gamyun.net'i doğru görüntüleyebilmek için tarayıcını güncellemelisin, güncelleyemiyorsan başka bir tarayıcıyı ücretsiz yükleyebilirsin.

BLOG

ŞUBATIN ANISINA

11 Şubat 2024, 19.40
A- A+
Anı yaşamadıysan empati bir yere kadar demiştim ama..
Senden ricam aşağıdaki linke gir, ne nedir diye araştırma, çıkan sayfada rastgele bir isme tıkla, tıkladığın ismin hikayesini yazsana bana.
https://anitsayac.com/
 

ADEMİN KIZI AYŞE

telefonuna baktı. arayan yok, saat akşam 8 anca.
konyaaltı sahilinde arabası ile üçüncü turunu atıyordu. heyecandan terleyen ellerinin ıslaklığını direksiyon simidinde hissetti. toparlanmaya çalıştı. kendi kendine söyleniyordu;
-daha çıkmamıştır belki…
kafası karışık, dalgınca arabayı sürüyordu. konyaaltının kadınları daha yeni yeni işe çıkıyordu. yol kenarında duran kadını fark etmesi gecikmedi. zaten yavaş gittiğinden dolayı önünde durması zor olmadı. arabanın camını açtı. kadının yüzüne baktı. yeni yeni işe çıkıyordu konyaaltının kadınları, ama yine de sarışın kadın bezgin, yüzünde donuk bir ifade ;
-tek seferi 100, saati 200 canım. otele karışmıyorum…
-……
-ne oldu aslan dilin mi tutuldu
o arada kadını dikkatle süzdü, o değildi.
-yok abla… şey…
-ablanın …………………. diye ucu kalabalık bir küfür geldi
hızla çalıştırdı arabayı, kadın arkasından durmadan küfrediyordu.

500-600 metre anca gitti, bir tane kadın daha gördü. heyecandan 5 metre kadar önünde anca durabildi. kadın suratını ekşiterek arabaya doğru yürüdü. camdan uzattı kafasını içeri
-tek görüşme 100 saati…
kadın konuşurken cesaretini toparladı. kadının lafının bitmesini beklemeden heyecanla ağzından döküldü kelimeler;
-şey… sarı saçlı biri vardı…
-…………..
-arkadaş methetti, şey… adı sinem?
önce yüzünü buruşturdu kadın, sonra
-benden fazla nesi varmış diye göstere göstere göğüslerini çekiştirdi, gülümsedi.
terliyordu adam, sakinliğini korumaya çabaladı.
-yok, ondan değil de
-????
-şey… ya senden güzel değildir tabi de, şey… çok methettiler
kadın arkadan yanaşan arabayı gördü. adamdan bir an evvel kurtulmak istiyordu, durdu bir an, nedense dikkatlice yüzüne baktı adamın
-ilerde, otel sapağında durur sinem
-sağol abla…
kadın patlattı kahkahayı
-ablanın ………
arkadan yanaşan arabaya doğru kırıtarak yürümeye başladı.

arabayı 50 metre ya sürdü ya sürmedi. heyecandan ellerinin titrediğini hissediyordu. kenara yanaştı. arabayı durdurdu. bir cigara çıkardı tabakasındaki sigaraların arasından. içi dolu bir sigara, arkadaşı öğlen zeytinköyden almış, rahatlatır diye zorla vermişti. yaktı, derin derin birkaç nefes çekti. kenevirin tadı boğazını yakıyordu. öksürdü. alışkın değildi, bir nefes daha çekti, yavaşça üfledi, cigarayı arabanın camından dışarı fırlattı. kenevirin etkisiyle biraz başı dönüyordu ama ellerinin titremesi durmuştu.
kontağı çevirdi, otel sapağına en fazla bir iki kilometre yolu vardı. aceleyle üçe attı vitesi, tekledi araba, stop etti. ağzından dolu dolu bir küfür döküldü. sımsıkı tutarken direksiyonu;
-sakinleş, sakinleş, sakinleş kenan! diye bağırarak söylendi.
arabayı çalıştırdı yine, otel sapağına doğru yavaşça sürmeye başladı.20 metre kala kaldırımda bekleyen kadınların arasından sinem’i fark etti. evet oradaydı!

arabayı kaldırıma neredeyse sıfır park etti. kadınlar arabaya doğru yanaşıyordu. açık olan camdan sesini sertleştirmeye çalışarak;
-sarışın, çalışıyor musun dedi
sinem arabaya doğru yöneldi, kafasını camdan içeri uzattı.
-tek görüşme 100, saati…
alnından aşağı terler süzülürken
-gel hadi dedi sadece.
sinem koltuğa oturur oturmaz konuşmaya başladı.
-saatlik mi canım bla bla bla...
sinemin sesini duymuyordu. kulağına sadece kalp atışlarının sesi geliyordu. nefesini kontrol etmeye çalışıyordu.
-ilerde aradaki otel canım dedi sinem
kenan konuşmaya çalıştı, beceremedi sustu.
sinem şaşkın, suratına bakıyordu.
-saatlik mi dedim canım, aaaa neden konuşmuyorsun, yoksa heyecan mı bastı diye gülümsedi
-evet, saatlik diyebildi sadece.
kelimeler ağzından gayri ihtiyari çıkmıştı. sanki başka birisi söylüyor o dinliyordu.

arabayı otele doğru sürdü. butik otel, eski, pis… kapıdan içeri doğru yöneldiler. sinem önde kıvırtarak yürüyordu. resepsiyona yanaştı.
-ahmet abi bir oda versene bize diye gülümsedi
-erkencisin kız bugün diye sırıttı ahmet
ahmet kirli sakallı, iri yarı, çirkin bir adam. elindeki telefonu yana bıraktı, seçmeden asılı anahtarlardan birini uzattı. kenan’a döndü
-kimlik?
kenan şaşkın, bir an afalladı, elini arka cebine attı, cüzdanından kimliğini elleri titreyerek uzattı.
ahmet kenan’ın yüzüyle kimlikteki fotoğrafı karşılaştırırken
-70 lira alayım dedi.
kotunun ön cebindeki paralardan yüz lira çekti, uzattı. para üstünü aldı derken;
-çıkışta alırsın kimliğini genç dedi ahmet
merdivenlere doğru yöneldiler. ahmet kimlikteki bilgileri bakarken gülerek arkalarından bağırdı
-sinemmmm kız! hemşonmuş oğlan!
-boşa demiyorlar hemşeri hemşeriyi gurbette hahahahahahhahahaha

kenan 21 yaşında, uzun boylu genç oğlan, yaşına göre kalıplı, sakalları gür, en az 25 gösteriyor. üzerinde hırkası, altında yazısız beyaz tişörtü var. sinem 30 a yakın, güzel kadın… saçları çakma sarı, uzun boylu, neredeyse kenan kadar var boyu, askılı bodysi, elinde çantası, mini eteği dizinin baya üstünde, yürürken hatları belli oluyor.
kapıyı açtı sinem, içeriye girer girmez
-parayı peşin alıyoruz canım diye gülümseyerek uzattı elini
kenan elini cebine attı, kotunun ön cebindeki desteden iki tane yüzlük daha çekti. elleri hala titriyordu.
sinem yatak başındaki komidine doğru yürüdü, kenan’a sırtını döndü, parayı çantasına koyarken
-sen soyun canım dedi, şarkı mırıldanıyordu bir yandan. parayı çantasına koydu, yavaşça kenan’a doğru yüzünü çevirdi.
kenan’ın yüzünü gördüğünde korktu bir an, kenan kımıldamadan duruyordu, yüzü kapkara… gözlerindeki ifadeden korktu.
-eee soyunmamışsın canım dedi. sinem’in sesinde korku vardı.
kenan heykel gibi duruyordu. alnından aşağı dökülen terler…
-abla… beni bildin mi diye kekeledi
sinem şaşkın;
-kimsin lan sen! ne biliyim! diye daha bir korkuyla yükseldi sesi
-ayşe abla… ben kenan… emminin oğlu…

hırkasının altından belindeki 38 lik amerikan coltu çıkardı. sadece elinde tabancanın soğukluğunu hissetti. başka bir şey hissetmiyordu.
sinemin gözleri yuvasından fırlar gibi oldu bir an, bağırmak istedi, ama nedense durdu. anlık gülümserken güzel yüzü dikkatlice kenan’a baktı;
-büyümüşsün kenan, büyümüşsün…
demeye kalmadı silahtan mermiyi yuvaya sürme sesi ve …
bağrış çağrış, yan odadan gelen sesler, koridorda kaçanların ayak sesleri… kenan en fazla iki üç metre mesafeden vurduğu ayşe’nin üzerine sıçrayan kanlarına bakıyordu. şarjörde ne kadar mermi varsa hepsini ayşe’nin üzerine boşaltmıştı. tişörtü, yüzü, elleri kolu hep kan içindeydi. dondu, kımıldayamıyordu. sadece kulağı çınlıyordu, sesleri duymuyor, üzerine sıçrayan kanların kırmızısından başka bir şey göremiyordu. kafasını yerde yatan ayşe’ye çevirebildi bir ara, ayşe’ye baktı gözlerini hiç ayırmadan. yerdeki dandik halının üzerinde kan gölü büyüyordu yavaş yavaş…

ayşe… çocukken büyük bir hayranlıkla bakardı ona, beraber oynamışlıkları, ailece pikniğe gitmişlikleri bile vardı. severdi kenan’ı ayşe, çoğu zaman ablalık yapardı. ayşe o zaman da çok güzeldi. köylük yerden okul kazanıp çıktı diye ne kadar sevinmişti. sonra evlendi, boşandı dediler bir ara, sonrasında haber yok.
titremeye daha fazla dayanamadı dizleri, hızlıca yere çöktü. öğürerek kusmaya başladı. dakikalarca kustu… gözlerinin karardığını hissediyordu. bu arada kapıyı yumruklayan ahmet’in bağırma sesi geliyordu.
toparlanmayı denedi, olmadı. elini telefonuna attı kalan son gücüyle, baba yazan numarayı aradı. bir iki çalmaya açıldı telefon
-babam… emmime dersin vazife tamamdır…
babası bir şeyler söylerken duymadı, gözleri karardı, telefon elinden düştü, kan gölünün üzerine ayşe’nin yanına doğru kapaklandı bedeni, bayıldı…

ertesi gün işe çıkmadı konyaaltının kadınları, telefonları açmadılar, müşteri almadılar. namı diğer sinem’in cenazesini o gün kaldırıldılar. ağladılar, dualar okudular ve gerçekten çok ağladılar…
o gün iki hayat söndü, biri mezara, biri cezaevine…
ama olsun! namusu temizlenmişti köyün, hayatın bu kadar pisliğin arasında, iki bacak arası namusu temizlenince apaydın olmuştu köy yeri. kararan güneş yeniden sapsarı doğmuş, yağmur yeniden yağmış, köyün bereketi geri gelmişti. 

çünkü bedeli ne olursa olsun köyün namusu temizlenmişti, ve kimse artık adem’in kızı ayşe o…… olmuş diyemeyecekti.


Bazılarına göre ise sadece sayaç 1 kişi daha artmıştı...

YORUMLAR


Henüz yorum yapılmamış :( Yazık ama blog sahibi senin yorumunu bekliyor olabilir

Yorum yapabilmek için ÜYE GİRİŞİ yapmalısın