Şefkatten Yapılmış Evler
"İnsan en çok çocukken aldığı şefkatten yapılır. Ve nereye giderse gitsin, kalbinde hep o ilk iyileştirildiğimiz yerin kokusunu taşır..." ... tamamını oku
"İnsan en çok çocukken aldığı şefkatten yapılır. Ve nereye giderse gitsin, kalbinde hep o ilk iyileştirildiğimiz yerin kokusunu taşır..." ... tamamını oku
Bazen insan, İstanbul’un ruhu yoran o kalabalığından, ritmi hiç yavaşlamayan uğultusundan kaçıp sığınacak sakin bir liman arar. Benim limanım, özellikle böyle özel zamanlarda Büyükada, ya da Bodrum olur. Bu bayramı da fırsat bilip, varlığıyla içimi ısıtan babaannemle birlikte düştük yollara. Amacımız hem... tamamını oku
Takvimler mayısın ilk gününe değdiğinde, benim için sadece yeni bir yaş değil; bitmek bilmeyen, kadim bir bayram şöleni başlardı. Zihnimde hemen o eski, avlulu taş evin serinliği ve büyükbabamın gülen gözleri belirir. O... tamamını oku
Güneşin turuncuya dönüp denize devrildiği o ince saatlerdi. Beşiktaş vapurunun açık tarafında, yüzüme çarpan serin iyot kokusuyla oturuyordum. Etraf kalabalıktı ama içimde, o kütüphane sessizliğine benzer bir ıssızlık vardı. İnsan bazen en kalabalık vapurda bile, sadece kendi hikâyesine takılıp kalıyor.... tamamını oku
Dünyada bu kadar ruhu yoran kalabalık varken; bir kez daha bunları yansıtmak, bunları tekrar etmek istemiyorum. Hayatımdan da bana iyi gelmeyen, ruhumu gölgeleyen ne varsa bir bir çıkartıyorum. Güzel olan ne varsa; bahçemdeki çiçekler, kapımdaki kediler, köpekler, ağaç dallarındaki kuşlarım ve... tamamını oku
Sokakta yürürken, vapurda martıları izlerken ya da bir kahve sırasında beklerken başınızı kaldırıp etrafınıza hiç baktınız mı? Herkes orada ama herkes bir o kadar uzak. Başlar eğik, gözler ekranların o soğuk ve parlak ışığında... Sanki hepimiz aynı fiziksel mekandayız ama ruhlarımız bambaşka... tamamını oku
Mevlana ve Şems-i Tebrizi’nin o benzersiz hayatını, o derin dostluklarını uzun zamandır inceliyorum. Okudukça derinleşen, derinleştikçe beni düşündüren bu hikayeden aldığım kısa notları bugün sizinle paylaşmak istedim. Belki bu satırlar, benim ruhuma dokunduğu gibi sizin de gönlünüzde bir pencere açar... ... tamamını oku
İstanbul’da iş dönüşü; o kilitlenmiş trafik, korna sesleri ve insan kalabalığı ruhu hırpalarken, ben her şeyi ardımda bırakıp zamanı durdurduğum o yola, denize kaçıyorum. Arabayı kilitleyip kendimi doğruca iskelede buluyorum. Bostancı-Kadıköy hattının o emektar vapurunda, kalabalığın uğultusunu denizin köpüğüne feda edip kütüphane... tamamını oku
Hiç düşündünüz mü; bazen koca bir gün geçmek bilmez, bazen de en mutlu olduğunuz o beş dakika sanki bir saniye gibi uçup gider. Meğer eski zamanlarda insanlar zamanı ikiye ayırırmış. İsimleri biraz değişik ama hisleri hepimize çok tanıdık: Kronos ve Kairos. Kronos,... tamamını oku
Hayat bazen en hayranlık duyduğumuz zihinleri bile bir sis bulutuyla örtebiliyor. Çok yakın bir dostumun annesine, bundan sadece bir ay önce Alzheimer teşhisi konuldu. O, benim için sadece bir "anne" figürü değil; üniversite yıllarımda hayranlıkla izlediğim, profesör unvanını her zerresiyle hak eden,... tamamını oku