek istemiyorum.işte böyle bir
 günden dönerlerken kızımla birlikte trafikte karşıdan ;karşıya geçerken,alkollü bir vatandaş motosikletiyle kızımla hanıma çarpıyor.uzatmıyayım hanımın omuzu kırılıyor.
omuz bu....! kol bacak değil. ama o dönemlerde imkanlar kısıtlı,ortopedi d.r 'u na götürdüm.baktı muayene etti. röntgenler şimdiki gibi değil;siyah beyaz.(Dediki) omuz kırık.mikro cerrahi gerektiriyor.sizi izmir ege üniversitesine sevk yapacağım dedi.hasta yerinde duramıyor.ağrı sızı feryatlar.izmire götür
düm.ama koşullar elverişsiz olduğundan izmir ege üniversitesinde bana 40 gün sonraya randevu
verdi.Doktorun ismini hala unutmadım.bu kadar beklememiz mümkün değil.memlekete geri döndük.
ağrı sızı binbir feryat. çeken biliyor.
     tekrar ortopedi dr.'una gittim çok rica ettim.kendisine yalan söylemiyeyim.hediyeyle gittim.işimin görülmesi için.ikna ettim.zor olacağını mikro cerrahi gerekiyor,elimden geleni yapacağım dedi.
bak gali sen :) şimdi hafta sonu gelir;hasta hastahanede yanına gelen giden ziyaretçiler olur. her kafadan ses çıkar.Akıl veren çok olur.Demişlerki ???doktorlar ne anlar..?
 bu iş kırık çıkıkçıların işi ben der bi tanesi tanıyorum der bi tane kırık çıkıkçı hadi ya nerde?
 ortaköyde ...! adı ne.? iskender efendi
doktorun haberi olmadan hastayı sen kalk hafta sonu doktor yok iken hastahaneden bahçeye gezmeye indiriyoruz diye kırık çıkıkçıya götürün. benimde haberim yok.hafta sonu oluyor. işimdeyim.oysa salı günü ameliyata alacak d.r.
       Giderler özel araba tutarlar.iş yaparlar aklı sıra kendilerince; sora sora bulurlar,iskender efendi-
yi omuz kırık. zaten. çıkık diye yerine oturtacağım diye temelli daha çok tahribat yapmazmı? hanım önceki halinden daha berbat.pert yani kısaca dostumun bir tanesi babacan dedi.. benim hanım söy
ledi.geçmiş olsun dedi.yalnız senin gibi adamın ne işi olur kırık çıkıkçıyla iyi etmemişsin demezmi?neeeeeeeee???????
Başımdan kaynar sular dökülmezmi. ?yandım anammm.bak gali sen....! apar topar getirmişler birde hastahaneye geri yatağına yatırıvermişler. ne oldu dedim. gık yok kimseden. nereye gittiniz geldiniz
 dedim. kim götürdü kim akıl verdi. ağzıma geleni söyledim.kızgınlıkla küfür çıkmadı ağzım
dan belirteyim.sadece sesimi yükselttim.götürenlere akıl verenlere çok cümleler söyledim. gık yok.
uzatmıyayım p.tesi oldu .
D.r tekrar röntgen çekilecek dedi.herhangibir değişiklik gelişme varmı demezmi? bak gali
sen.....eee röntgeni götürdüm baktı dediki bu hastayla oynanmış ben bu hastayı ameliyat edemem.
oynanmış hastayla dedi.başka bişey demiyor.kala kaldım.
     O an hanım zaten acılar içersinde seven insan elbette üzülüyor.içim yanıyor.elden bişey
gelmiyor.çaresizlik kadar kötü bişey yok babacanım..gittim bir yolu olmalı bir çaresi olmalı bu işin .bir şeyler yapmalıyım.yeterince uzattım.kısa ca doktor beyi bin bir ricayla ikna ettim ve ameliyatını oldu
 PİLATİN koydular,omuzuna o gün bugündür pilatinle yaşamını idame ettiriyor.fizik tedavisi azda olsa olumlu netice verdi.Kış geldiğinde ağrılar başlıyor.sentetik haplar'da kara ciğerin düşmanı zaten.
yorumumu şöyle bağlamak istiyorum.
             Teknolojiyi takip edelim olumlu yönde;istifade edelim.en çok övündüğümüz üniversitelerimiz
 var.Dünya klasmanında ilk 500'e giremiyor.Aydın nesiller yetiştirebilmek,ülkemizde çok
 profösör var. maalesef sadece 40 tanesinin kitabı var.filozof yetiştirelim. bilim adamı yetiştirelim.bu
güzelim ülkemizi ilelebet ayakta tutabilmek için çok çalışmalıyız. birbirimize saygı gösterip ;güven or
tamında okuyup bilinçlenip ülkemize aydın bireyler yetiştirip topluma katkıda bulunmalıyız.cep telefonlarıyla önümüzü görememezlik değilde tranwayda;metrobüslerde;otobüslerde tüm ulaşım araçlarında ellerinde kitap okuyan nesilleri artırmalıyız.babacanım..umarım yorumum sizi üzmez.pozitif yönde
 olumlu yorum yapılmış.Benimkisi belki beğenilmeye bilir.Buda benim görüşüm.Hakkını helal et.gam
yun ailesine ve üyelerine saygılarımla
01 Aralık 2018, 14.32
Sayın Battal Bey
Size cevap vereceğim de ; şimdi çok yorgunum, başka zaman inşallah. Şu kadarını söyleyeyim yazdıklarınızın çoğu doğru ve benim de savunduğum gerçekler, ancak hakkımda yanlış anladıklarınız , hatta hiç anlamadıklarınız var. Onları da anlatmaya çalışırım. Selamlar, sevgiler...
02 Aralık 2018, 04.32
saygı değer  dramaturg  BABACAN...!
     İnşaallah yorgun olmadığın zaman konuşuruz. hakkında yanlış anladığım;hatta hiç anlamadığım-
dan söz ediyorsunuz. sizi çok iyi anladım.dikkatlice okudum  blogunuzu;ben 9 yumurtalı nineye bir -
lafım yok  eski zamanlarda çok insana dertlerine derman ,kanayan yaralarına merhem olmuşlardır.siz beni anlamadınız;yada  farklı düşüncelerdeyiz.
   Babacanım...! bu yazdığın sadece geçmişten  güzel bir anı;ama maalesef bazı insanlarımız,hala anadolunun çeşitli bölgelerinde bulunan muskacılardan;büyücülerden medet umanlar var.adres olarak- verebilirim.istersen.bu şahısların evlerinin önleri çeşit ;çeşit illere ait farklı  (Araba plakalarıyla  dolu)
 adamlar öyle  düzen kurmuşlarki randevuyu almak bile mesele gerçekler bunlar.hatta evin etrafında -kendine ait  pide ,lahmacun frınlarına kadar teşkilat tam tıkır işliyor.seanslarda 50;ila 150 lira arası değişi-yor.bazı özel durumlar 500;hatta 1000 liraya kadar çıkıyor. nasıl etkileyebilirse;nedense biz ırk olarak
çok duygusal bir ırkız.merak lı bir toplumuz.ben merak ederim böyle yerleri irdelerim ;incelerim.gerçekleri çıplak gözle görme imkanlarına sahip oluyorum.
      Babacanım;sizi ben çok iyi anladım. sadece şunu ifade etmek istedim.artık bu devirde bunlara ta-
kılmamak lazım diyorum.ama hala devam ediyor.Bu ve buna benzer vakalar.
2018 yılının sonlarındayız.21.yüzyıldayız.bilim ve teknoloji aldı başını gidiyor.şimdi nano teknoloji devri başlıyacak.yani windows dönemi sona erecek.
artık kablosoz yayinlar.zaten var avrupada   ülkemize  elbette,bizede yakın bir zamanda gelir.böbrek nakilleri şipşak halloluyor.kalp nakilleri,göz,diş;bağırsak ameliyatları,prostat aklına ne gelirse beyin nakli hariç oda 2040 lı yıllarda büyük olasılıkla gerçekleşecek. yaptığım araştırmalar,ve incelemeler,neti
cesinde   babacanım  güzel kalpli kardeşim....! 
yazında   nineyi ön plana çıkarmışsın güzel de; ninenin başarılı olamadıkları durumları ne yapacağız.Mutlaka doğum yaptırırken;bazı başarısız durumlar 'da gerçekleşmiş olabilir.çıkık diyosun;senin haberin yok belkide bir başkasının kolunu düzelteyim derken kırmadığı ne malüm.bunların örnekleri çok. 
yazımda'da belirttim zaten.kendi eşimin başına gelen olay-dan söz ettim.
o kişide nam salmış bir insanmış.ne oldu? hani iyi ediyordu kırık olan omuzu daha berbat tahribat yaptı.2. röntgende ap açık belli oluyor zaten.yazımda söz etmiştim.9 yumurtalı nineye değil benim cümle-lerim.........
         insanlarımıza sesleniyorum ben.senin kaleme aldığın yazı sayesinde;bende bilirdim methiyeler sıralamasını:
Ama gerçekler  neler biliyormusun:Bazı insanlarımız,  hala  bilinçsiz yeterli eğitim seviyemiz yok.öğretmenlerimiz aldığı aylıkla ne verebilir.nasıl katkıları olabilir.sistem hepten kötü ama bu sistemi düzelte-
cek olanda yine bizleriz.Düzgün bireyler yetiştirirsek;ilgilenirsek,zaman ayırırsak çocuklarımıza gelecek te bu ülkemize yön verecek;olanlar bizim çocuklarımız.
Bizler muskayla ;hacıyla hocayla ;kırık çıkıkçılarla hala merak konusu yapıp-ta onların kapılarını tıkır-dattığımız sürece  bu zihniyeti değiştiremeyiz.babacanım.
elimize aldığımız gazetenin resimlerine ve ilgimize çeken yerleri bakıp köşe yazarlarını okumuyorsak;veya çok kitap var kitaplıkta ama süs olarak bulunduruyorsak;halimiz kötü derim ben. babacanım.iyi-
ye gitmiyoruz derim.Bilinçli aydın nesiller yetiştirmek bize bağlı,biz çalışırsak;üretirsek,haramı helalı,
öğretirsek çocuklarımıza ve onlarla yeterli zaman ayırıp vakit harcıyorsak bunlar boşa değil.
Eğitimden geçiyor herşey kısaca dramatung kardeşim.benimde çok anlatacaklarım var.karşılıklı za-
man olursa  bir araya gelebilirsek seni aydınlatacağımdan eminim.şimdi yorgunsun mademki seni ra-
hatsız etmek iste-miyorum.geçmiş olsun.hiç anlamadığın  yerler var diyosun ya  ben onları aslında anladım.buraya kaleme döksem  sen anladığımın farkına o zaman varırsın.şimdi diyebilirsin yine anlamamış beni diyeceksin belkide ama işte sohbeti karşılıklı yapsak  eminim aydınlanırsın.sana iyi günler diliyorum .güzel -
kalpli babacan.sevgi ve saygılar dilerim.bize bu fırsatı veren gamyun Ailesine ve üyelere'de ayrıca tşk.ler ediyorum.saygılarımla
02 Aralık 2018, 09.28
Sevgili Şehr-i19mayıs geçmiş olsun. Geçmiş olsun. Allah sürekli şifalar versin. Başka rahatsızlık göstermesin. Sevgiler, selamlar.
03 Aralık 2018, 14.43
Sevgili Battal Bey 
Ben, bilime, teknolojiye, modern tıbba herkesten, her şeyden çok değer veren bir öğretmenim. Gericiliğe, bağnazlığa, yobazlığa sonuna kadar karşı oldum. Bu yüzden mevcut yönetimlerle hiçbir zaman yıldızım barışmadı. Devlet hizmetinde geçirdiğim yirmi beş yıllık çalışmam sürgünlerle geçti. Bu nedenle de daha; çok çalışabilecekken yirmi beş yılı tamamlayınca emekliliğimi istedim. Yirmi yıldan fazla da özel eğitim kurumlarında dershanelerde çalıştım. Öğretmenliğin dışında tiyatro sanatçısıyım. Devlet tiyatrolarında misafir sanatçı olarak, özel tiyatrolarda kadrolu oyuncu olarak çalıştım;turnelere gittim.TRT'de ve özel stüdyolarda seslendirme yaptım. Dizi oyunculuğu yaptım. İki sinema filminde küçük roller üstlendim. İyi bir yazarım. Yazılarım okuyanlar tarafından beğeniliyor. Şiirde o kadar başarılı değilsem de birkaç şiirim de var. Çok güzel şiir okurum. Diyeceksin ki "madem bu kadar iyi bir sanatçısın neden kimse seni tanımıyor.?" Tanınmak reklam işidir. Ben reklamı sevmem.Buradaki açıklamalarıma bakma; övünmeyi de sevmem. 
                    Dokuz yumurtalı nineye gelince; ben altmış beş, yetmiş yıl önceye ait bir anımı anlattım; ve gerçekten iyi ve değerli, çoktan rahmetli olmuş bir insanı andım. Elbette bilim, teknoloji, modern tıp yadsınamaz. Benim her zaman savunduğum gerçekler bunlar. Alternatif tıp denilen şey, tıbbı asla inkar etmemekle birlikte onun yanında, bir takım yöntemlerle sağlık hizmeti,şifa vermeye çalışmaktır. Örneğin soğuk algınlığına nane limon kaynatıp içmek de bir alternatif tıptır. Zararlı mıdır? Hayır. Yararlı olanı olduğu gibi, yararsız, hatta zararlı olanı da vardır.Ama alternatif tıptır işte! Üfürükçülük, muska yazmak, büyü yapmak da alternatif tıptır. Onaylıyor muyuz? Hayır.Hatta bunların yasal yaptırımları, cezaları var.
İşte böyle" babacan" ım. Daha çok yazabilirim; ama şunu da bilirim ki "ne kadar çok söylersen söyle, anlatabildiğin karşındakinin anlayabildiği kadardır." Yunus Emre'ye Mevlana " Mesnevi" yi nasıl buldun?" diye sormuş." Güzel ama çok uzun yazmışsın" demiş Yunus. "Sen yazsan nasıl yazardın?" diye sorunca. "Ete kemiğe büründüm. Yunus diye göründüm." derdim. cevabını  vermiş.( Bu bir rivayet; söylence... Gerçekten karşılaşmışlar mı? Yaşadıkları yıllar buna müsait mi? araştırılabilir.)
                  İyi günler; kendine iyi bak. Selam ve sevgilerimle.
Yorum yapabilmek için ÜYE GİRİŞİ yapmalısın